Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g 4/87 s. 20-21
  • Nasıl Mümkün Olabildi?

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Nasıl Mümkün Olabildi?
  • Uyanış!—1987 (Bilimsel Seri 21-24)
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • GÜNÜMÜZDEKİ MİRAS
  • Korkunç Engizisyon
    Uyanış!—1987 (Bilimsel Seri 21-24)
  • Bir ‘Heretiğin’ Yargılanması Ve İdamı
    Uyanış!—1997
  • “Kanunsuzluk Adamı”na Karşı Tanrı’nın Hükmü
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1990 (Dinsel Seri 109-112)
  • İnanılmaz İşkence Aletleri
    Uyanış!—1998
Daha Fazla
Uyanış!—1987 (Bilimsel Seri 21-24)
g 4/87 s. 20-21

Nasıl Mümkün Olabildi?

TARİHİN çelişkilerinden biri de, insanlığa karşı işlenen en kötü suçların, sadece 20. yüzyılın temerküz kamplarındakilerle eşit düzeyde olarak Dominiken ve Fransisken rahipleri tarafından işlenmiş olmasıdır. Bu rahipler, Mesih’in sevgi mesajını vaaz etme işine adandığı söylenen iki vaiz grubuna aittirler.

“Mesih İsada Tanrısal bağlılık üzre yaşamak istiyenlerin hepsi eza çekecekler” diyen ilham edilmiş sözlerine inandığını iddia eden bir kilisenin nasıl bizzat eza edici olabildiğini anlamak güçtür. (II. Timoteos 3:12) Bu nasıl mümkün olabildi?

İlk olarak, Katolik öğretileri bunu mümkün kıldı. Nasıl? Katolik bir “Aziz” olan Augustinus’un şu ünlü sözlerine bakılarak bu özetlenebilir: “Salus extra ecclesiam non est” (Kilise dışında kurtuluş yoktur). Geçenlerde Paul Johnson Hıristiyanlığın Tarihi adlı kitabında (İngilizce) Augustinus hakkında şunu söyledi: “O sadece işkenceyi kabul etmekle kalmadı, onun kurucusu da oldu ve kendi savunmalarına daha sonra Engizisyonun bütün savunmaları da dayandırıldı.”

13. yüzyılda Melek Doktor olarak adlandırılan “Aziz” Tomas Aquinas, kâfirler için ölüm cezası taraftarıydı. The Catholic Encyclopedia bunu şu sözlerle açıklar: “Teologlar ve hukukçular, tutumlarını bir ölçüde kâfirlik ile vatana ihanet arasındaki benzerliğe dayandırıyorlardı.” Aynı eser şunu da kabul eder: “Kilisenin, irtidat edenlere karşı fiziksel zorlamayı kullanma hakkına sahip olduğunu iddia ettiğine şüphe yoktur.”

Kilisenin kâfirlere işkence yapıp onları yakma “hakkı”, aslında Mukaddes Kitaba dayanmayan cehennem ve araf öğretisinin doğal uzantısıydı. Kilise, küfrederek işkence yapan olarak tanıttığı Tanrı’nın ismiyle işkence yapıyordu.—Yeremya 7:31; Romalılar 6:23 ile karşılaştırın.

Engizisyonu mümkün kılan bir başka neden de, kilisenin siyasetle iç içe olmasıydı. Aslında ortaçağın Avrupa toplumu Kilise ile Devletin sık sık birbiriyle rekabet içinde olmalarına rağmen, papazı ve prensi eleştirmeye kalkışana karşı birlikte mücadeleye giriştikleri, totaliter bir toplumdu. Bu zina anlamına gelen ilişkiden Engizisyon doğdu. Fransız Encyclopedia Universalis’de şöyle okuyoruz: “Kendi olanaklarından onun yararlanmasını sağlayan ve verilen cezaları infaz eden sivil otoritelerin işbirliği olmaksızın, Engizisyon hiçbir şekilde görevini yerine getiremezdi.”

Bu, Protestanların suçsuz oldukları anlamına gelmez. Tarafsız tarihsel kayıtlar, Protestanların da zaman zaman Katolikler kadar hoşgörüsüz olduklarını gösteriyor. Onlar da sık sık dünyevi otoritelere dayanarak işkence yaptılar. Örneğin, direkte yakmak gibi, Mesih’in ismiyle korkunç zalimlikler yaptılar. Ve Protestanların bu gaddar davranışları da aynı nedenle mümkün oldu: Protestanlar da, teoloji anlayışlarıyla Mukaddes Kitabın görüşüne ters düşerek Tanrı’nın ebediyen işkence yaptığı öğretisine dayanan ve yüzyıllar boyu dünyevi kudretlerle murdar ruhi bir ilişki sürdüren dinsel sistemin bir kısmıdırlar.

GÜNÜMÜZDEKİ MİRAS

Engizisyon yine olabilir mi? Günlerimizdeki laik toplumlarda şüphesiz hayır. Fakat The New Encyclopedia Britannica şu ilginç açıklamada bulunuyor: “Hıristiyanların hoşgörüsüzlüğü ve geliştirdiği (örneğin soruşturma veya beyin yıkama) gibi yöntemlerden kalan miras, çağdaş siyasal devrimlerde uygulanan teknik ve ideolojilerde görülmektedir.”

Evet, irtidat eden “Hıristiyanlığın hoşgörüsüzlüğü ve geliştirdiği yöntemlerden kalan miras” günümüzdeki dünyevi hoşgörüsüzlükte aynen görülebilir. Bazı ülkelerde Engizisyonunkini andıran yöntemler zaten siyasal kudretler tarafından Katolik Kilisesinin temsilcilerine karşı uygulanmaktadır. Bu da, gelecek şeylerle ilgili, önceden görülen bir örnektir.

Mukaddes Kitapta açıklandığı gibi, “yerin kıralları” yani dünyanın yöneticileri kendileriyle ruhen zina eden “Büyük Babil” olan “fahişe” tarafından simgelenen sahte dinin dünya imparatorluğuna karşı çıkacaklardır. (Vahiy 17:1-6) Dinin siyasal sorunlarına karışmasından bıkacaklar. Böylece dine karşı dönen bu siyasal kuvvetler, dünyadaki kötü dinsel sisteme karşı hükmünü yerine getirmek üzere Tanrı tarafından kullanılacaklar. Onlar fahişeyi “perişan ve çıplak edecekler, ve onun etini yiyecekler, ve kendisini ateşe yakacaklar.” (Vahiy 17:12, 16-18) Dinsel savaşlar, haçlı seferleri ve Engizisyon vasıtasıyla dökülen kanların öcü, bu şekilde alınmış olacaktır.—Vahiy 18:24; 19:2.

Suçsuzların kanlarını su gibi dökmüş olan bu dinsel sistemin bir kısmı olmaktan utanç duyan bütün samimi Katolik ve Protestanların Tanrı’nın şu çağrısına kulak vermeleri yerindedir: “Ey kavmım, onun günahlarına ortak olmıyasınız ve onun belalarından hisse almıyasınız diye ondan çıkın.”—Vahiy 18:4.

    Türkçe Yayınlar (1974-2026)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş