Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g 4/86 s. 24-27
  • Hayat Kurtaran Tuzlu Bir İçecek

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Hayat Kurtaran Tuzlu Bir İçecek
  • Uyanış!—1986 (Bilimsel Seri 17-20)
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • KAYBEDİLEN SUYUN YERİ NASIL DOLDURULABİLİR?
  • ÇOCUKLAR NEDEN HÂLÂ ÖLÜYORLAR?
  • Toplumsal Bunalım İçinde Yaşayan Çocuklar
    Uyanış!—1993
  • “Sonsuz Yaşam” Veren Bilgiler
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—2012
  • Su ve Sağlığınız
    Uyanış!—1998
  • Çocuğunuz Ateşlendiğinde
    Uyanış!—2004
Uyanış!—1986 (Bilimsel Seri 17-20)
g 4/86 s. 24-27

Hayat Kurtaran Tuzlu Bir İçecek

İki yaşındaki Jeneba, karın ağrısından şikâyet ettiğinde akşam üstüydü. Annesi Mariama başta fazla kaygılanmadı. Jeneba daha önce de böyle ishaller geçirmişti. Bu defa da herhalde aynısı olacaktı.

Ancak ishal devam etti—su gibiydi ve durum kontrol altına alınacak gibi değildi. Daha sonra kusmağa başladı. Jeneba, hızla kuvvetini kaybetti. Mariama çocuğu dizlerine yatırdı ve sırtını ovdu. Bu da pek yarar sağlamadı.

Sabaha doğru, Jeneba, yorgun bir halde yerde yatıyordu—zor nefes alıyordu, bitkindi, kalbi hızla atıyor, başını devamlı sallıyordu. Kahverengi güzel gözleri şimdi yuvalarında çökmüş ve yarı açıktı; avurtları da çökmüş, ağzı kupkuruydu. Mariama kendini tamamen çaresiz hissediyordu.

Doğan güneşi Mariama’nın ağlayışı karşıladı. Jeneba ölmüştü.

ÇOCUK ve bebek ölümlerinin en büyük nedeni nedir? İnanılması güç, fakat dehidratasyondur—genel ishalin neden olduğu dehidratasyon olayı (su kaybı)a. Dünyada her yıl beş yaşından küçük beş milyon çocuk, yani hemen hemen her altı saniyede, bir çocuk bundan ölmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde, her 20 çocuktan biri beş yaşına gelmeden hayatını kaybetmektedir. Ekonomik bakımdan gelişmiş ülkelerde, cerrahi nedenler sayılmazsa, ishal, çocukların hastaneye kaldırılma nedenleri arasında, solunum hastalıklarından sonra gelmektedir.

Oysa çok gariptir ki, bütün bu acıların ve ölümlerin çoğu, basit bir tuzlu içecekle önlenebilir.

Nasıl mı? Aslında çocuğu öldüren ishal değildir. İshal genellikle tedaviye ihtiyaç olmadan da geçebilir. Sorun, ishal olan kimsenin vücudundan su ve tuz kaybetmesidir,—yani dehidratasyondur. Çok su kaybedilir ve bu kayıp giderilmezse, hasta ölür.

Gelişmekte olan ülkelerde yılda yaklaşık 500 milyon çocuk ishal olmaktadır. Fakir bölgelerde, bir çocuk yılda üç veya dört defa ishal olabilir. Bu hastalık genellikle hafif bir rahatsızlıktır. Fakat bazen kolerada olduğu gibi, sadece birkaç saat süren ishal bile dehidratasyon ve neticesinde ölüm getirebilir. Ne üzücüdür ki, başlangıç safhasında genellikle hastalığın hayatı tehdit edip etmeyeceğini saptamak güçtür. Dolayısıyla ana-babalar için, sadece dehidratasyonu tespit etmek değil, aynı zamanda onu önleyip, durumu düzeltmek üzere hızla hareket etmek gerektiğini de bilmek çok önemlidir.—Çerçevedeki malumata bakın.

KAYBEDİLEN SUYUN YERİ NASIL DOLDURULABİLİR?

Su sızdıran bir kovadaki su seviyesini korumak istiyorsanız, devamlı su eklemeniz gerekir. Aynı şey ishalli bir çocuk için de geçerlidir—vücudundan çıkan suyun yeri doldurulmalıdır. Buna rehidratasyon denir.

Yakın zamana kadar bu, tuzlu bir solüsyonun doğruca damara verilmesiyle yapılırdı. (Entravenöz terapi) Bu, her ne kadar tehlikeli derecede dehidratasyona uğramış çocuklar için halen en etkili ve en iyi tedavi yöntemiyse de, bazı sorunları vardır. Öncelikle pahalıdır ve genellikle sadece sağlık merkezlerinde veya hastanelerde bulunabilen, eğitilmiş personel ve gerekli aletlerle yapılabilir. Fakat bunlar hasta çocuktan çok uzakta olabilirler. Dolayısıyla ihtiyacı olanların çoğunluğu entravenöz terapiye ulaşamazlar.

1960’lardan bu yana, entravenöz yöntemden daha emin, basit ve ucuz olan başka bir tedavi yöntemi bulunmuştur. Buna, Oral Rehidratasyon Terapisi veya sadece ORT denir. Entravenöz tedavi gibi, ORT da kaybedilen sıvı ve tuzun yerini doldurur. Ancak sıvının damardan verilmesi yerine, çocuk bunu içebilir.

Bu, daha önce acaba neden düşünülmemiştir? Düşünülmüştür. Ancak sorun, ishalin, vücuttaki suyu atmasının yanı sıra, sıvıların, bağırsakların iç duvarından bedene emilmesini de engellemesindeydi. Böylece içilen sıvılar etkili olamıyordu ve çoğu, vücudun içinden geçip emilmeden dışarı atılıyordu.

Fakat bir gün rastlantı olarak önemli bir yöntem bulundu. Oral rehidratasyon metodu üzerinde çalışan bilim adamları, tuzlu solüsyonların tadını dengelemek için şeker solüsyonunu kattılar. Bu durumda, vücudun sadece şekeri değil, aynı zamanda hayat kurtaran tuzu ve suyu da emdiğini gördüler! Eklenen şeker, bu sorunun çözümüne giden kapıyı açan anahtar oldu. Doğru oranlarda karıştırıldığı takdirde, vücudun şekeri emiş gücünü 25 kat artırdığı görüldü!

Bu, acaba önemli bir buluş mudur? Saygın bir İngiliz tıp dergisi, Lancet, bunu, “bu yüzyılın herhalde en önemli tıbbi gelişmesi” olarak adlandırdı. Ve UNICEF de (B.M. Çocuklar Fonu) bundan “bilim tarihinin en basit, fakat en önemli buluşlarından biri” diye söz etti!

Neden? Çünkü böylece ana-babalar artık çocuklarını evde tedavi edebilirler! Özel aletlere ve ayrıntılı eğitime artık ihtiyaç yoktur, aynı zamanda ucuzdur da. Ticari olarak üretilen rehidratasyon tuzlarının fiyatı çok ucuzdur ve çeşitli sağlık program ve teşkilatları vasıtasıyla geniş çapta dağıtılmaktadır. Ana-babaların yapmaları gereken tek şey, bu tozları suyla karıştırıp, elde edilen solüsyonu çocuğa içirmektir.

Ama bu paketlerde hazırlanmış tozları bulamayanlar ne yapmalı? Ana-babalar evde bulunan malzemelerle bizzat rehidratasyonu sağlayan içeceği yapabilirler. Her ne kadar evde hazırlanan solüsyonlar, paketlerdeki rehidratasyon tuzları kadar etkili değilse de, kısmen yerini tutabilir. Doktorlar, halen bunların ilerlemiş dehidratasyon olaylarını düzeltmedeki rollerini tartışıyorlarsa da, evde yapılan solüsyonların, ishalin başlangıcında hemen uygulanmalarının çok önemli olduğu konusunda hemfikirdirler.

ÇOCUKLAR NEDEN HÂLÂ ÖLÜYORLAR?

Oral terapi (ağız yoluyla tedavi) her ne kadar etkili oluyorsa da, hâlâ onu dünyadaki her topluma yetiştirmek sorunu vardır. Bu konuda ne gibi gelişmeler kaydedilmiştir? Oral terapi hastanelerde, çoğu dehidratasyon olaylarında, öncelikle uygulanan bir tedavi yöntemi olarak entravenöz terapinin yerini hızla almağa başlamıştır. 1983 yılı sonlarında 30’dan fazla gelişmekte olan ülke ağız yoluyla tedavi programlarına başladı ve en az yirmisi de kendi oral rehidratasyon tuzlarını üretmeye hazırlandı. Birçok uluslararası sağlık teşkilatı da faal bir şekilde Oral Terapiyi tanıtıyor. Sonuçlar olumludur. Dünya çapında yapılan araştırmalar, bu tedavinin tanıtıldığı yerlerde dehidratasyonun neden olduğu ölüm olaylarında % 50 ilâ 60 arasında bir azalma olduğunu gösteriyor. Buna rağmen her yıl yarım milyar çocuk ishal olurken, paketlenen bu dehidratasyon tuzların herkes tarafından alınmasını sağlamak muazzam bir iştir.b

Fakat ana-babalar evde, bizzat bu solüsyonu hazırlayamazlar mı? Ne yazık ki her yerde tuz, şeker ve ölçü aletleri yoktur. Olsab ile, bir rehidratasyon içeceğini hazırlayabilmek için eğitime gerek vardır. Örneğin, solüsyonda fazla şeker bulunursa, emiş oranı azalacaktır ve ishal daha da kötüleşebilir. Fazla tuz da aynı şekilde tehlikelidir. Dozaj çok önemlidir. Fazlası ishali uzatabilir. Az verildiğinde ise, dehidratasyon devam eder.

Öte yandan, insanların görüş açılarını değiştirme sorunu da vardır. Birçok kişi Oral Terapi’yi denemek istemiyor. Bazı anneler, hâlâ, ishalin en iyi tedavisinin çocuklarına yiyecek ve içecek vermemek olduğunu düşünüyor. Başkaları ise, yerel kocakarı ilaçlarını uyguluyor ve üzüntü verici sonuçlarla karşılaşıyorlar.

Oral Terapinin sadece bir rehidratasyon tedavisi olduğu da unutulmamalıdır. O, ishali durduramaz veya önleyemez. İshali yok etmek, kötü sular, sağlık şartları ve pislik gibi sorunlarla uğraşmak demektir.c Gıdasızlığa da son verilmelidir, çünkü bir ölüm çemberi içinde, gıdasızlık ishale, ishal de gıdasızlığa neden olmaktadır.

İsa’nın takipçileri ise, gerçek ve tam çözümün, gıdasızlığa, hastalığa, hatta ölüme bile son verecek olan Tanrı’nın gökteki Krallığı olacağını bilirler. (Vahiy 21:4; Mezmur 72:16) Bu arada Oral Rehidratasyon Tedavisi de, milyonlarca çocuğu öldüren ishale karşı güdülen savaşta basit, ama çok etkili bir silah olmağa devam ediyor.

[Dipnotlar]

a Şimdiye kadar, 25 değişik parazit, virüs ve bakterinin ishale neden oldukları bulunmuştur. Bu ve başka etkenler, ishalin tam olarak tanımlanmasını zorlaştırmaktadır. Ancak geniş bir tanımla, ishal günde üç defadan çok olmak üzere su halinde dışkılamak durumudur.

b Yıllık üretim 80 milyon paket kadardır.

c Araştırmalar, ishal enfeksiyonlarının, tuvalete gittikten sonra ve yemeğe oturmadan önce, ellerin sabunla yıkanması halinde yüzde 50 oranında azaltılabileceğini göstermiştir.

[Sayfa 25’teki çerçeve]

İshal Olunca: Çocukları Tedavi İçin Rehberlikler

YEMEK VERMEYİ KESMEYİN: Sıvılar verilmeğe devam edilmeli. Çay, pirinç suyu, arpa suyu ve çorbalar faydalıdır. İçme suyu da bulundurun. Sütten kesilmemiş bebeklere ana sütü vermeğe devam edin. Çocuk yemeğe başlar başlamaz yemek verilmelidir. Ancak az, fakat sık sık yemek vermek en iyisidir. Muz ve pişirilmiş tahıl gibi kolay hazmedilen ve enerji veren yiyecekler uygundur.

BAŞLANGIÇTA HEMEN ORAL REHİDRATASYON İÇECEĞİ VERİN: Bu, sıvı kaybının yerini doldurur ve dehidratasyonu önler. Mümkünse, paketlerdeki oral rehidratasyon tuzlarını kullanın. Eğer bulunmuyorsa, su solüsyonu hazırlayın. (Ölçüleri tam uygulamak önemlidir!)

Mutfak Tuzu: Üstü düzeltilen bir tatlı kaşığı.

Şeker: Üstü düzeltilen sekiz tatlı kaşığı.

Su: Bir litre.

NE KADAR VERİLMELİ: Kaybedilen sıvı kadar verilmelidir. Tahminen her tuvalete çıkış için bir bardak dolusu rehidratasyon içeceği verilmelidir, küçük çocuklara bunun yarısı yeterlidir. (Bebeklere kaşıkla verilebilir)

ÇOCUK İSTEDİĞİ KADAR İÇSİN!

REHİDRATASYON İÇECEĞİ NE ZAMAN KESİLMELİDİR: Genellikle ishal durunca veya rehidratasyon solüsyonunu içme isteği azalınca.

NE ZAMAN DOKTOR ÇAĞIRMALI: Dehidratasyon işaretleri görünce. Hasta içemiyorsa. İshal düzelmeden dört gün devam ederse (veya bebeklerde ağır ishal bir gün sürerse).

Çok kusma varsa.

[Sayfa 26’daki çerçeve]

İlerlemiş Dehidratasyon İşaretleri

Az veya hiç idrara çıkmamak

Hızla kilo kaybetmek

Ağızın kuruması

Bebeklerde yumuşak yerlerde çöküntüler

Çökmüş gözler

Hızlı atan zayıf bir nabız

Derinin elastikliğinin kaybolması

Deriyi tutup iki parmakla kaldır. Bırakınca deri eski haline dönmüyorsa, çocuk dehidratasyona uğramıştır.

Kaynak: Where there İs No Doctor (Doktorun Olmadığı Yerlerde) D. Werner tarafından, Londra, 1981, sayfa 159.

    Türkçe Yayınlar (1974-2026)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş