Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g 3/82 s. 5-7
  • Uzayda Hayat Aranıyor

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Uzayda Hayat Aranıyor
  • Uyanış!—1982 (Bilimsel Seri 1-4)
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • Ne Yapılmaktadır?
  • Neden Bu Çabalar? Bunun Sizin İçin Anlamı Nedir?
  • Uzayda Zekâ Sahibi Varlıklar Var Mı?
    Uyanış!—1982 (Bilimsel Seri 1-4)
  • Elimizde Deliller Var
    Uyanış!—1982 (Bilimsel Seri 1-4)
  • Göklere Daha Derin Bir Bakış
    Uyanış!—1985 (Bilimsel Seri 13-16)
  • Uzay Araştırmaları Gelecekte Neler Olabilir?
    Uyanış!—1993
Daha Fazla
Uyanış!—1982 (Bilimsel Seri 1-4)
g 3/82 s. 5-7

Kısım 1

Uzayda Hayat Aranıyor

UZAYDA hayat. Bu sözler aklınıza ne getiriyor? Uzak gezegenlere gidip yeni dünyaları keşfeden veya evrenin uçlarındaki uygarlıklarla temas kuran roketlerin seyahatlerini anlatan kurgu-bilim romanlarını veya filimlerini mi?

Yosa dünyamızın ötesinde bir yerde gerçekten hayat bulunma olanağını mı düşünüyorsunuz? Öyle ise, bazı bilginlerin, yerin ötesindeki hayatla ilgili yapılan araştırmalarla bize daha uzun bir ömrün, daha iyi bir sağlığın, daha büyük bir huzurun ve çok daha artmış olan bir bilginin tadını alma olanağını sunduğuna inandıklarını herhalde fark ettiniz.

Bugün pek çok sayıda bilgin ve düşünür uzayda, başka gezegenlerde hayat bulup onlarla temas kurmaya gayret ediyor. Amerika Birleşik Devletlerinin Bilim ve Teknoloji Kuruluna sunulan “Evrende Zekâ Sahibi Varlıklar Bulunma Olanağı” başlıklı raporda şunlar yazılıydı:

“İnsanın evrende yalnız olduğuna dair eski çağlardan beri ileri sürülen fikirler yavaş yavaş gücünü kaybetmektedir. . . . Bazı ünlü kişilerin geçenlerde yaptıkları tahminlerde sadece Samanyolunda hiç değilse, ileri düzeyde bir milyon uygarlığın var olma olasılığı öne sürülmüştür. Diğer taraftan bu uygarlıklarla temas kurmak için yöntemlerin araştırılmasına başlanmıştır.”

Onlar neden ilerlemiş başka uygarlıkların varolabileceğini düşünüyorlar? Bazı bilginler şöyle muhakeme ediyorlar: ‘Bizim güneşimize benzer takriben 200.000.000.000 yıldızın bulunduğu, Samanyolumuz gibi milyarlarca galaksi vardır.

Öyleyse bu güneşlerin birçoğunun etrafında gezegenler ve onların bazılarında da ileri düzeyde uygarlıklar olmalı. Bu sizce ‘akla yatkın’ mı? Bazı yerlerde bu kanı öylesine kuvvetlidir ki, yerin ötesinde hayat kurmak için dünya çapında ve yoğun şekilde çaba harcanmaktadır.

Ne Yapılmaktadır?

Portoriko dağlarında bulunan Arecibo’ya seyahat ederseniz, orada muazzam bir teleskop görürsünüz. Bu cam mercekli veya aynalı bir teleskop değildir. Bu, çapı 305 metre ve toplam alanı 8 hektar olan aliminyumdan yapılmış muazzam bir tastır. Bu optik bir araç değildir, bir radyo teleskoptur. O, uzayın uçlarından gelen doğal radyo dalgalarını toplamak için tasarlanıp yapılmış özel bir antendir. Fakat aynı zamanda bu teleskop evrenin başka bir yerinde bulunan ileri düzeydeki uygarlıklardan gelen radyo dalgalarını da alabilir.

Birleşik Devletlerin Arecibo’daki bu teleskobu 625 ton ağırlığıyla son derece büyükse de, kesinlikle bu alandaki tek araç değildir. Sovyetler Birliği, Büyük Britanya ve başka ülkeler de bu gibi araçlarla uzayı dinlemektedirler. Tıpkı sizin, portatif bir radyoyu açıp antenini çevirerek beğendiğiniz bir istasyonu aradığınız gibi, onlar da evrenden gelen radyo dalgalarını inceleyip zekâ sahibi kaynaklı mesajlar arıyorlar. Ümitleri, sadece başka gezegenlerde zekâ sahibi varlıkların bulunması değil, onların bizim alabileceğimiz mesajları da yayımlamalarıdır.

Arecibo’daki radyo teleskobun yapımı 17.000.000 Dolara mal oldu ve yıllık işletme masrafı ise, 4.000.000 Dolardan fazladır. Bütün ülkelerde bu yoldaki çabalara harcanan paraların toplamını düşünürseniz, uzayda hayat aramanın ne kadar önemli bir mesele olduğunu takdir edebilirsiniz.

Oysa, CYCLOPS projesinin maliyetine oranla bu masraflar birkaç kuruş bile değildir. ABD’de bilginlerin bir planı olan CYCLOPS projesi, bir bilgisayarla uyum içinde çalıştırılan ve çapları yüzer metre olan 1.500 antenli bir merkezdir. Yapılan tahminlere göre, bu projenin yapımı 65 kilometre kareyi kaplamakta, 20.000.000.000 Dolara mal olmakta ve yıllık işletme masrafı ise, 100.000.000 Doları bulmaktadır.

Uzaydaki hayatla temas kurma gayreti, sadece uzayı dinlemekle bitmiyor. Bilginler, aynı zamanda uzaya ‘Alo, uzaktakiler, bizi duyuyor musunuz?’ diye soran güçlü dalgalarla mesajlar gönderiyorlar.

Radyo ve televizyonumuzdaki yayınlar elektromanyetik dalgalarla uzaya yayılmaktadır. Ama bu yayınlar uzayın derinliklerine değil, yeryüzündeki bir noktaya ulaşmaları için tasarlanmıştır. Bu nedenle, başka gezegenlerde veya uzaydaki galaksilerde zekâ sahibi varlıklar olsa bile, onların bizim nispeten zayıf radyo ve televizyon yayınlarımızı alamayacakları ve anlayamacakları düşünülmektedir. Tabii, bu programların birçoğunun içeriğine bakılırsa, bu da büyük bir kayıp sayılmaz.

Ne ise, uzaya güçlü mesajlar yaymak için çabalar harcanmaya başlanmıştır. Bunun mümkün olduğunu biliyoruz, çünkü Ay’daki uzay gemileriyle veya Venüs’e ve Mars’a (Merih) gönderilen araştırma cihazlarıyla, radyo ve televizyon yoluyla bağlantı kurulmuştur. Olağanüstü bir haberleşme çabası 16 Kasım 1974’te yapıldı. Arecibo’daki radyo teleskop, muazzam bir verici istasyonu haline getirilerek, yeryüzünden takriben 24.000 ışık yılı uzakta olan ve Samanyolunun sınırında bulunan Messier 13 adlı yıldız kümesine bir mesaj gönderildi. Bilginler, bu eşsiz şekilde şifrelenmiş mesajın, teknolojisi onu alacak kadar gelişmiş olan herhangi bir uygarlık tarafından anlaşılabileceği görüşünde idiler.

Bununla beraber, uzaya gönderilen tüm mesajlar bu kadar karmaşık değildir. Jüpiter’e ve sonra güneş sistemimizin ötesine gönderilen Pioneer 10 adlı uzay gemisine, yerin ötesinde bulunabilecek herhangi bir varlığa bilgi verebilecek bir levha bağlanmıştı. Levhada bir erkek ve bir kadın resmi ile, güneş sisteminin bir şeması ve haberci uydunun fırlatıldığı merkez olan yeryüzü vardı.

Böyle çabaların bir başkası, güneş sisteminde yolculuk eden Voyager uzay gemisine konulan “yeryüzünün sesleri” içerikli, iki saatlik bakır bir plaktı. Plakta 50 dilde selamlarla birlikte balinaların “konuşması”, yağmurun, arabaların ve yanardağların sesleri vardı. Caz, “rock’n roll” ve klasik müzik parçaları da bulunuyordu.

Bilginler henüz yerin ötesindeki zekâ sahibi varlıklarla haberleşmeyi başaramadıkları halde daha ileri bir adım atarak böyle bir hayatın var olduğunu ispat etmeye çalıştılar.

Yeryüzüne “ay taşları” getirilince duyulan heyecanı belki hatırlarsınız. O zaman şöyle bir soru sorulmuştu: Bunlar bir canlı maddenin veya hayatın delillerini verebilecekler mi? Hayır! Vermediler. Ondan sonra dikkatler başka gezegenlere özellikle Mars’a çevrildi.

Bilginler “Mars İnsanını” bulma olanağını çoktan beri reddediyorlarsa da, orada mikroskopik hayat şekillerini bulmak istediler. Mars’ın yüzeyine 1976’da ulaşan Viking I ve Viking II uzay gemilerinde, bu gezegenin topraklarını tahlil etmek için özel laboratuvarlar vardı. Bu gemilerden mekanik kollar uzanarak kepçe ile topraktan bir parça alıp laboratuvarların içine getirdiler. Toprak orada, hayat olup olmadığını araştıran aletlerle uzun ve karmaşık deneylere tabi tutuldu. Böylece uzayda hayat bulmak için büyük bir adım atılmış oluyordu.

Neden Bu Çabalar? Bunun Sizin İçin Anlamı Nedir?

Şimdiye kadar tüm bu paralar ve çabalar neden harcandı? Sırf merak için mi? Astronomların, biyologların ve sokaktaki birçok insanın cevabı ‘katiyen, hiç de öyle değil’ şeklinde olabilir. Arecibo projesinde çalışan astronom Frank Drake: “Bilimde bulabileceğimiz en heyecanlı şey, başka bir gezegendeki hayattır” dedi. Benzer şekilde herhalde bu alandaki gayretiyle en geniş çapta tanınan yer ötesindeki hayatla ilgilenen biyolog ve astronom Carl Sagan şöyle dedi: “Galaktik haberleşmeye katılmakla kazanılacak bilimsel, mantıksal, kültürel ve ahlaksal bilgiler, sonunda uygarlık tarihimizde en anlamlı tek olay olabilir.”

Ama insanlık tam olarak ne kazanacak? diye merak edebilirsiniz. Sagan’ın Broca’s Brain (Broca’nın Beyni) adlı çok satan kitabında yazar başka gezegenlerdeki teknolojisi gelişmiş toplumların, yeryüzündeki kıtlıklara, nüfus artmasına, enerji kaynaklarına, tükenen doğal kaynaklara, savaş ve çevre kirlenmesi gibi sorunlarımıza çözüm yolu getirebileceklerini öne sürmektedir. Omni dergisi daha da iyimser olarak şunları düşlemektedir.

“İlerlemiş bazı uygarlıklar bize, hayatı nasıl muhafaza edebileceğimizi, nükleer savaşı veya yeryüzümüzün dikkatsizlikle mahvedilmesi yoluyla gelen felaketleri ve intihar olaylarını nasıl önleyebileceğimizi öğretebilirler. Nasıl ölümsüz olabileceğimizi bile açıklayabilirler.”

Böyle umutların neden coşku yaratabileceğini anlamak kolaydır. Ama bunlar, uzayda hayat bulmak konusunda göz önünde tutabileceğimiz geçerli ve gerçek olanaklar mıdır?

Yerin ötesinde hayat olup olmadığı hususunda siz de bir fikir edinmiş olabilirsiniz. Fakat tahminler yürütmenize gerek yoktur. Göz önünde bulundurabileceğiniz deliller vardır ve bunlar sizin geleceğinizi etkileyebilirler.

[Sayfa 6’daki pasaj]

“Alo, Uzaydakiler! Bizi Duyuyor Musunuz?”

[Sayfa 7’deki pasaj]

Voyager uzay gemisiyle “yeryüzünün seslseri” yollanmıştı. Ayrıca 50 dilde selâmlar, balinaların “konuşması”, yağmurun, arabaların “sesleri”, caz ve rock’n roll müziği.

    Türkçe Yayınlar (1974-2027)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş