Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • w89 1/6 s. 7-12
  • Gerçek Adalet—Kimden Bekleyebiliriz?

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Gerçek Adalet—Kimden Bekleyebiliriz?
  • Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1989 (Dinsel Seri 97-108)
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • Meydan Okuyan Dinleyiciler Topluluğu
  • Tanrı Meçhul Mudur?
  • Tüm İnsanlar Tek İnsandan Yaratıldı
  • “Tanrı’yı Arayabilir, O’nu . . . . . Gerçekten Bulabilirlerdi” (Elçiler 17:27)
    Tanrı’nın Krallığına Tam Anlamıyla Tanıklık Edin
  • “Öğretme İşine Kendini Ver”
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—2010
  • Tanrı’nın Tayin Ettiği Yargıç Vasıtasıyla Herkese Adalet
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1989 (Dinsel Seri 97-108)
  • Agnostik Misiniz?
    Uyanış!—1984 (Bilimsel Seri 9-12)
Daha Fazla
Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1989 (Dinsel Seri 97-108)
w89 1/6 s. 7-12

Gerçek Adalet—Kimden Bekleyebiliriz?

“Bütün dünyanın Hâkimi adalet yapmaz mı?”—Tekvin 18:25.

1, 2. Yaygın olan adaletsizlik, birçok kişi tarafından nasıl karşılanmaktadır?

ADALETSİZLİĞİN giderek arttığını herhalde üzüntüyle fark ediyorsun. Gerçek adaletin yokluğundan, kişisel olarak sen nasıl etkileniyorsun?

2 Bazı insanlar, tepki olarak adil bir Tanrı’nın varlığından şüphe etmeye eğilimlidirler. Hatta bazıları agnostik olduklarını iddia ederler. Herhalde bu terimi sen de duymuşsundur. Bu, “her gerçeğin (Tanrı dahil) belirsiz olduğunu ve hiçbir zaman anlaşılamayacağı” anlamını taşır. “Agnostik” sözcüğü ilk kez, Darwin’in evrim kuramı taraftarı olan biyolog Thomas H. Huxley tarafından 19. yüzyılda kullanıldı.a

3, 4. “Agnostik” sözcüğü nereden gelmektedir?

3 Fakat Huxley “agnostik” sözcüğünü nereden aldı? O, bunu birinci yüzyılın bir kanun adamı olan resul Pavlus’un, başka bir anlamda kullandığı bir ifadeden aldı. Bu, Pavlus’un en önemli konuşmalarının birinde geçti. Bu konuşma bugün dahi ilginçtir, zira tüm insanlar için adaletin ne zaman geleceği ve bundan daha önemlisi, bilgi almak üzere kişisel olarak bundan nasıl yararlanabileceğimiz hakkında bize sağlam bir temel vermektedir.

4 ”Agnostik” (“bilinmeyen”) sözcüğü, Pavlus’un, bir mezbahın üzerinde yazılı olan “meçhul Allaha” ifadesinden alındı. Bu kısa konuşma, doktor Luka tarafından tarihsel Resullerin İşleri kitabının 17. babında kaydedildi. Bu bapta ilk olarak Pavlus’un, Atina’da bulunmasının nedeni açıklanır; daha sonra 16 ila 31. ayetlerinde, Pavlus’un ünlü konuşmasının tümü okunabilir.

5. Pavlus, Atinalılara yaptığı konuşmasını hangi durumda veriyordu? (Resullerin İşleri 17:16-31’i okut.)

5 Pavlus’un konuşması gerçekten çok etkilidir ve bizim buna çok dikkat etmemiz gerekir. Çevremiz haksızlıklarla sarılı olduğuna göre, onun konuşmasından birçok şey öğrenebiliriz. Önce Resullerin İşleri 17:16-21’deki metinde geçen sözlere dikkat edelim: Atinalılar, Sokrat, Eflatun ve Aristoteles’in bir zamanlar öğretim verdikleri ünlü bir bilgi merkezinde yaşadıklarından gurur duyuyorlardı. Atina aynı zamanda çok dindar bir şehirdi. Pavlus, etrafına bakındığı zaman, birçok put görebiliyordu. Örneğin savaş tanrısı Ares veya Mars; Zeus; tıp tanrısı Asklepios; deniz tanrısı şiddetli Poseidon; Dionysios; Athena, Eros ve diğer tanrıların heykelleri vardı.

6. Bulunduğun çevre, Pavlus’un Atina’da gördüklerine oranla ne durumdadır?

6 Pavlus, ya bugün senin bulunduğun şehri veya çevreyi dolaşsaydı, neler görecekti? Hıristiyan âleminin ülkelerinde pek çok put veya dinsel heykel görecekti. Başka yerlerde bunlardan daha da fazlasını görebilecekti. Bir rehber kitap şunları yazıyor: “Yunan ‘kardeşlerinden’ değişik olan Hintli tanrılar, tek eşlidirler ve onların eşleri bazı büyük kudretlere sahiptirler . . . . Her türlü hayat ve doğayla uğraşan abartısız milyonlarca tanrı vardır.”

7. Eski Yunan tanrıları neye benziyorlardı?

7 Birçok Yunan tanrısı, dar fikirli ve ahlaksız olarak gösterilmekteydi. Onların davranışları insanlar için utanç vericidir. Evet, bugün birçok memlekette bu davranışlar suç sayılabilecek niteliktedir. Öyle ise, o zaman yaşayan Yunanlıların bu gibi tanrılardan ne tür bir adalet bekledikleri konusunda senin şüphe etmen yerinde olsa gerek. Gene de Pavlus, Atinalıların özellikle bu tanrılara çok bağlı olduğunu gördü. İnancının doğruluğundan emin olarak, gerçek Hıristiyanlığın yüksek hakikatlerini açıklamaya başladı.

Meydan Okuyan Dinleyiciler Topluluğu

8. (a) Epikürilerde hangi inanç ve görüşler fark ediliyordu? (b) Stoikiler neye inanıyorlardı?

8 Bazı Yahudiler ve Yunanlılar dikkatle Pavlus’u dinlediler. Fakat nüfuz sahibi Epiküri ve Stoiki filozofları nasıl karşılık verdiler? Anlaşılacağı gibi, onların fikirleri, bugün birçok bakımdan yaygın olan ve hatta okullarda öğretilen inançlara benzemekteydi. Epiküriler, mümkün olduğu kadar çok zevk, özellikle zihinsel zevk almayı ısrarla tavsiye ederlerdi. Onların ‘yiyelim ve içelim, çünkü yarın öleceğiz’ felsefesi, prensip ve iffet yokluğuyla tanımlanmıştı. (I. Korintoslular 15:32) Tanrıların, evreni yarattıklarına inanmıyorlardı; bunun yerine hayatın mekanik kanunlara dayanan bir evrende kazaen meydana geldiğine inanıyorlardı. Bundan başka, tanrılar, insanlarla ilgilenmiyorlardı. Ya Stoikiler hakkında ne söylenebilir? Madde ve kuvvetin evrende esaslı prensipler olduklarına inanarak mantığa önem veriyorlardı. Stoikiler, Tanrı’nın, bir Kişi olduğuna inanmak yerine, kişiliği olmayan bir varlık olduğunu savunuyorlardı. İnsanların hayatını kaderin yönettiğini de sanıyorlardı.

9. Pavlus, vaaz etmek bakımından neden tehlikeli bir durumdaydı?

9 Bu filozoflar, Pavlus’un aleni öğretimini nasıl karşıladılar? O zamanki Atinalılarda merak ve haddini bilmez bir tutum egemen olduğundan, bu filozoflar, Pavlus’la tartışmaya başladılar. Nihayet onu Ariopagos’a götürdüler. Atina’nın çarşı meydanının üst tarafında, muhteşem Akropol’ün altında Mars veya Ares savaş tanrısının adını taşıyan kayalık bir tepe vardı. Bu tepenin ismi, Mars’ın tepesi veya Ariopagos idi. Eski zamanlarda burada bir mehkeme veya meclis toplanırdı. Pavlus, belki etkili Akropol ile onun ünlü Parthenon ve diğer tapınak ve heykellerinin gölgesinde mahkemeye çıkarıldı. Roma kanunu yeni tanrılar tanımayı yasakladığından bazıları, resulün tehlikede olduğunu sandılar. Fakat Pavlus, Ariopagos’a sadece inancını açıklamak veya iyi öğremenlik niteliğini göstermek için götürülmüş olsa bile, görkemli bir dinleyici kitlesiyle karşılaştı. Acaba hayati mesajını, onların hışmına uğramadan açıklayabilir miydi?

10. Pavlus, bilgi verirken nasıl takt kullandı?

10 Resullerin İşleri 17:22, 23 ayetlerinde Pavlus’un, nasıl takt ve hikmet kullanarak söze başladığına dikkat edelim. Pavlus, Atinalıların, ne kadar dindar ve ne kadar çok tanrılara sahip olduklarını kabul ettiği zaman, bazı dinleyiciler bunu bir övgü olarak kabul ettiler. Birçok tanrıya tapındıklarını tenkit edeceğine, Pavlus, dikkatleri, daha önce gördüğü “meçhul Allaha” vakfedilen bir mezbaha çekti. Tarih bu mezbahın varlığını kanıtlamaktadır; bu da, Luka’nın söylediklerine karşı güvenimizi artırmalıdır. Pavlus, bu mezbahı, fikrini açıklamak için bir vasıta olarak kullandı. Atinalılar, bilgi ve mantığa çok önem verirlerdi. Gene de kendilerine “meçhul” olan (Yunanca: agnostos) bir tanrının varlığına inanıyorlardı. Pavlus’un bu tanrı hakkındaki açıklaması mantıklıydı. Hiç kimse bu şekilde konuşmasını asla hatalı bulamazdı, öyle değil mi?

Tanrı Meçhul Mudur?

11. Pavlus, dinleyicilerin, gerçek Tanrı hakkında düşünmelerine nasıl yardım etti?

11 Şu halde bu “meçhul Allah” kimdi? Bu “Allah”, dünyayı ve onun içinde bulunan her şeyi yarattı. Evrenin, bitkilerin, hayvanların ve insanların varlığını kimse inkâr edemez. Kudret ve zekâ, evet bütün işlerde görülen hikmet, bunların bir rastlantı sonucu olmadığını, hikmetli ve kudretli bir Yaratıcı’nın eseri olduğunu kanıtlamaktadır. Aslında Pavlus’un bu mantıksal düşünme tarzı, zamanımızda bile geçerlidir.—Vahiy 4:11; 10:6.

12, 13. Hangi çağdaş gerçek, Pavlus’un ileri sürdüğü görüşü desteklemektedir?

12 Bir süre önce, In the Center of Immensities (Sonsuzluğun Merkezinde) adlı kitabında İngiliz gökbilimcisi Bernard Lovell, yeryüzündeki en basit hayat şekillerinin bile son derece karmaşık olduğunu yazdı. Aynı zamanda, böyle bir hayatın rastlantı sonucu oluşup oluşmadığı hakkında da bir inceleme yaptı. Sonuçta, “en küçük tek bir protein molekülünün rastlantı olarak oluşması hakkındaki olasılık, akla sığmayacak kadar küçüktür. Bizi ilgilendiren zaman ve uzay sınırları içinde bu, hemen hemen sıfırdır” dedi.

13 İsterseniz evrenimizi ele alalım. Gökbilimciler, onun aslını tetkik etmek üzere elektronik teleskoplar kullandılar. Acaba ne buldular? Tanrı ve Gökbilimciler adlı kitabında Robert Jastrow şunları yazdı: “Şimdi gökbilimi, bizi, dünyanın aslı hakkındaki Mukaddes Kitaba dayanan görüşe sevk ediyor.” “Mantık kudretine dayanan inancı sayesinde yaşayan bir bilim adamı için bu, bir kâbus halini alıyor. İnsan, cehalet dağlarını aşabildi; en yüksek zirveye erişmek üzeredir; en son kayaya doğru tırmandıktan sonra, orada yüzyıllardan beri bulunan bir sürü ilahiyatçı, yani yaratılışa inanan insan onu karşılıyor.”—Mezmur 19:1 ile karşılaştır.

14. Tanrı’nın, insan yapısı tapınaklarda oturmayacağına dair, Pavlus, hangi mantıklı düşünceyi ileri sürdü?

14 Böylece biz, Pavlus’un Resullerin İşleri 17:24’te yer alan açıklamasının ne kadar doğru olduğunu anlıyoruz ve bu bizi, 25. ayetteki düşünceye sevk ediyor. “Dünyayı ve içinde olan bütün şeyleri yaratan” kudretli Tanrı şüphesiz maddi evrenden daha yücedir. (İbraniler 3:4) Böylece, bu Tanrı’nın, tapınaklarda ve özellikle “meçhul” olduğunu alenen kabul eden insanlar tarafından inşa edilen tapınaklarda oturacak kadar sınırlı olduğunu düşünmek mantık dışıdır. O anda, belki tapınaklarına göz atan filozoflara ne kadar kudretli bir konu sunuldu!—I. Kırallar 8:27; İşaya 66:1.

15. (a) Athena adlı tanrıça, neden Pavlus’u dinleyenlerin zihninde olmalıydı? (b) Tanrı’nın her şeyi Veren olmasından, hangi sonucu çıkarmalıyız?

15 Pavlus’u dinleyenlerin, Akropol’de baş tanrıça olan Athena’ya tapınmaları olasıdır. Parthenon içinde tapınılan tanrıça Athena, fildişinden ve altından yapılmıştı. Athena’nın, 20 metre yüksekliğinde olan başka bir heykeli de, uzaktaki gemilerden görülebilirdi. Athena Polias olarak tanınan heykelin gökten indiği söyleniyordu; bu sebepten sürekli olarak ona elle dokunmuş elbise getirilirdi. Fakat bu insanların tanımadığı Tanrı, Yüce ve evreni Yaratan olduğuna göre, insanların O’na maddi şeyler getirmesine gerek var mıydı? Tüm ihtiyaçlarımızı, O verir. “Hayat”ımızı devam ettirmek için “nefes”i ve güneşi, yağmuru ve yiyeceklerimizin yetiştiği verimli toprak dahil tüm şeyleri O verir. (Resullerin İşleri 14:15-17; Matta 5:45) Her şeyi veren O’dur ve yararlanan ise, insandır. Verenin, alana tabi olmadığı kesindir.

Tüm İnsanlar Tek İnsandan Yaratıldı

16. İnsanın kökeni hakkında Pavlus’un iddiası neydi?

16 Pavlus devamla, Resullerin İşleri 17:26’da, özellikle bugün görülen ırklarla ilgili adaletsizliğin önünde, birçok kişinin üzerinde düşünmesi gereken şu gerçeği açıkladı. Pavlus, Yaratıcı’nın, “bütün yeryüzünde otursunlar diye insanların her milletini bir kandan (tek bir insandan) yarattı”ğını söyledi. Bu kişilerin, adalet açısından insan ırkının bir birlik veya kardeşlikten geldiğini göz önünde bulundurmaları gerekiyordu; çünkü Atinalılar, kendilerini diğer insanlardan farklı kılan, özel bir kökene sahip olduklarını iddia ediyorlardı. Ama Pavlus, hepimizin babası olan ilk insan, yani Adem hakkında Tekvin’de geçen kayda inanmaktaydı. (Romalılar 5:12; I. Korintoslular 15:45-49) Fakat belki sen şöyle düşünüyorsun: ‘Bugünün bilim çağında, böyle bir inanca yer var mı?’

17. (a) Çağdaş gerçekler, Pavlus’un sözlerine nasıl işaret eder? (b) Bunun adaletle ne ilgisi var?

17 Evrim kuramı, insanın değişik yer ve şekillerde geliştiğini ileri sürmektedir. Fakat geçen yılın başında, Newsweek dergisi, bilim bölümünü “Adem ile Havva Hakkında Araştırma” konusuna ayırdı. Bu makale dikkati, genetik alanındaki son gelişmelere çekiyordu. Beklendiği gibi, tüm bilim adamlarının bunu kabul etmemelerine rağmen, makalede, tüm insanların aynı genetik ataya sahip oldukları sonucu desteklendi. Mukaddes Kitabın, çok zaman önce söylemiş olduğu gibi, hepimiz, kardeş olduğumuza göre, herkes için geçerli tek bir adalet olması gerekmez mi? Cildimizin rengi, saçımızın şekli veya diğer dış özelliklerimiz ne olursa olsun, aynı adil muameleyi görmemiz hepimizin hakkı değil mi? (Tekvin 11:1; Resullerin İşleri 10:34, 35) Fakat gene de, insanlık için böyle bir adaletin nasıl ve ne zaman geleceğini bilmek istiyoruz.

18. Pavlus’un, insanlara karşı Tanrı’nın davranışı hakkındaki açıklaması neye dayanmaktaydı?

18 Devamen 26. ayette Pavlus, insanlık için Yaratıcı’nın bir iradesi veya bir maksadı olduğunu bilmemizin yararlı olduğunu vurgulamaktadır. Tanrı İsrail milletiyle ilgilendiği zaman, onların nerede yaşayacakları ve diğer milletlerin, onlara karşı nasıl davranmaları gerektiği hakkında karar vermişti. (Çıkış 23:31, 32; Sayılar 34:1-12; Tesniye 32:49-52) Pavlus’u dinleyenler, onun yorumunu şüphesiz gururlu şekilde önce kendilerine uygulamayı düşündüler. Aslında onların haberleri olsun veya olmasın, Yehova Tanrı zaten Yunanistan’ın beşinci dünya kudreti olacağı zaman ve tarihteki yer hakkında peygamberlik vermişti. (Daniel 7:6; 8:5-8, 21; 11:2, 3) Tanrı, bizzat, milletleri harekete geçirebildiğine göre, hakkında bilgi almak istememiz doğal değil mi?

19. Pavlus’un Resullerin İşleri 17:27’deki görüşü neden mantıklıdır?

19 Tanrı, el yordamıyla dahi Kendisini bulmamızı isteyecek kadar bizi bilgisiz bırakmadı. Hem Atinalılara, hem de bizlere, hakkında bilgi edinebilmemiz için bir temel hazırladı. Daha sonra, Romalılar 1:20’de Pavlus, şunları belirtti: “Onun [Tanrı’nın] görülmez şeyleri, yani ebedi kudreti ve uluhiyeti, dünyanın yaratılışından beri yapılan şeylerle anlaşılarak açıkça görülüyor.” Böylece Tanrı’yı bulmak ve hakkında bilgi edinmek istersek, O, gerçekten bizden uzak değildir.—Resullerin İşleri 17:27.

20. Hangi bakımdan, Tanrı sayesinde “yaşıyoruz, hareket ediyoruz ve varız”?

20 Resullerin İşleri 17:28’in aktardığı gibi, O’na karşı duyduğumuz takdir, bizi, aynı şeyi yapmaya sevk etmelidir. Tanrı, bize hayat verdi. Bizde bir ağaçtaki basit hayattan çok daha fazlası mevcut. Bizim ve hayvanların yürüyebilmek gibi üstün yeteneğimiz var. Bu, bizi mutlu etmiyor mu? Fakat Pavlus, bu konuda daha da ileri gitmektedir. Biz bir kişiliğe sahip zeki varlıklarız. Tanrı bize, düşünmeye, gerçek adalet gibi soyut prensipleri kavramaya, ümit etmeye—evet, O, gelecekle ilgili iradesinin gerçekleşeceği hakkında düşünmemize yardım eden bir beyin verdi. Senin de takdir edeceğin gibi, Pavlus, Epiküri ve Stoiki filozoflar tarafından bunun kabul edilmesinin güç olacağını anladı. Onlara yardım etmek üzere, benzer fikirler beyan eden tanınmış kişilerin ve saygı gösterdikleri ozanların şu sözlerini iktibas etti: “Çünkü biz de onun zürriyetiyiz.”

21. Tanrı’nın zürriyeti olmamız bizi nasıl etkilemeli?

21 İnsanlar, Yüce Tanrı’nın zürriyeti veya elinin işi olduklarını kabul ediyorlarsa, nasıl yaşamaları gerektiği hususundaki yönetimi de O’ndan beklemeleri yerindedir. Akropol’ün gölgesinde konuşan resul Pavlus’un cesaretine hayran olmalısın. O, Yaratıcımızın, insan yapısı herhangi bir heykelden, hatta Parthenon’da bulunan Athena’nın altın ve fildişi heykellerinden daha üstün olduğunu korkusuzca söyleyebildi. Pavlus’un açıklamasıyla hemfikir olan tüm insanlar, aynı zamanda Tanrı’nın, bugün insanlar tarafından tapınılan putların hiçbirine benzemediğini de kabul etmelidirler.—İşaya 40:18-26.

22. Tanrı’nın adaletini beklememizle tövbe arasında ne gibi bir ilişki var?

22 Bu, kişinin bunları sadece zihnen kabul edip, diğer yandan da eski yaşamına devam etmesi demek değildir. Bunu Pavlus, 30. ayette açıkça belirtmektedir: “İmdi Allah cehalet [Kendisinin aciz bir puta benzetildiğini veya bir put vasıtasıyla Kendisine tapınıldığı] zamanlarına göz yumdu; şimdi her yerde hepsinin tövbe etmelerini insanlara emrediyor.” Böylece, güçlü sonuca varırken Pavlus, şaşırtıcı bir noktaya değinmektedir—Tövbe! Öyle ise, eğer gerçek adaleti Tanrı’dan bekliyorsak, bizim de tövbe etmemiz gerekecek. Bu, acaba bizden neler talep eder? Tanrı herkese nasıl adalet sunacak?

[Dipnotlar]

a Bugün birçok kişinin yaptığı gibi, Huxley, Hıristiyan âleminin adaletsizliğini fark etti. Agnostisizim hakkında yazışmalar yapan Huxley, şunları yazdı: “Hıristiyan milletlerin tarih boyunca bu kaynaktan gelen ikiyüzlülüğünü ve gaddarlığını, sel gibi akan yalanlarını, katliamlarını, insanlık ödevlerinin ihlalini bir bakışta görebilseydik, cehennem hakkındaki görüşlerimiz bunların yanında sönük kalırdı.”

CEVAP VEREBİLİR MİSİN?

□ Pavlus, Atina’da hangi dinsel durumla karşılaştı? Bugün nasıl benzer bir durum var?

□ Tanrı, Pavlus’un günlerinde, Atina’da tapınılan sahte tanrılardan hangi bakımdan üstündür?

□ Tanrı’nın, insanı yaratmasındaki hangi temel gerçek, herkes için tek adaletin var olacağı anlamına gelir?

□ İnsanlar, Tanrı’nın yüceliği hakkında bilgi aldıkları zaman, ne gibi bir tepki göstermeli?

[Sayfa 12’deki pasaj]

“Çünkü RAB (Yehova) hakkı sever, ve müttakilerini bırakmaz; onlar ebediyen korunur; fakat kötülerin zürriyeti kesilip atılacak. Salihler yeri miras alır ve onda ebediyen otururlar.”—Mezmur 37:28, 29.

[Sayfa 8’deki çerçeve]

Evren Yaratılmıştır

1980 yılında NASA (National Aeronautics and Space Administration) teşkilatından Dr. John A. O’Keefe şunları yazdı: “Ben Jastrow’un düşüncesini destekliyorum, yani çağdaş astronomi, evrenin yaklaşık on beş ila yirmi milyar yıl önce yaratıldığına dair güvenilir deliller buldu.” “Çevremizde olan bütün şeyler, kayalar, gök, radyo dalgaları ve fiziğin temel kanunları dahil . . . . Yaratılışa dair deliller damgasını taşıdığını görmek, beni çok etkilemektedir.”

[Sayfa 11’deki çerçeve]

“Adem İle Havva Hakkında Araştırma”

Newsweek dergisinde çıkan bir makale bu başlık altında kısmen şöyle dedi: Kıdemli arkeolog Richard Leakey 1977’de: ‘Çağdaş insanın doğduğu bir tek merkezi yer yoktur’ dedi. Halbuki şimdi, genetikçilerin inanmaya eğilimli oldukları şey farklıdır. Harvard Üniversitesinden paleontolog ve deneme yazarı Stephen Jay Gould, ‘bu tüm insanların, dış görünüşteki farklılıklara rağmen, gerçekten bir tek yerde, yakın tarihli kökeni olan tek bir varlıktan gelmiş olduklarını fark etmemizi sağlar. Düşündüğümüzden çok daha derin bir biyolojik kardeşlik söz konusudur. Eğer bu doğruysa ki bunun için bahse girerim, bu fikir son derece önemlidir’” demektedir.—11 Ocak 1988.

    Türkçe Yayınlar (1974-2026)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş