Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g93 Eylül s. 3-4
  • Neden Bu Kadar Çok Yanlış Alarm Var?

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Neden Bu Kadar Çok Yanlış Alarm Var?
  • Uyanış!—1993
  • Benzer Malzeme
  • Sevilen ve Nefret Edilen—Çekingen Bir Yaratık
    Uyanış!—1995
  • Dünyanın Sonuyla İlgili Kehanetler
    Uyanış!—1995
  • Gelecek Hakkında Güvenilir Bilgi Arayışı
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1993
  • Sahte Peygamberler
    Kutsal Yazılardan Kanıtlar Gösterin
Daha Fazla
Uyanış!—1993
g93 Eylül s. 3-4

Neden Bu Kadar Çok Yanlış Alarm Var?

Dünyanın Sonu—Ne Kadar Yakın?

KÖYÜN koyunlarını güden bir delikanlı hakkında anlatılan bir öykü vardır. Bir gün, biraz heyecan yaratmak amacıyla, kurt yokken, “Kurt var! Kurt var!” diye bağırmış. Köylüler kurdu kovmak için sopaları kapıp evlerinden fırlamış, fakat dışarda kurt bulamamışlar. Bu durum delikanlıyı öylesine eğlendirmiş ki, bu imdat çağrısını daha sonra yinelemiş. Köylüler yine sopaları kapıp koşmuş; sonuç, yine yanlış alarm. Sonunda kurt gerçekten gelmiş ve delikanlı uyarmak üzere yine “Kurt var! Kurt var!” diye bağırmış, fakat köylüler onun imdat çağrısının bu kez de yanlış bir alarm olduğunu düşünüp kabul edip aldırış etmemişler. Onlar daha önce yeterince aldatılmışlardı.

Dünyanın sonunu ilan edenlerle ilgili durum da böyle oldu. İsa’nın günlerinden bu yana geçen yüzyıllar boyunca, öylesine çok gerçekleşmeyen kehanette bulunulmuştur ki, çokları artık bunları ciddiye almıyor.

MS 590-604 yıllarında papalık yapan I. Gregor, Avrupalı bir hükümdara yazdığı mektubunda şunları demişti: “Biz, Majestelerinin de şunu bilmelerini isteriz ki, Kadirimutlak Tanrı’nın Mukaddes Yazılarındaki sözlerinden öğrenmiş olduğumuza göre, bu şimdiki dünyanın sonu artık yakındır ve Azizlerin sonsuz Krallığının başlayacağı zaman yaklaşmaktadır.”

On altıncı yüzyılda, Lutherci Kilise’nin atası olan Martin Luther, dünyanın sonunun gelmek üzere olduğu konusunda kehanette bulunmuştu. Yetkili bir kaynağa göre: “Bana kalırsa, hüküm gününün hemen eşiğinde olduğumuzdan eminim” demişti.

İlk Baptist gruplarından birine ilişkin şunlar bildirildi: “On altıncı yüzyılın başında yaşayan Anabaptistler, Milenyumun 1533 yılında başlayacağına inanıyorlardı.”

“York ve İngiltere Başpiskoposu olan Edwin Sandys (1519-1588) ‘Rabbimizin bu gelişinin yakın olduğundan emin olalım’ demişti.”

Adventist Kilisesini kurma onuru genel olarak kendisine atfedilen William Miller’in şu sözleri aktarılıyor: “Zaman hesabıyla ilgili Yahudi yöntemine göre, İsa’nın 21 Mart 1843 ila 21 Mart 1844 arasında geleceğinden kesinlikle eminim.”

Bu gibi kehanetlerin gerçekleşmemiş olması, Tesniye 18:20-22’ye göre, onları söylemiş olanları acaba birer yalancı peygamber olarak mahkûm eder mi? O ayetlerde şunlar yazılıdır: “Bir peygamber kendisine söylemeği emretmediğim bir sözü küstahça benim ismimle söyler, yahut başka ilâhların ismile söylerse, o peygamber ölecektir. Ve: RABBİN (Yehova’nın) söylemediği sözü nasıl bilelim? diye yüreğinden dersen; peygamber RABBİN ismile söylediği zaman, o şey olmaz, ve çıkmazsa, RABBİN söylemediği şey odur.”

Bazıları, dünyanın sonuyla ilgili şaşırtıcı kehanetleri dikkati üzerlerinde toplamak ve taraftar toplamak amacıyla söyler; başkaları ise yaptıkları açıklamaların doğruluğundan samimiyetle emindirler. Onlar, ya fiziksel olaylar ya da Mukaddes Yazılardaki bazı ayetler üzerine yaptıkları yorumlara dayanan beklentilerini dile getirirler. Kehanetlerinin Yehova tarafından kendilerine doğrudan açıklandığını ve bu anlamda Yehova’nın ismiyle peygamberlik ettiklerini iddia etmezler. Bundan dolayı, sözleri gerçekleşmediği zaman, bu kimseler, Tesniye 18:20-22’de haklarında uyarıda bulunulan yalancı peygamberler olarak görülmemelidir. Onlar, insanın yanılma payının sonucu olarak olayları yanlış yorumlamışlardır.a

Geçmişteki başarısızlıklardan ders almayan bazıları, 2000 yılının yaklaşmasıyla, adeta dürtülmüşçesine, dünyanın sonuyla ilgili yeni yeni kehanetlerde bulundular. 5 Aralık 1989 tarihli The Wall Street Journal, “Milenyum Ateşi: Peygamberler Çoğalıyor, Son Yakın” başlıklı bir makale yayımladı. 2000 yılının yaklaşmasıyla, çeşitli kilise vaizleri İsa’nın gelmekte olduğu ve 1990’lı yılların “şimdiye dek görülmemiş bir sıkıntı zamanı olacağı” kehanetinde bulunuyor. Sonun geleceği ile ilgili en yeni olay, Gelecek Günler Misyonu’nun, 28 Ekim 1992 geceyarısı İsa’nın gelip imanlıları göğe alacağı şeklinde bir kehanette bulunduğu Kore Cumhuriyetinde oldu. Hüküm günüyle ilgilenen diğer çeşitli gruplar da benzer kehanetlerde bulundular.

Bu yanlış alarm seli üzücüdür. Bunlar, delikanlının kurt var, kurt var diye bağırışına benziyor—insanlar kısa bir süre sonra onlara aldırış etmiyor ve gerçek uyarı yapıldığında, onu da dikkate almıyorlar.

Fakat yüzyıllardır, ta günümüze dek süren ve İsa’nın da olacağını önceden söylemiş olduğu bu yanlış alarm verme eğilimi neden vardır? (Matta 24:23-26) İsa, takipçilerine, dönüşünü işaretleyen çeşitli olayları anlattıktan sonra, Matta 24:36-42’de okuduğumuz şu sözleri söyledi: “O gün ve saat hakkında ne göklerin melekleri, ne de Oğul, yalnız Babadan başka kimse bir şey bilmez. Nuhun günleri nasıl idi ise, İnsanoğlunun gelişi (huzuru) de öyle olacaktır. . . . . İmdi, uyanık olun; çünkü Rabbinizin hangi gün geleceğini bilmezsiniz.”

Onlara sadece uyanık ve hazır olmaları değil, hararetle beklemeleri de söylenmişti. Romalılar 8:19 şunları der: “Hilkatin [yaratılışın] hararetli arzusu Allahın oğullarının zuhurunu bekliyor.” İnsan doğası, bir şeyi şevkle umup istediğimizde, onu hararetle beklediğimizde, kanıtlar yetersiz bile olsa, onun eşiğinde olduğumuzu düşünmeye kuvvetli bir eğilim gösterir. Bu hararetle yanlış alarmlar vermiş olabiliriz.

O halde, doğru uyarıyı yanlış olanlardan ayırt eden nedir? Cevap bulmak için lütfen gelecek makaleye bakın.

[Dipnotlar]

a Yehova’nın Şahitleri de, İsa’nın ikinci gelişine duydukları hararetin sonucu olarak, sonraları yanlış olduğu ortaya çıkan bazı tarihlere dikkat çekmişlerdir. Bundan dolayı bazıları onları yalancı peygamberler olarak adlandırdılar. Ne var ki, onlar, bu olayların hiçbirinde “Yehova’nın ismile” kehanetlerde bulunmaya kalkışmadılar. Hiçbir zaman, ‘Bunlar Yehova’nın sözleridir’ demediler. Yehova’nın Şahitlerinin resmi yayın organı olan The Watchtower şunları belirtti: “Biz peygamberlik mevhibesine sahip değiliz.” (Ocak, 1883, sayfa 425) “Ne de yazdıklarımızın yüceltilmesini veya yanılmaz olarak kabul edilmesini istiyoruz.” (15 Aralık 1896, sayfa 306) The Watchtower’ın ifade ettiği gibi: bazılarının Yehova’nın ruhunu almış olmaları gerçeği, “şu anda Yehova’nın Şahidi olarak hizmet edenlerin ilham altında oldukları anlamına gelmez. The Watchtower’da çıkan yazıların ilham edilmiş, yanılmaz ve hatasız olduğu anlamına da gelmez.” (15 Mayıs 1947, sayfa 157) “The Watchtower, ne ifadelerinin ilham edilmiş olduğunu savunur, ne de dogmatiktir.” (15 Ağustos 1950, sayfa 263) “Bu yayınları hazırlayan kardeşler yanılmaz kişiler değillerdir. Onların yazıları, Pavlus’un ve Mukaddes Kitabın diğer yazarlarınınki gibi ilham edilmiş değildir. (II. Tim. 3:16) Bundan dolayı, anlayışın daha açıklık kazanmasıyla, zaman zaman görüşleri düzeltmek gerekliydi. (Sül. Mes. 4:18)”—15 Şubat 1981, sayfa 19.

    Türkçe Yayınlar (1974-2027)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş