Hayatlar Söz Konusu Olduğundan Uyanık, Etkili Ve Hikmetli Öğretmenler Olmağa Çalışalım
1 ‘Büyük sıkıntının’ patlak vermesi yaklaştıkça, güçlükler artacaktır. Bundan dolayı İsa’nın Luka 21:34-36’da uyanık olmamızla ilgili uyarısına çok dikkat etmeliyiz, zira İblis Şeytan dünyadaki sıkıntıları arttırmağa çalışıyor. (Vah. 12:12) Ve özellikle Tanrı’nın emirlerini tutanlarla cenk ediyor. (Vah. 12:17) Savaşımız insanlara karşı değildir; kötü ruhi kuvvetlere, yani Şeytan ile cinlerine karşı savaştığımızı daima zihnimizde tutmalıyız. Bu nedenle daima uyanık olmalı ve Yehova’nın koruması altında ve verdiği güç ve hikmet sayesinde, hayat kurtarma işine sona kadar devam etmeliyiz.—İbr. 6:11, 12.
2 İnsanların kurtuluşu, fidye tedariğine karşı gösterecekleri imanlarına bağlıdır. Resul Pavlus da, bu nedenle, hikmetlilikle hareket ederek, Korintos’taki insanlarla gereksiz tartışmalara girmedi, ancak kurtuluşla ilgili olan temel öğretileri va’zetti ve öğretti. (I. Kor. 2:1-5) Hikmetli bir anne, yeni doğmuş olan bebeğine et yerine süt verdiği gibi, o da önce, anlaşılması kolay temel öğretileri onlara va’zetti ve öğretti. Biz de I. Korintoslular 3:1, 2’deki ayetlere göre davranırsak, hayat kurtarma işinde etkili ve başarılı olacağız.
3 Özellikle kürsüden öğretici bilgi veren ihtiyarlar ve hizmet yardımcıları uyanık ve dikkatli olmalıdırlar; zira hayat söz konusudur. Bazıları yanlış tutum ve davranışlarla konuya yaklaşırlarsa, öğreten bunlara bakmaksızın, Tanrı’nın Sözüne sadakatle bağlı kalmalı ve “kelâmı vazet, vakitli vakitsiz sıkıştır, bütün tahammül ve öğretme sanatı ile tedip et (YD) tekdir et, teşvik et” tembihine göre hareket etmelidir. (II. Tim. 4:2) Evet, öğretmek bir sanattır, tıpkı operatör olmak gibi. Bir operatör keskin aletlerini dikkatle, ustalıkla ve hikmetle kullanırsa, bir hayatı kurtarabilir; dikkatsizlik bir kimsenin sakat kalmasına hatta ölmesine bile neden olabilir. Cemaatte öğretim işini yapan ihtiyarın veya hizmet-yardımcısının elinde de çok keskin bir alet var; bu, Tanrı’nın Sözüdür. (İbr. 4:12) Bu söz ustalıkla kullanılmalı; dikkatle etkili şekilde ve hikmetlilikle.—I. Tim. 4:16.
4 Ameliyat masasında çalışırken, hayat söz konusu olduğundan, çalışmak için herhangi birine değil, ancak ehliyetli kişilere izin verildiği gibi, Yehova da, cemaatte öğretme işini herkese vermez. Bir kimse gerçekten yetenekli olmalı ve bir öğretmen olmanın büyük sorumluluğunu fark etmelidir. Yakub: “Ey kardeşlerim, . . . . çoğunuz öğretmen (YD) olmayın” diye yazmıştır. (Yak. 3:1) Yakub, yukarda kayıtlı sözlerini, öğretmen olarak tayin edimedikleri ya da ehliyetli olmadıkları halde, kendilerini öğretmenmiş gibi göstermeğe çalışan erkeklere yöneltmişti. Bu gibi ehliyetsiz erkekler, gereken niteliklere önem vermeksizin, öğretmenlerin sahip olduğu nüfuz ve yetkiye sahip olmak istiyorlardı. Onlar herhalde, resul Pavlus’un tarif ettiği şu kişilere benziyorlardı: “Ne söyledikleri şeyleri, ne de neler hakkında iddia ettiklerini anlamadıkları halde, kanun öğretmenleri (YD) olmak” istiyorlar.—I. Tim. 1:7.
5 Şakirt Yakub, sözlerine şöyle devam eder: “Hepimiz çok şeylerde sürçeriz. Eğer bir kimse kelâmda sürçmezse, o adam kâmil”dir. (Yak. 3:2) Örnek öğretmenler bile sözlerinde yanılmaya eğilimli olduklarına göre, ehliyetsiz erkeklerin bu işi yapmaları çok daha tehlikelidir. Bir öğretmen ne ölçüde yanılırsa, cemaat de o ölçüde zarar görür; o kişi ise, daha ağır hüküm altına girer.—Yak. 3:1.
6 Evet, bir öğretmen diğerlerini eğiten ya da yöneten bir kimse olduğundan, ondan diğer üyelerden beklenilenden çok daha fazlası beklenir. Yakub bu kişi için, ‘daha büyük hükme uğrayacak’ demektedir; İsa Mesih ise, şu prensibi belirtti: “Kime çok verilmişse, ondan çok istenecektir; ve kime çok emanet edilmişse, ondan fazla istenecektir.” Bu nedenle, kürsüden öğretenler uyanık, dikkatli, etkili ve hikmetli olabilmek için şahsi tetkike çok değer vermeli ve gayrette gevşek olmamalıdırlar. Onlar bilgiyi tam vermelidirler. Tanrı Filipililer 1:9’da bize şöyle diyor: “Sevginiz tam bilgi ve bütün ayırt etme yeteneğiyle daha ve daha bol olsun.” (YD)—Yak. 3:1; Luka 12:48.