Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • Haddinibilmezlik Utanç Getirir
    Gözcü Kulesi—2000 | 1 Ağustos
    • Haddinibilmezlik Utanç Getirir

      “Gurur (haddinibilmezlik) gelince utanç da gelir; fakat hikmet alçak gönüllüler (haddini bilenler) iledir.”—SÜLEYMANIN MESELLERİ 11:2.

      1, 2. Haddinibilmezlik nedir; hangi durumlarda felakete yol açtı?

      KISKANÇ bir Levili, Yehova’nın tayin ettiği yetkili kişilere karşı bir kalabalığı isyana kışkırtıyor. Hırslı bir prens, babasının tahtını zorla ele geçirmek için sinsice bir plan hazırlıyor. Sabırsız bir kral, Tanrı’nın peygamberinin açık talimatlarını hiçe sayıyor. Bu üç İsraillinin ortak bir özelliği var: haddinibilmezlik.

      2 Herkes için ciddi bir tehdit oluşturan haddinibilmezlik, yüreğe özgü bir niteliktir. (Mezmur 19:13) Haddinibilmez kişi, yetkisi olmadığı halde bir şeyi yapmaya küstahça cüret eder. Bu da çok defa felakete yol açar. Aslında, haddinibilmezlik kralları mahvetmiş ve imparatorlukları yıkmıştır. (Yeremya 50:29, 31, 32; Daniel 5:20) Hatta Yehova’nın bazı hizmetçilerini bile tuzağa düşürmüş ve onların yıkımına yol açmıştır.

      3. Haddinibilmezliğin tehlikeleri hakkında nasıl bilgi sahibi olabiliriz?

      3 Mukaddes Kitap yerinde olarak şunu belirtiyor: “Gurur (haddinibilmezlik) gelince utanç da gelir; fakat hikmet alçak gönüllüler (haddini bilenler) iledir.” (Süleymanın Meselleri 11:2) Mukaddes Kitap, bize bu özdeyişin doğruluğunu kanıtlayan örnekler sağlar. Bunlardan bazılarını incelemek, uygun sınırları çiğneme tehlikesini görmemize yardım edecektir. Bu nedenle şimdi, başta sözü edilen üç adamın kıskançlık, hırs ve sabırsızlık nedeniyle nasıl haddinibilmezce davranıp utanca düştüğünü ele alalım.

      Korah—Kıskanç Bir Asi

      4. (a) Korah kimdi; hangi tarihsel olaylarda yer aldığına kuşku yoktur? (b) Daha sonraki yıllarında Korah, hangi kötü olaya ön ayak oldu?

      4 Korah, Levili Kohat oğullarındandı ve Musa ile Harun’un birinci dereceden kuzeniydi. Onun yıllarca Yehova’ya vefalı olduğu anlaşılıyor. Korah, Kızıldeniz’den mucizevi şekilde geçerek kurtulanların arasında olma imtiyazını yaşadı ve muhtemelen Yehova’nın Sina Dağı’nda buzağıya tapınan İsrailoğulları için verdiği hükmün yerine getirilmesine katıldı. (Çıkış 32:26) Fakat sonunda Korah, Musa ve Harun’a karşı yapılan bir ayaklanmanın elebaşı oldu. Ruben oğullarından Datan, Abiram ve On ile birlikte İsrailoğullarından 250 bey de bu isyana katıldı.a Onlar Musa ve Harun’a şöyle dediler. “Artık yetti, çünkü bütün cemaat, onlardan her biri mukaddestir, ve RAB onların arasındadır; ve niçin RABBİN cümhuru üzerine kendinizi yükseltiyorsunuz?”—Sayılar 16:1-3.

      5, 6. (a) Korah, Musa ve Harun’a karşı neden isyan etti? (b) Korah’ın, muhtemelen Tanrı’nın düzenlemesindeki yerini küçümsediği neden söylenebilir?

      5 Sadakatle geçen yıllardan sonra, Korah neden isyan etti? Musa’nın önderliğinin baskıcı olmadığına kuşku yoktur; çünkü o “yer yüzündeki bütün adamlardan ziyade alçak gönüllü idi.” (Sayılar 12:3) Fakat anlaşılan Korah, Musa ve Harun’u kıskanarak onların seçkin bir konumda olmalarına içerledi. Bu duygu, Musa ve Harun’un bencilce ve keyfi olarak kendilerini cemaatin üstünde tuttukları gibi yanlış sözler söylemesine yol açtı.—Mezmur 106:16.

      6 Korah’ın sorununun bir kısmı, büyük olasılıkla onun Tanrı’nın düzenlemesindeki kendi imtiyazlarına değer vermemesiydi. Gerçi Levili Kohat oğullarının hepsi kâhin değildi, fakat Tanrı’nın Kanununun öğretmenleriydiler. Ayrıca, toplanma çadırının nakledilmesi gerektiğinde, içindeki eşya ve takımları onlar taşıyordu. Bu önemsiz bir görev değildi, çünkü kutsal takımlara, sadece dinsel ve ahlaksal yönden temiz olanlar el sürebilirdi. (İşaya 52:11) Bu nedenle Musa, Korah’la karşı karşıya geldiğinde aslında ona şunu soruyordu: Görevini çok önemsiz görüp bir de kâhinliği mi ele geçirmek istiyorsun? (Sayılar 16:9, 10) Korah, en büyük onurun, özel bir mevki veya konum elde etmek değil, Yehova’ya, O’nun düzenlemesine göre sadakatle hizmet etmek olduğunu fark etmedi.—Mezmur 84:10.

      7. (a) Musa, Korah ve adamlarına karşı nasıl davrandı? (b) Korah’ın isyanı nasıl bir felaketle sonuçlandı?

      7 Musa, Korah ve adamlarına ertesi sabah buhurdanlar ve buhurlarıyla toplanma çadırında bir araya gelme çağrısında bulundu. Kâhin olmadıklarından, Korah ve adamlarının buhur sunma yetkisi yoktu. Geceleyin meseleyi tekrar gözden geçirme fırsatına sahip olduktan sonra bile onlar buhurdan ve buhurlarla gelirlerse, bu hâlâ onların kâhinler gibi hareket etme hakkına sahip olduklarını düşündüklerini açıkça gösterecekti. Ertesi sabah bu şekilde geldiklerinde, Yehova haklı olarak öfkesini ifade etti. Ruben oğullarıyla ilgili hükmün infazında “yer ağzını açtı, ve . . . . onları yuttu.” Korah da dahil diğerleri Tanrı’dan gelen bir ateşle yok edildi. (Tesniye 11:6; Sayılar 16:16-35; 26:10) Korah’ın haddinibilmezliği ona en büyük utancı getirdi: Tanrı’nın onayını yitirdi.

      ‘Kıskançlık Eğilimine’ Direnin

      8. ‘Kıskançlık eğilimi’ İsa’nın takipçileri arasında nasıl kendini gösterebilir?

      8 Korah’la ilgili kayıt, bizim için bir uyarıdır. Kusurlu insanlarda ‘kıskançlık eğilimi’ olduğundan, bu İsa’nın takipçilerinin cemaatinde bile kendini gösterebilir. (Yakub 4:5) Örneğin, mevkie önem veren bir kişi olabiliriz. Korah gibi, arzu ettiğimiz imtiyazlara sahip olanları kıskanabiliriz. Ya da, İsa’nın ilk yüzyıldaki takipçilerinden biri olan Diotrefis gibi olabiliriz. O, resullerin sahip olduğu otoriteyi çok eleştiriyordu, bu onun yetki sahibi biri olmak istemesinden anlaşılıyor. Gerçekten de, Yuhanna Diotrefis’in “en üstün olma sevdasında” olduğunu yazdı.—III. Yuhanna 9, Müjde.

      9. (a) Cemaat sorumluluklarıyla ilgili hangi tutumdan kaçınmalıyız? (b) Tanrı’nın düzenlemesindeki yerimizle ilgili uygun görüş nedir?

      9 Tabii, İsa’nın takipçisi bir erkek için cemaatte sorumluluklar almayı istemek yanlış değildir. Hatta Pavlus bunu teşvik etti. (I. Timoteos 3:1) Fakat, hizmet imtiyazlarını, sanki terfi ile erişilen bir onur nişanı olarak asla görmemeliyiz. İsa’nın şu sözlerini unutmayın: “Aranızda kim büyük olmak isterse, hizmetçiniz olsun. Ve aranızda kim birinci olmak isterse, kulunuz olsun.” (Matta 20:26, 27) Sanki Tanrı’nın gözündeki değerimiz teşkilatındaki “konum”umuza bağlıymış gibi, daha büyük sorumlulukları olanları kıskanmanın yanlış olduğu açıktır. İsa “siz hep kardeşsiniz” dedi. (Matta 23:8) Evet, ister müjdeci ya da öncü olsun, ister yeni vaftiz edilen ya da uzun yıllardan beri bütünlüğünü koruyan biri olsun, Yehova’ya tüm benlikle hizmet eden herkes O’nun düzenlemesinde değerli bir yere sahiptir. (Luka 10:27; 12:6, 7; Galatyalılar 3:28; İbraniler 6:10) Mukaddes Kitabın “birbirinize karşı alçak gönüllülüğü takının” öğüdünü uygulamaya çabalayan milyonlarca kişiyle omuz omuza çalışmak gerçekten bir nimettir.—I. Petrus 5:5.

      Abşalom—Hırslı Bir Fırsatçı

      10. Abşalom kimdi; davaları nedeniyle krala gelenleri pohpohlayarak nasıl göze girmeye çalıştı?

      10 Kral Davud’un üçüncü oğlu Abşalom’un yaşamı hırs konusunda somut bir ders verir. Bu düzenbaz fırsatçı, davası olduğu için krala gelenleri pohpohlayarak onların gözüne girmeye çalıştı. İlkin, Davud’un onların ihtiyaçlarına karşı kayıtsız olduğunu ima etti. Sonra inceliği bıraktı, doğrudan konuya girdi. Gösterişli bir şekilde “keşke memlekette beni hâkim koysalar, ve davası yahut muhakemesi olan her adam bana gelse, ve ona adalet etsem!” diye konuştu. Abşalom’un kurnaz politikası sınır tanımıyordu. Mukaddes Kitap şunları belirtiyor: “Bir adam ona iğilmek için yaklaştığı zaman elini uzatır, ve onu tutar, ve onu öperdi. Ve hüküm için kırala gelen bütün İsraile Abşalom böyle yapardı.” Sonuç ne oldu? “Abşalom İsrail adamlarının yüreğini çaldı.”—II. Samuel 15:1-6.

      11. Abşalom, Davud’un tahtını nasıl ele geçirmeye çalıştı?

      11 Abşalom babasının krallığını ele geçirmeye kararlıydı. Beş yıl önce, Davud’un en büyük oğlu Amnon, Abşalom’un kız kardeşi Tamar’a tecavüz etmişti ve görünüşte bunun intikamı olarak Abşalom da onu öldürttü. (II. Samuel 13:28, 29) Fakat daha o zamandan tahta göz koyarak, Amnon’u öldürmeyi bir rakibi saf dışı bırakmanın güvenli bir yolu olarak düşünmüş olabilir.b Her ne ise, zamanı geldiğinde, Abşalom harekete geçti. Krallığını tüm ülkede duyurdu.—II. Samuel 15:10.

      12. Abşalom’un haddinibilmezliğinin kendisine nasıl utanç getirdiğini açıklayın.

      12 Abşalom bir süre başarılı oldu, çünkü “fesat cemiyeti kuvvetli idi; . . . . Abşalomla olan kavm git gide çoğalıyordu.” Bir süre sonra Kral Davud canını kurtarmak için kaçmak zorunda kaldı. (II. Samuel 15:12-17) Fakat çok geçmeden, Abşalom’un kariyeri son buldu, çünkü Yoab tarafından öldürüldü ve bir çukura atılarak üzeri taşlarla örtüldü. Düşünün: Kral olmak isteyen bu hırslı adam saygın bir şekilde bile gömülmedi!c Haddinibilmezlik Abşalom’a tam anlamıyla utanç getirdi.—II. Samuel 18:9-17.

      Bencilce Hırstan Kaçının

      13. Hırslı bir ruh, İsa’nın bir takipçisinin yüreğinde nasıl kök salabilir?

      13 Abşalom’un iktidarı ele geçirişi ve ardından düşüşü bizim için bir derstir. Günümüzün acımasız ve amansız dünyasında, insanların, iyi bir izlenim bırakmak, bir ayrıcalık elde etmek veya terfi etmek için üstlerine dalkavukluk ederek onların gözüne girmeye çalışmaları yaygındır. Aynı zamanda astlarının onay ve desteğini kazanmak ümidiyle kendilerini överek büyük sözler söyleyebilirler. Dikkatli olmazsak, böyle hırslı bir ruh yüreğimizde kök salabilir. Anlaşılan böyle bir durum ilk yüzyılda bazılarında görüldü ve resullerin bu kişilere karşı güçlü uyarılarda bulunması gerekti.—Galatyalılar 4:17; III. Yuhanna 9, 10.

      14. Hırs ve kendini yükseltme özelliğine sahip bir ruhtan neden kaçınmalıyız?

      14 Yehova’nın teşkilatında, ‘kendi izzetlerini arayan’ ve kendi kendilerini büyüten düzenbazlara yer yoktur. (Süleymanın Meselleri 25:27) Hatta Mukaddes Kitap şu uyarıyı yapıyor: “RAB bütün düzgün dudakları, büyük söyliyen dili kesecektir.” (Mezmur 12:3) Abşalom hoş fakat aldatıcı sözler söyleyen dudaklara sahipti. Onaylarına ihtiyacı olduğu kişilere pohpohlayıcı sözler söyledi; hepsi şiddetle arzu ettiği yetkili bir mevkii elde etmek içindi. Buna tezat olarak, Pavlus’un şu öğüdünü uygulayan bir kardeşler topluluğu içinde olmamız ne büyük bir nimet: “Hiç bir şeyi fırkacılıkla, ne de boş övünmekle yapm[ayın] fakat alçak gönülle, her biri diğerini kendinden üstün say[sın].”—Filipililer 2:3.

      Saul—Sabırsız Bir Kral

      15. Saul bir zamanlar haddinibilir bir kişi olduğunu nasıl gösterdi?

      15 Daha sonra İsrail’in kralı olan Saul, önceleri haddini bilen bir kişiydi. Örneğin, gençlik yıllarında olanları ele alalım. Tanrı’nın peygamberi Samuel kendisi hakkında olumlu sözler söylediğinde Saul alçakgönüllülükle şu cevabı verdi: “Ben İsrail sıptlarının en küçüğünden, Benyaminî değil miyim? ve aşiretim Benyamin sıptının aşiretlerinden en küçüğü değil midir? niçin bana böyle bir şey söyliyorsun?”—I. Samuel 9:21.

      16. Saul ne yönde sabırsız bir tutum gösterdi?

      16 Ne var ki, daha sonra Saul haddinibilmez biri oldu. Filistîlerle savaştayken, Gilgal’a geri çekildi; orada kurbanlar sunarak Tanrı’ya yakarmak için gelecek olan Samuel’i beklemesi söylendi. Samuel belirlenen zamanda gelmeyince, Saul haddinibilmez şekilde davranarak yakılan takdimeleri kendisi sundu. Sunma işlemini yeni bitirmişti ki, Samuel geldi. Ve “Ne yaptın?” diye sordu. Saul şu cevabı verdi: “Gördüm, kavm yanımdan dağılıyordu, ve sen dediğin günde gelmedin, . . . . ve kendimi zorlıyıp yakılan takdimeyi arzettim.”—I. Samuel 13:8-12.

      17. (a) Saul’un davranışı ilk bakışta neden mazur görülebilir? (b) Yehova sabırsız davranışı için Saul’u neden kınadı?

      17 İlk bakışta, Saul’un davranışı mazur görülebilir. Ne de olsa, Tanrı’nın kavmi ‘dardaydı’, ‘sıkılıyordu’ ve umutsuz bir durumda olduklarından korku içinde titriyorlardı. (I. Samuel 13:6, 7) Kuşkusuz, koşullar gerektirdiğinde inisiyatifi ele almak yanlış değildir.d Fakat, Yehova’nın yürekleri okuyabileceğini ve en içteki güdülerimizi algılayabileceğini unutmayın. (I. Samuel 16:7) Bu nedenle O, Saul’la ilgili, Mukaddes Kitap kaydında doğrudan belirtilmeyen bazı etkenleri görmüş olabilir. Örneğin, Yehova, Saul’un sabırsızlığına gururun neden olduğunu görmüş olabilir. Belki de Saul çok sinirlenmişti; İsrail’in kralı, işi ağırdan alan yaşlı bir peygamber olarak gördüğü birini beklemek zorundaydı! Her ne ise, Saul, Samuel’in yavaş davranmasının, kendisine, sorunu ele alma ve verilen açık talimatları göz ardı etme hakkı verdiğini düşündü. Sonuç ne oldu? Samuel, Saul’un inisiyatif kullanmasını övmedi. Aksine, şunları söyleyerek Saul’u cezalandırdı: “Kırallığın durmıyacak; . . . . çünkü sen, RABBİN sana emrettiği şeyi tutmadın.” (I. Samuel 13:13, 14) Bir kez daha, haddinibilmezlik utanç getirdi.

      Sabırsızlıktan Sakının

      18, 19. (a) Sabırsızlığın, Tanrı’nın günlerimizdeki bir hizmetçisinin nasıl haddinibilmez şekilde davranmasına neden olabileceğini anlatın. (b) Cemaatteki işlerin yürümesi hakkında neyi unutmamalıyız?

      18 Saul’un bu haddinibilmezce davranışı bizim yararımız için Tanrı’nın Sözüne kaydedildi. (I. Korintoslular 10:11) Kardeşlerimizin kusurları yüzünden kolayca sinirlenebiliriz. Meseleleri, uygun şekilde çözmek üzere, bizzat ele almamız gerektiğini düşünerek Saul gibi sabırsızca davranabiliriz. Örneğin, bir biraderin organizasyon konusunda bazı üstün yeteneklerinin olduğunu varsayalım. Dakiktir, cemaat meselelerinde uygulanması gereken en son bilgilere dayanan yöntemleri bilir, iyi konuşma ve öğretme yeteneğine sahiptir. Aynı zamanda, başkalarının onun titiz ve özenli standartlarını karşılamadığını fark eder; onlar, onun istediği kadar verimli değillerdir. Bu durum ona sabırsızlığını ifade etme izni verir mi? Belki, kendi çabaları olmasaydı hiçbir şeyin yapılamayacağını ve cemaatin sendeleyeceğini ima ederek kardeşlerini eleştirmeli mi? Bu haddinibilmezlik olur.

      19 Aslında, İsa’nın takipçilerinin bir cemaatini birlik içinde tutan nedir? Yönetim konusundaki beceriler mi? Verimlilik mi? Derin bilgi mi? Bunların, cemaatteki işlerin pürüzsüzce yürümesi için bir avantaj olduğu doğrudur. (I. Korintoslular 14:40; Filipililer 3:16; II. Petrus 3:18) Fakat İsa, takipçilerinin aslında aralarındaki sevgiyle tanınacağını söyledi. (Yuhanna 13:35) Bu nedenle ilgi dolu ihtiyarlar, cemaatin düzenli olmakla birlikte, katı bir yönetim gerektiren ticari bir kurum olmadığının, tersine, bu cemaatin şefkatli özene ihtiyacı olan bir sürüden oluştuğunun bilincindedirler. (İşaya 32:1, 2; 40:11) Bu ilkeleri haddinibilmezce davranarak hiçe saymak, çok defa çekişmeyle sonuçlanır. Tanrısal düzen ise, barış getirir.—I. Korintoslular 14:33; Galatyalılar 6:16.

      20. Gelecek makalede ne ele alınacak?

      20 Mukaddes Kitabın, Korah, Abşalom ve Saul’la ilgili kaydı, haddinibilmezliğin, Süleymanın Meselleri 11:2’de belirtildiği gibi, utanç getirdiğini açıkça gösteriyor. Bununla birlikte Mukaddes Kitabın aynı ayeti şunu ekliyor: “Hikmet alçak gönüllüler (haddini bilenler) iledir.” Haddinibilirlik nedir? Mukaddes Kitaptan hangi örnekler, bu niteliğe ışık tutabilir ve bugün haddinibilirlik niteliğini nasıl gösterebiliriz? Bu sorular, gelecek makalede ele alınacak.

      [Dipnotlar]

      a Ruben, Yakub’un ilkdoğanı olduğundan, onun torunları arasından Korah’ın isyanına katılanlar, Levi’nin torunu olan Musa’nın üzerlerinde yönetme yetkisine sahip olmasına içerlemiş olabilirler.

      b Davud’un ikinci oğlu Kileab’dan doğumundan sonra söz edilmiyor. O, muhtemelen Abşalom’un isyanından önceki bir tarihte öldü.

      c Mukaddes Kitap devirlerinde, ölen kişinin cenazesinin toprağa verilmesi önemli bir olaydı. Bu nedenle, uygun şekilde gömülmemek feci bir durumdu ve çok defa Tanrı’nın onayını kaybetmenin bir ifadesiydi.—Yeremya 25:32, 33.

      d Örneğin, Finehas binlerce İsraillinin ölümüne yol açan bir belayı durdurmak üzere derhal harekete geçti ve Davud, çok acıkmış olan adamlarını kendisiyle birlikte “Allahın evi”ndeki huzur ekmeklerinden yemeye teşvik etti. Bu davranışların hiç biri Tanrı tarafından haddinibilmezlik olarak mahkûm edilmedi.—Matta 12:2-4; Sayılar 25:7-9; I. Samuel 21:1-6.

  • ‘Hikmet Haddini Bilenler İledir’
    Gözcü Kulesi—2000 | 1 Ağustos
    • ‘Hikmet Haddini Bilenler İledir’

      “Allahınla alçak gönüllü olarak [ya da haddinibilirlikle] yürümekten başka RAB senden ne ister?”—MİKA 6:8.

      1, 2. Haddinibilirlik nedir; haddinibilmezlikten nasıl farklıdır?

      ÖNDE gelen bir resul, dikkati kendi üzerine çekmeyi reddetti. İsrailli cesur bir hâkim kendini babasının evinin en küçüğü olarak adlandırdı. Dünyada yaşamış en büyük adam sınırsız bir yetkiye sahip olmadığını kabul etti. Bu kişilerin her biri haddinibilirlik niteliğini gösterdi.

      2 Bu nitelik, haddinibilmezliğin tersidir. Haddinibilir bir kişi yetenekleri ve değeri hakkında makul bir fikre sahiptir ve kibir ya da kendini beğenmişlikten uzaktır. Haddinibilir kişi, gururlu, övüngen ya da hırslı olmanın tersine, yapabilecekleri konusunda sınırlarının daima farkındadır. Bu nedenle, başkalarının duygularına ve görüşlerine saygı duyar ve gereken önemi verir.

      3. Hikmet ne yönden ‘haddini bilenler iledir’?

      3 Yerinde olarak Mukaddes Kitap şunu belirtir: ‘Hikmet haddini bilenler iledir.’ (Süleymanın Meselleri 11:2) Haddini bilen kişi hikmetlidir, çünkü Tanrı’nın onayladığı yolu izler ve utanç verici sonuçlara yol açan haddinibilmez bir tutumdan kaçınır. (Süleymanın Meselleri 8:13; I. Petrus 5:5) Tanrı’nın birçok hizmetçisinin yaşamı, haddinibilirliğin hikmetini doğrular. Şimdi, ilk paragrafta sözü edilen üç örneği ele alalım.

      Pavlus—Bir ‘Hizmetçi’ ve Bir ‘Kâhya’

      4. Pavlus hangi eşsiz imtiyazlara sahip oldu?

      4 Pavlus, İsa’nın ilk takipçileri arasında önde gelen bir kişiydi ve bunun nedeni kolayca anlaşılabilir. O, hizmeti sırasında denizde ve karada binlerce kilometre yol gitti ve sayısız cemaat kurdu. Ayrıca Yehova, Pavlus’u rüyetlerle ve yabancı dillerde konuşma yeteneğiyle bereketledi. (I. Korintoslular 14:18; II. Korintoslular 12:1-5) Ve Pavlus’a, şimdi Yunanca Kutsal Yazıların bir kısmı olan 14 mektubu da ilhamla yazdırdı. Pavlus’un diğer tüm resullerden fazla emek sarfettiği açıkça söylenebilir.—I. Korintoslular 15:10.

      5. Pavlus, kendisi hakkında mütevazı bir görüşe sahip olduğunu nasıl gösterdi?

      5 Pavlus, İsa’nın takipçilerinin faaliyetine önderlik ettiğinden, bazıları onun ilgi odağı olmaktan zevk duymasını, hatta yetkisini gösterişli bir şekilde sergilemesini beklemiş olabilir. Fakat öyle değildi, çünkü Pavlus haddinibilir bir kişiydi. Kendisini “resullerin en küçüğü” olarak adlandırdı ve şunu ekledi: “Ben ki resul çağırılmağa lâyık değilim, çünkü Allahın kilisesine eza ettim.” (I. Korintoslular 15:9) Pavlus, İsa’nın takipçilerine daha önce zulmetmiş biri olarak, özel hizmet imtiyazlarına sahip olmak şöyle dursun, Tanrı ile ilişkiye sadece hak edilmemiş inayet sayesinde sahip olabildiğini hiç unutmadı. (Yuhanna 6:44; Efesoslular 2:8) Bu nedenle Pavlus hizmetteki olağanüstü başarılarının, kendisini diğerlerinden üstün kıldığını düşünmedi.—I. Korintoslular 9:16.

      6. Pavlus haddinibilirlik niteliğini Korintoslularla ilişkisinde nasıl gösterdi?

      6 Pavlus’un haddinibilirliği özellikle Korintoslularla ilişkisinden açıkça görülür. Anlaşılan onlardan bazıları, aralarında Apollos, Kifas ve bizzat Pavlus’un da bulunduğu önemli nazırlar olarak düşündükleri kişilere, çok büyük bir hayranlıkla bağlanmışlardı. (I. Korintoslular 1:11-15) Fakat Pavlus ne Korintosluların övgüsünü istedi ne de onların hayranlığını kötüye kullandı. Onları ziyaret ederken, kendisini “etkileyici sözlerle ya da üstün bir bilgelikle” ortaya koymadı. Tersine, Pavlus kendisi ve arkadaşları hakkında şunları söyledi: “İnsan bizi Mesihin hizmetçileri ve Allahın sırlarının kâhyaları gibi saysın.”a—I. Korintoslular 2:1-5, Müjde; 4:1.

      7. Pavlus öğüt verirken bile nasıl haddinibilir şekilde davrandı?

      7 Hatta Pavlus kesin bir dille öğütler ve talimatlar vermek zorunda kaldığında bile haddinibilir şekilde davrandı. İman kardeşlerine, resul olarak sahip olduğu otoriteyle değil, “Allahın rahmetleri için” ve “sevgiden ötürü” yalvardı. (Romalılar 12:1, 2; Filimon 8, 9) Bunu neden yaptı? Çünkü o, kendisini tam anlamıyla kardeşlerinin ‘yardımcısı’ olarak gördü, ‘imanlarının efendisi’ olarak değil. (II. Korintoslular 1:24) Pavlus’un haddinibilirliğinin, onun ilk yüzyıldaki cemaatlerde özellikle sevilmesini sağladığına kuşku yok.—Resullerin İşleri 20:36-38.

      İmtiyazlarımız Hakkında Mütevazı Bir Görüş

      8, 9. (a) Neden kendimiz hakkında mütevazı bir görüşe sahip olmalıyız? (b) Belirli ölçüde sorumluluğu olanlar nasıl haddinibilir şekilde davranabilirler?

      8 Pavlus, İsa’nın günümüzdeki takipçileri için mükemmel bir örnek ortaya koydu. Bize hangi sorumluluklar emanet edilirse edilsin, hiçbirimiz başkalarından üstün olduğumuzu düşünmemeliyiz. Pavlus şunu yazdı: “Bir kimse bir şey değilken, kendini bir şey sanırsa, kendi kendini aldatır.” (Galatyalılar 6:3) Neden? Çünkü “hepsi günah işlediler, ve Allahın izzetinden mahrum kaldılar.” (Romalılar 3:23; 5:12) Evet, hepimizin Âdem’den günahı ve ölümü miras aldığını asla unutmamalıyız. Aldığımız özel imtiyazlar bizi düşük günahkâr durumumuzdan çıkarıp yükseltmez. (Vaiz 9:2) Pavlus’un durumunda olduğu gibi, insanların, Tanrı’ya imtiyazlı bir mevkide hizmet etmek şöyle dursun, O’nunla bir ilişkiye girebilmeleri bile ancak hak edilmemiş inayeti sayesinde mümkün olur.—Romalılar 3:12, 24.

      9 Haddinibilir bir kişi bunun bilincinde olduğundan, ne imtiyazlarından zafer kazanmış gibi bir haz duyar ne de başarılarıyla övünür. (I. Korintoslular 4:7) Öğüt ya da talimatlar verirken, bunu bir efendi gibi değil, iş arkadaşı gibi yapar. Belirli görevlerde başarılı olan birinin, iman kardeşlerinden övgü beklemesi ya da onların hayranlığını kötüye kullanması kuşkusuz yanlıştır. (Süleymanın Meselleri 25:27; Matta 6:2-4) Değerli tek övgü, başkalarından, istenmeden gelen övgüdür. Eğer övgü alırsak, bunun kendimiz hakkında gereğinden fazla düşünmemize neden olmasına izin vermemeliyiz.—Süleymanın Meselleri 27:2; Romalılar 12:3.

      10. Bazı mütevazı kişilerin, aslında nasıl “imanda zengin” olabileceğini açıklayın.

      10 Bize belirli ölçüde sorumluluk emanet edildiğinde, haddinibilirlik niteliği, kendimize aşırı önem vererek cemaatin sadece bizim gayretlerimiz ve yeteneklerimiz sayesinde geliştiği gibi bir izlenim yaratmaktan kaçınmamızı sağlar. Örneğin, özellikle öğretim verme konusunda yetenekli olabiliriz. (Efesoslular 4:12, 13) Bununla birlikte, eğer haddinibilir biriysek, bir cemaat ibadetinde öğrenilen en büyük derslerden bazılarının kürsüden verilmediğini kabul etmemiz gerekir. Örneğin, çocuklarını tek başına yetiştiren bir anne ya da babanın onlarla düzenli olarak İbadet Salonuna geldiğini görmek sizi teşvik etmez mi? Ya da, duygusal çöküntü içinde olmasına ve değersizlik duygularının sürekli kendisini rahatsız etmesine rağmen, sadakatle ibadetlere gelmeye devam eden birini? Ya da, okulda ve başka bir yerde karşı karşıya kaldığı kötü etkilere rağmen, ruhen sürekli gelişen bir genci? (Mezmur 84:10) Bu kişiler ilgi odağı olmayabilirler. Onların yüz yüze geldiği bütünlük denemeleri çoğunlukla başkaları tarafından fark edilmez. Fakat, onlar da, daha göze çarpan kişiler kadar “imanda zengin” olabilirler. (Yakub 2:5) Unutulmamalı ki, sonunda Yehova’nın lütfunu kazandıracak şey, sadakattir.—Matta 10:22; I. Korintoslular 4:2.

      Gideon—Babasının Evinin “En Küçüğü”

      11. Gideon, Tanrı’nın meleğiyle konuşurken nasıl haddinibilir şekilde davrandı?

      11 Manasse sıptından güçlü bir genç olan Gideon, İsrail tarihinin çok çalkantılı bir döneminde yaşadı. Yedi yıl boyunca, Tanrı’nın kavmi Midyanîlerin elinde zulüm görmüştü. Fakat artık Yehova’nın, kavmini kurtarma vakti gelmişti. Bu nedenle, Gideon’a bir melek göründü ve “Ey cesur yiğit, RAB seninle beraberdir” dedi. Gideon haddinibilir biriydi, bu nedenle bu beklenmedik iltifatın sevinciyle kendinden geçmedi. Tersine, meleğe saygıyla şunu sordu: “Ah, efendim, eğer RAB bizimle beraberse, niçin bütün bu şeyler başımıza geldi?” Melek meseleleri açıkladı ve Gideon’a “İsraili Midyanın elinden kurtar” dedi. Gideon nasıl karşılık verdi? Bu görevi, milli bir kahraman olma fırsatı olarak görüp, büyük bir arzuyla almak yerine, şu cevabı verdi: “Ah, efendim, İsraili ne ile kurtarayım? İşte, benim ailem Manassede en fakiridir, ve ben babamın evinde en küçüğüyüm.” Gideon gerçekten haddini bilen biriydi.—Hâkimler 6:11-15.

      12. Gideon görevini yerine getirirken nasıl sağgörülü davrandı?

      12 Yehova, Gideon’u savaşa göndermeden önce denedi. Nasıl? Gideon’a, babasının Baal’e yaptığı mezbahı yıkmasını ve onun yanındaki kutsal direği kesmesini söyledi. Bu, cesaret gerektiriyordu, fakat bunun yanı sıra Gideon görevi yerine getirirken haddinibilir ve sağgörülü bir şekilde de davrandı. Bu işi, halkın gözü önünde dikkati çekecek şekilde yapmak yerine, fark edilme olasılığının çok az olacağı gecenin karanlığında yaptı. Ayrıca, Gideon göreviyle ilgili uygun tedbirler de aldı. Yanına hizmetçilerinden on kişi aldı; belki bazıları nöbet tutarken, diğerleri de mezbahı ve kutsal direği yıkmasına yardım etti.b Her ne olursa olsun, Gideon, Yehova’nın desteğiyle görevini yerine getirdi ve İsrailoğullarını, Midyanîlerden kurtarmak üzere tam zamanında Tanrı tarafından kullanıldı.—Hâkimler 6:25-27.

      Sağgörülü ve Haddinibilir Şekilde Davranmak

      13, 14. (a) Bize bir hizmet imtiyazı verildiğinde nasıl haddinibilir şekilde davranabiliriz? (b) Birader Macmillan haddinibilirlik konusunda nasıl mükemmel bir örnek ortaya koydu?

      13 Gideon’un haddinibilirliğinden öğrenebileceğimiz çok şey var. Örneğin, bize bir hizmet imtiyazı verildiğinde, nasıl karşılık veriyoruz? İlk önce bunun getireceği ün veya prestiji mi düşünüyoruz? Yoksa, haddinibilir bir şekilde ve duayla görevin taleplerini yerine getirip getiremeyeceğimizi mi düşünüyoruz? Yeryüzündeki yaşamı 1966’da sona eren Birader A. H. Macmillan bu konuda mükemmel bir örnek oluşturdu. Teşkilatın ilk başkanı C. T. Russell bir keresinde Birader Macmillan’a, yokluğunda işin sorumluluğunu kimin üzerine alabileceğiyle ilgili düşüncelerini sordu. Sohbette, Birader Macmillan, durum onun için oldukça uygun olduğu halde, bir kez bile kendisini ileri sürmedi. Sonunda Birader Russell, Birader Macmillan’ı çağırarak görevi kabul etmeyi düşünmesini istedi. Birader Macmillan daha sonraki yıllarda şunları yazdı: “Şoke olmuş bir vaziyette orada kalakaldım. Konunun üzerinde bir süre çok ciddi bir şekilde düşündüm ve dua ettim; sonunda, kendisine yardım etmek üzere elimden gelen her şeyi yapmaktan mutlu olacağımı söyledim.”

      14 Kısa bir süre sonra Birader Russell öldü, böylece Teşkilatın başkanlığı boş kaldı. Birader Macmillan, Birader Russell’ın son vaaz etme turu sırasında onun görevini yaptığından, bir birader ona şunları söyledi: “Mac, başkanlık görevini almak için büyük bir fırsatın var. Birader Russell yokken, onun özel temsilcisiydin ve o, hepimize senin dediklerini yapmamızı söylerdi. Şimdi gitti ve dönmedi. Görevi sen sürdüreceksin gibi görünüyor.” Birader Macmillan şu cevabı verdi: “Birader, bu meseleyi ele almanın yöntemi bu değil. Bu, Rabbin işidir ve Rabbin teşkilatında sadece onun size vermeyi uygun gördüğü görevi alırsınız; bu iş için uygun biri olmadığımdan eminim.” Sonra Birader Macmillan görev için başka birini tavsiye etti. Gideon gibi, o da kendisiyle ilgili mütevazı bir görüşe sahipti; bizim de edinmemiz gereken görüş budur.

      15. Başkalarına vaaz ederken, ayırt etme gücünü gösterebileceğimiz bazı pratik yollar nelerdir?

      15 Biz de görevimizi yerine getirirken haddinibilir şekilde davranmalıyız. Gideon sağgörülü davrandı ve muhaliflerini gereksiz yere öfkelendirmemeye çalıştı. Benzer şekilde, vaaz etme işimizde başkalarıyla konuşurken haddinibilir ve sağgörülü olmalıyız. “Kaleleri” ve “düşünceleri” yıkmak için ruhi bir savaş içinde olduğumuz doğrudur. (II. Korintoslular 10:4, 5) Fakat başkalarıyla tepeden bakan bir tavırla konuşmamalıyız veya onlara, mesajımıza gücenmelerine yol açacak geçerli bir neden vermemeliyiz. Tersine, onların görüşlerine saygı duymalıyız ve sahip olabileceğimiz ortak bir noktayı vurgulayıp, sonra dikkati mesajımızın olumlu yönleri üzerinde yoğunlaştırmalıyız.—Resullerin İşleri 22:1-3; I. Korintoslular 9:22; Vahiy 21:4.

      İsa—Haddinibilirlik Konusunda En Büyük Örnek

      16. İsa kendisi hakkında mütevazı bir görüşe sahip olduğunu nasıl gösterdi?

      16 Haddinibilirlik konusunda en mükemmel örnek, İsa Mesih’tir.c Babasıyla arasındaki yakın ilişkiye rağmen, İsa bazı meselelerin kendi yetki alanının dışında olduğunu kabul etmekten çekinmedi. (Yuhanna 1:14) Örneğin, Yakub ve Yuhanna’nın annesi, iki oğlunun krallığında onun yanında oturmasını istediğinde, İsa şunu söyledi: “Sağımda veya solumda oturmağı vermek benim elimde değil.” (Matta 20:20-23) Başka bir keresinde İsa açıkça şunu kabul etti: “Ben kendiliğimden bir şey yapmam; . . . . ben kendi irademi değil, fakat beni gönderenin iradesini ararım.”—Yuhanna 5:30; 14:28; Filipililer 2:5, 6.

      17. İsa, başkalarıyla ilişkisinde nasıl haddinibilir şekilde davrandı?

      17 İsa, kusurlu insanlardan her yönden üstündü ve Babası Yehova’dan eşsiz bir yetki almıştı. Yine de, İsa, takipçileriyle ilişkisinde haddinibilir şekilde davrandı. Engin bilgisini sergileyerek onları etkilemeye çalışmadı. Duyarlı davranarak ve şefkat göstererek onların insani ihtiyaçlarını hesaba kattı. (Matta 15:32; 26:40, 41; Markos 6:31) Dolayısıyla, kusursuz olmasına rağmen, mükemmeliyetçi biri değildi. Asla, öğrencilerinden verebileceklerinden fazlasını istemedi ve taşıyabileceklerinden fazlasını sırtlarına yüklemedi. (Yuhanna 16:12) Bu nedenle, birçok kişinin onu canlandırıcı bulması şaşırtıcı değildir.—Matta 11:29.

      İsa’nın Haddinibilirliğini Örnek Alın

      18, 19. İsa’nın haddinibilirliğini (a) kendimizle ilgili bakış açımızda, (b) başkalarına karşı davranış tarzımızda nasıl örnek alabiliriz?

      18 Eğer dünyada yaşamış en büyük adam haddinibilirlik niteliğini gösterdiyse, bizim bunu daha çok göstermemiz gerekmez mi? Genellikle, kusurlu insanlar mutlak yetkiye sahip olmadıklarını kabul etmekte isteksizdir. Fakat, İsa’nın takipçileri, onu örnek alarak haddinibilir olmak için çaba sarfederler. Onlar, yeterlik sahibi kişilere sorumluluk vermeyecek kadar gururlu değildirler; ayrıca, öğüt verme yetkisi olanların yönlendirmelerini kabul etmekte kibirli ve isteksiz davranmazlar. Onlar, işbirliği ruhu göstererek cemaatte her şeyin “uygun ve düzenli şekilde” olmasını sağlarlar.—I. Korintoslular 14:39-40, Müjde.

      19 Haddinibilirlik ayrıca bizi başkalarından beklentilerimizde makul olmaya ve onların ihtiyaçları konusunda düşünceli davranmaya yöneltecek. (Filipililer 4:5) Başkalarında olmayan bazı yetenek ve becerilere sahip olabiliriz. Fakat, haddini bilen bir kişiysek, başkalarından hep bizim istediğimiz gibi hareket etmelerini beklemeyeceğiz. Her insanın yapabileceği şeyler konusunda sınırları olduğunu bildiğimizden, tam anlamıyla haddinibilir bir tutumla başkalarının kusurlarını mazur görmeye hazır olmalıyız. Petrus şunları yazdı: “Her şeyden evel birbirinize olan sevginiz coşkun olsun, çünkü sevgi bir çok günahları örter.”—I. Petrus 4:8.

      20. Haddinibilmezliğe yönelik bir eğilimi yenmek için ne yapabiliriz?

      20 Öğrenmiş olduğumuz gibi, hikmet gerçekten haddini bilenler iledir. Bununla birlikte, ya haddinibilmezliğe yönelik bir eğiliminizin olduğunu fark ettiyseniz, ne olacak? Cesaretiniz kırılmasın. Davud’un örneğini izleyin; o şöyle dua etmişti: “Kulunu kasdî günahlardan (haddinibilmezce davranışlardan) da koru; onlar üzerime kırallık etmesin.” (Mezmur 19:13) Pavlus, Gideon ve hepsinden önemlisi İsa Mesih gibi kişilerin imanını örnek alırsak, ‘hikmet haddini bilenler iledir’ sözlerinin doğruluğunu biz de şahsen yaşayacağız.—Süleymanın Meselleri 11:2.

      [Dipnotlar]

      a “Hizmetçiler” olarak tercüme edilen Yunanca sözcük, büyük gemilerde daha aşağı konumdaki bir kürekçinin yerinde kürek çeken bir köleye atfedebilir. Buna tezat olarak, “kâhyalar”a, belki bir malikâneye bakmak gibi, daha çok sorumluluk emanet edilebilir. Yine de, çoğu efendinin gözünde kâhya, gemide kürek çeken bir köle gibiydi.

      b Gideon’un sağgörülü davranarak tedbir alması korkaklık işareti sayılıp yanlış anlaşılmamalı. Aksine, onun cesareti İbraniler 11:32-38’de de doğrulanıyor; orada Gideon ‘kuvvetlenenler ve cenkte zorlu olanlar’ arasında sayılıyor.

      c Haddinibilirlik, kişinin yapabilecekleri konusunda sınırlarının farkında olmasını da içerdiğinden, yerinde olarak Yehova’nın haddinibilir olmasından söz edilemez. Bununla birlikte, O alçakgönüllüdür.—Mezmur 18:35.

Türkçe Yayınlar (1974-2026)
Oturumu Kapat
Oturum Aç
  • Türkçe
  • Paylaş
  • Tercihler
  • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
  • Kullanım Şartları
  • Gizlilik İlkesi
  • Gizlilik İlkesi
  • JW.ORG
  • Oturum Aç
Paylaş