Bilim Bir Din midir?
“New Scientist” dergisinin yakın tarihli bir sayısında, Michael Shallis, bazı görüşleri yüzünden eleştirilen fizikçi Fred Hoyle’u savundu. Shallis şöyle diyor: “Belki Hoyle’un en büyük sapkınlığı Evrenin kontrolü için kozmik bir zekâya gerek olduğu fikrini ortaya atması idi.” Yazar, Hoyle’un böyle bir zekâ sahibi olmadan “Evrenin akla pek uygun gelmediğine” inandığını söylüyor.
Shallis, her ne kadar Tanrı’nın varlığının veya evrendeki maksadın bilimin ele alamayacağı “fizik ötesi bir sorun” olduğunu söylüyorsa da, “bilginlerin, meslektaşlarının onayıyla maksat noksanlığı hakkında fizikötesi bir şeyler söyleyebilip de bunun tersi hakkında bir şey söyleyemeyeceklerini” açıklıyor. “Böylece ileri sürülen fikir . . . . bilimin, bu fizik ötesi kavrama bağlanmasına izin vermekle kendisini bir din ve herhalde (böyle bir şey varsa) ateist bir din olarak görmesidir.”
Daha yüksek bir kudretin varlığına inanmayı reddetmek, Mezmur yazarının şu sözleriyle ifade edilene benzer bir zihni tutum gösterir: “Kötü, mağrur yüzü ile araştırma yapmaz; Allah yoktur — işte, onun bütün düşünceleri. . . . .” (Mezmur 10:4; 19:1) Ayrıca, bu tutumun bir sonucu olarak evrenin başlangıcı hakkındaki teoriler şansa bağlı kalmaktadır.