Dünyaya Bakış
Bulaşıcı Hastalıklar Geri Dönüyor
“Bulaşıcı hastalıkların tehlikesi azalmamakta, aksine artmaktadır.” Bu açıklamayı Yale Üniversitesinden Robert Shope, ABD Ulusal Bilimler Akademisince yayımlanan bir rapora dayanarak yaptı. “Eğer meseleyi kontrol altına almak üzere daha çabuk davranmazsak, HIV salgını veya 1918-1919’un grip salgınına benzer bir krizle karşı karşıya gelebiliriz.” Shope ile birlikte raporu hazırlayan komiteye başkanlık eden Joshua Lederberg’in eklediği gibi, zaten dört hastalık “sanki yoktan varolup çok ıstırap ve ölüme yol açmaktadır.” Bu hastalıklar, ilaca dirençli verem, AIDS, Lyme hastalığı ve streptokokal bir enfeksiyonun yeni ve öldürücü bir türüdür. Son otuz yıl içerisinde birçok ilaç ve antibiyotik geliştirildiği halde, mikroplar çeşitli yollarla bu ilaçlara bağışıklık kazanmıştır. Örneğin bakteriler antibiyotiğe direnen genler dahil, genetik materyellerini değiştirebilirler. Sonuç olarak hastaneler, kreşler ve evsizlerin barındığı yerler, ilaca dirençli bulaşıcı hastalıkların üreme yuvası olmuştur. Uluslararası seyahatlerin artışı da bu “süpermikroplar”ı tüm dünyaya yaymıştır. New York, Albert Einstein Tıp Kolejinden Barry Bloom şöyle diyor: “Bulaşıcı hastalıklar konusunda, artık bizden uzak ve bağlantımızın bulunmadığı hiçbir yer ve hiçbir insan yoktur.”
İyi Saklanmış Tıbbi Sır
Danimarka’daki Tabipler Birliğinin en iyi saklanan sırlarından biri, bir danışman olan Profesör Margareta Mikkelsen tarafından açıklandı. Kalıtsal hastalıkları olan kişileri inceleyen tıp personeli, sık sık, bir çocuğun babası olarak tanıtılan adamın, kromozom uyuşmazlığı yüzünden onun biyolojik açıdan babası olamayacağını görmektedir. Süddeutsche Zeitung gazetesine göre, Danimarka’da babaların yüzde 5 ila 8’i çocuklarının biyolojik açıdan babası değildir. Bu, her yıl görülen 60.000 doğumdan 3.000’inin evliliğe sadakatsizliğin sonucu olduğu anlamına gelir. Ancak aileyi yıkmamak için söz konusu erkeklere bu bulgudan söz edilmiyor.
Din Adamlarının Boşanma Oranında Artış
Die Welt gazetesi “Almanya’da üç evlilikten biri boşanmayla sonuçlanır,” diyor. Buna uygun olarak “Protestan papazlarının evlilikleri de giderek artan bir sayıda başarısız olmaktadır.” Hesse ve Nassau’deki Protestan Kilisesinin başkan yardımcısı olan Hans-Martin Heusel, şunu itiraf ediyor: “Hem erkek hem de kadın papazlar arasındaki boşanma oranı şimdi tüm halkınki kadar yüksektir.” Evlilik bağının çözülmez olduğu kilise tarafından öğretildiği halde, Die Welt şöyle diyor: “Gerçek, kilise adamları arasında bile çok farklıdır. Kişisel yaşamla verilen Hıristiyan şahadeti ile Kilisenin vaaz ettiği arasındaki ayrılık, papazların boşanma vakalarında ortaya çıkmaktadır.” Birkaç istisna hariç, “boşanmış bir papaz, ya eski yerinde ya da başka bir yerde görevine devam edebilir.”
Nihayet Affedildi
Papa II. John Paul, Galile için “kutsal bir af” çıkardı. Katolik Kilisesi şimdiye dek ünlü fizikçiyi, 1633’te yerin güneşin etrafında döndüğünde ısrar ettiği için, “Kutsal Engizisyon tarafından mahkûm edilmiş” bir zat olarak gördü. Şimdi ise, 360 yıl sonra, Papalık Bilimler Akademisi önünde vekarlı bir demeç veren papa, meseleyi ilk ve son defa olarak ele alıp kapatmak istedi. Ancak İtalyan Corriere della Sera gazetesine göre, papa Galile’ nin en azından bir konuda yanıldığını tekrarlamaktan kendisini alamadı. Fizikçi, vardığı sonuçları “karşı konulmaz bir kanıt” ortaya çıkana kadar bir varsayım olarak sunma “önerisi”ni reddetmiş.
Gençler Arasında Şeytancılık
Şeytancılık Güney Afrika’nın Johannesburg kentindeki okullarda yayılmaktadır. The Star gazetesine göre, bir psikolog Şeytancılık tarafından etkilenen bazı öğrencileri tedavi etti. Hastalar, kenar mahallelerde uyuşturucu kullanan, seks ve sadomazoşist âlemleri yapan büyücü gruplarından söz etti. Psikologun dediği gibi, alışılmışın tam tersine “bu çocukların kılık kıyafeti bütünüyle düzgündür.” Bir polis memuru The Star gazetesine polisin tüm ülkede şeytancı grupların varlığından haberi olduğunu anlattı. Şeytancılık yasa dışı değildir, ancak polis şeytancı törenlerle bağlantısı bulunan suçları izler. Geçenlerde bir genç kız ile erkek arkadaşını 38 yaşındaki bir kadının katledilmesi yüzünden tutuklandı. İkisi de Şeytancılıkla ilgileniyordu ve polise cinayeti cinlerin etkisi altında yaptıklarını söyledi.
Sera Kasırgaları
Birçok bilim adamı, son zamanlarda görülen şiddetli kasırgaların, insanların yaptığı kirlenme yüzünden atmosferin ısınması demek olan sera etkisiyle bağlantılı olabileceğinden endişelenmektedir. Newsweek dergisine göre, ortalama sıcaklıklarda görülen sadece birkaç derecelik artış böyle fırtınaları şiddetlendirebilir ve okyanuslarda onları meydana getiren alanları genişletebilir. Dergiye göre, bir zamanlar böyle felaketler çok ender olduğundan, şiddeti 5 dereceye varan Andrew Kasırgası, o zaman olsaydı, yüzyılda bir görülen bir fırtına olarak adlandırılacaktı. Oysa 1989 Hugo Kasırgası 4 dereceye ve 1988’deki Gilbert de 5 dereceye ulaştı. Böylece, Newsweek birçok bilim adamının endişesini şöyle özetliyor: “Andrew’ya bakın; bir sera dünyasının neye benzeyeceğini görebilirsiniz.”
Ana-Babalar Disiplin Noksanlığının Bedelini Öderler
Kısa bir süre önce Japonya’nın Tokyo kentindeki bir mahkeme, bir motosiklet çetesi üyesi üç delikanlının ana-babalarının, çocuklarının işlediği suçun bedelinin ödenmesine katkıda bulunmaları gerektiğini hükme bağladı. Bu çocuklar, motosikletlerinin gürültüsünden yakınan bir adamın midesine tekrar tekrar vurup tekmelediler. Adam bir ay sonra öldü. Mainichi Daily News, yargıcın şu sözlerini aktarıyor: “İşlenen suç sürekli okuldan kaçan, içki ve sigara içen ve motosiklet süren dört delikanlının sürdürdükleri yaşam biçiminin bir uzantısıydı. Çete üyelerinin ana-babaları, oğullarının yaşadıkları hayatın bütünüyle bilincinde oldukları halde onları disiplin etmediler.” Yargıç, ana-babaları, ölen adamın ailesine toplam olarak 83.000.000 Yen (yaklaşık 7 milyar TL) tazminat ödemeye mahkûm etti.
Çevre Kirliliği ve Bebek Ölümleri
Brezilya’da yakın geçmişte yapılan bir araştırma, çevre kirliliğiyle kentlerde yaşayan beş yaşında ve daha küçük çocuklarının ölüm oranı arasında bağlantı kuruyor. O Estado de S. Paulo gazetesine göre, São Paulo Tıp Fakültesinde çalışan araştırmacı Paulo H. N. Saldiva, havada azotoksit (mazot, benzin veya alkolün yakılmasıyla salıverilen bir gaz) arttıkça, solunum komplikasyonlarından meydana gelen ölüm vakalarının arttığını açıkladı. Havanın her bir milyon ölçüsünde bu gazın sadece onda bir ölçü artması São Paulo’da haftada sekiz çocuğun daha ölmesi demektir. Fakir ve yetersiz beslenmiş çocuklar en çok etkilendiğine göre, Saldiva şöyle diyor: “Arabaların yol açtığı kirliliğin faturasını ödeyenler bu araçların getirdiği kolaylıklardan gereği gibi yararlanmayanlardır.”
Sigaranın Yol Açtığı Kirlilik
Acaba sigara içmek düşünme yeteneğini artırır mı? İçen birçok kişi böyle olduğunu iddia ediyor. Bununla beraber Birleşik Devletlerde yakın zamanlarda yapılan araştırmalar bunun tam tersini gösteriyor. Guardian Weekly, Maryland’da Washington Kolejinde yapılan bir incelemeye dayanan raporunda, sigara içmenin konsantrasyonu azalttığını ve uzun süreli belleği bozduğunu söylüyor. Sigara içmenin reaksiyon gösterme zamanını da bozduğu bulundu. Sürücülük ustalığıyla ilgili bir testte sigara içenlerin içmeyenlere oranla 3.5 kez daha çok kaza yaptıkları görüldü. Nedeni mi? Doktorlar uzun süreli sigara içmenin beynin bilgi işleme alanlarına akan kan miktarını etkileyebileceğinden kuşkulanıyorlar.
Dürüstlük Testinde Başarısız
New York City’deki bir bankadan çuvalla para nakleden zırhlı araçtan kentin en işlek otoyollarından birinde iki çuval kazayla düştü. Trafik aniden duruverdi. Newsday gazetesine göre, çuvallar “yırtıldı, birkaç dakika boyunca sürücülerin üzerine dolarlar yağdı.” Çuvallardaki 300.000 dolardan fazla paranın yalnız yaklaşık 3.500 doları bulundu. Genel olarak New York’ta, bulunan paranın değeri 20 doları aşarsa elde tutulması yasaya aykırıdır. Olayı anlatan bir görevli şöyle dedi: “Durum sanki köpekbalıklarına bir et parçası atmak gibiydi. İnsanlar parayı birbirlerinden kapıyorlardı.” Birisi bir polis sözcüsüne parayı iade etmek isteyenler için özel bir telefon numarası ayrılmasını önerdi. Görevli, “bir an için afallayıp durdu, sonra güldü.”
Para ve Kilise
Arjantin La Maga dergisine göre Arjantinli Katoliklerin sadece yüzde 3’ü Kudas’a katılıyor. Böyle olmakla birlikte, Arjantin dünyada anayasası hükümetin Katolik Kilisesini mali yönden desteklemesini emreden tek ülke olarak kalmaktadır. Arjantinli piskopos ve başka Katolik görevlilere yüksek maaşlar ödemek üzere kanunlar çıkartılmıştır. Nakit, muafiyetler, sübvansiyon ve tanınan başka ayrıcalıklar toplandıktan sonra hükümetin verdiği yardımın değeri en azından yılda 246 milyon Pesos (2,45 milyar TL)’dır. Bu paralar nereden geliyor? Hükümetten. Fakat La Maga’ya göre, hükümet bunu “dinsel inançları ne olursa olsun tüm Arjantinlilerden” almaktadır.
Kahve İlaç Olarak Mı?
Brezilya’da yaşayan bir profesöre göre, atletler performanslarını artırmak için kahveyi ilaç gibi kullanabilirler ve kullanıyorlar da. O Estado de S. Paulo gazetesine göre, Minas Gerais Federal Üniversitesinin Fiziksel Eğitim Okulunda profesör olan Luiz Oswaldo Rodrigues şöyle diyor: “Yaptığım araştırmalarda izlediğim atletlerin illegal sayılandan çok daha düşük miktarlarda kafein aldıkları halde bir doping etkisi altında bulunduklarından kuşkum yoktur.” Uluslararası Olimpiyat Komitesi kafeinden 750 miligramı sınır olarak kabul ediyor, ki bu yaklaşık 11 bardak kuvvetli kahve demektir. Doktora göre, uzun mesafe koşucuları kahvedeki kafein sayesinde performanslarını yüzde 20 oranında artırdılar.