Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • g95 Temmuz s. 28-29
  • Dünyaya Bakış

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Dünyaya Bakış
  • Uyanış!—1995
  • Altbaşlıklar
  • Çöpteki İlaçlar
  • AIDS Aşısı “Kârsız”
  • Diş Hekiminize Sorun
  • Öğretmenleri Popüler Yapan Nedir?
  • Sezaryen Ameliyatları Artıyor
  • “Bilinmeyen Bir Gezegen”
  • 20. Yüzyılla İlgili Bir Öngörü
  • Kanada’nın Hızla Değişen Değerleri
  • Japonya’daki Suç Dalgası
Uyanış!—1995
g95 Temmuz s. 28-29

Dünyaya Bakış

Çöpteki İlaçlar

Bir Alman sağlık sigortası şirketine göre, Almanya’da reçetesiz ya da reçeteli satılan ilaçların miktarı o kadar çok ki, her erkek, kadın ve çocuğun günde 1.250 adet hap alması mümkün. İnsanlar bütün bu ürünleri ne yapıyor? Süddeutsche Zeitung gazetesi, çok büyük miktarının kullanılmadığını, kısacası atıldığını bildiriyor. Bir sağlık sigortası şirketleri derneğinin başkanı, “milyonlar değerindeki ilaçların her yıl çöpe boşaltılmasına izin vermeye parasal gücümüz yetmez” diye yakındı. Onlar, doktorlardan ve ilaç firmalarından, hastalara ilaçlar hakkında daha ayrıntılı bilgi vermelerini ve bunu “anlaşılabilir Almanca” ile yapmalarını rica etti.

AIDS Aşısı “Kârsız”

Dünya Sağlık Örgütünün araştırma ve kalkınma müdürü Dr. Piot, bazı ilaç laboratuvarlarının, ekonomik nedenlerle, AIDS’li hastaların tedavisinde kullanılan ilaçlarda yararlı olacak bir AIDS aşısı üzerinde yaptıkları araştırmayı bıraktıklarını açıkladı. Laboratuvarların, etkili bir AIDS aşısı bulunursa, hükümetin onları kamuoyunun yararına ürünü teslim etmeleri yönünde zorlayacağından ve bunun da kendilerine az kâr getireceğinden korktukları bildiriliyor.

Diş Hekiminize Sorun

Son zamanlarda diş tedavileri yoluyla AIDS virüsü kapma olasılığı hakkındaki spekülasyonlar insanları korkutuyor. Amerikan Dental Hygienists’ Association tarafından yürütülen bir araştırma, diş hastalarının yüzde 83’ünün tedavi olurken bulaşıcı bir hastalığa yakalanmaktan endişe duyduklarını ortaya çıkardı. Amerikan Health dergisine göre, hastalar sadece tedaviyi yapan personelin eldiven ve maske giydiklerinden değil, aynı zamanda her hastada değiştirildiklerinden de emin olmalılar. Tekrar kullanılabilen aletler her hastadan sonra yüksek ısıda sterilize edilmelidir. Amerikan Health dergisi, “aletlerin alkolle temizlenmesi gibi soğuk sterilizasyon tekniklerinin yetersiz” olduğunu belirtiyor. Dergi şunu ekliyor: “Eğer diş hekiminiz sorularınızı cevaplandırmaya isteksizse, başka bir diş hekimi bulun.”

Öğretmenleri Popüler Yapan Nedir?

Alman gazetesi Nassauische Neue Presse, “birçok çocuğun okuldan giderek daha sık yakınmasına rağmen, yine de çoğunun gözde bir öğretmeni var” diye bildiriyor. Gerçekten de, kızların yüzde 91’inin ve erkeklerin yüzde 83’ünün gözde bir öğretmeni var. 7 ila 16 yaşları arasındaki 2.080 öğrenciyle yapılan bir anket, hangi niteliklerin öğretmenleri öğrencilerin gözdesi durumuna getirdiğini ortaya çıkarmaya çalıştı. Birçokları için şu şaşırtıcı olacak: “Az ev ödevi veren öğretmen mutlaka gözde değil.” Çok daha önemlisi, öğretmen yansız olmalı, mizah yeteneği olmalı ve dersleri ilginç hale getirmeli. Bundan başka, öğrenciler, iyi açıklamalar yapabilen, sakin kalabilen ve anlayış gösterebilen öğretmenleri takdir ediyorlar.

Sezaryen Ameliyatları Artıyor

“On bin jinekolog, çok fazla sezaryen ameliyatı yapılmasından ötürü İtalya’yı suçluyor,” Roma gazetesi Il Messaggero bu haberi verdi. Sezaryen ameliyatıyla yapılan doğumların sayısı bakımından İtalya Avrupada ilk, dünyada da Amerika Birleşik Devletleri ve Brezilya’dan sonra üçüncü sırayı alıyor. 1980’den beri, İtalya’da sezaryen ameliyatları iki kat arttı; şimdi neredeyse 4 çocuktan 1’i sezaryen ameliyatıyla doğuyor. Bu artış neden? Il Messaggero’ya göre, tıbbi nedenlerin yanında iki neden var: Kadınlar ağrılı doğumlardan kaçınmak istiyorlar ve mahkemeye verilmekten korkan doktorlar daha az riskli bir yolu tercih ediyorlar. Fakat, sezaryen ameliyatları uzun zamandan beri güvenli görülmesine rağmen, birçok doktor, bunların fazla sık olduğu ve her zaman uygun nedenlerle yapılmadığına inanıyor. Roma’daki La Sapienza Üniversitesinden Carlo Signorelli şunları söylüyor: “Sezaryenler ile doğum sırasındaki ölümler arasında herhangi bir bağlantı pek ortaya çıkmaz.” Bologna’daki S. Orsola Hastanesinden Luciano Movicelli de şunları bildiriyor: “Sezaryenin daha fazla güvenlik demek olduğu kanısı atılmalı, çünkü tamamen yanlış.”

“Bilinmeyen Bir Gezegen”

Son iki yıl içinde Amazon yağmur ormanlarında daha önce bilinmeyen üç maymun türü bulundu. Dünya çapında her yıl ortalama olarak üç yeni kuş türü keşfediliyor. Panama’da 19 ağaç üzerinde yapılan bir araştırmada, yaklaşık olarak 1200 kınkanatlı türü bulundu; bunların yüzde 80’i önceden bilinmiyordu. UNESCO Sources dergisi şunları bildiriyor: “Çok büyük sayıda canlı türü bizim için hâlâ bilinmeyen durumundadır.” Örneğin, “Güney Amerika’daki tatlı su balıklarının tahminen yüzde 40’ı sınıflandırılmamıştır. . . . . Ya büyük kısmı keşfedilmemiş okyanusların derinliklerinde bulacaklarımız?” Bakteriler, mantarlar, ipliksolucanları, örümceğimsiler, böcekler gibi muazzam sayıda daha küçük canlı türlerini ve keşfedilmemiş bitkileri düşündüğünüzde sorun büyüyor. Örneğin, sadece “bir gram tropikal toprak 90 milyon kadar bakteri ve mikrop içerebilir.” UNESCO Sources, bazılarının, yeryüzündeki tür sayısının “200 milyon kadar çok” olabileceğini tahmin ettiklerini söylüyor. Büyük çapta yapılan keşiflere rağmen, yeryüzü hâlâ “bilinmeyen bir gezegen”dir.

20. Yüzyılla İlgili Bir Öngörü

Geçen yüzyılda yaşamış bir kişi, otomobil, toplu taşıma, elektronik müzik ve faks makinesi gibi çağdaş gelişmeleri düşünmüş olabilir mi? Seksen Günde Devriâlem ve Deniz Altında Yirmi Bin Fersah adlı romanlarıyla tanınan Fransız romancı Jules Verne, 1863’te bu gelişmeleri ve daha da fazlasını Paris in the 20th Century adındaki daha önce yayımlanmamış romanında önceden tahmin etti. Verne’in yayımcısı bunu fazla abartılı ve inanılmaz bularak reddettiği halde, kısa bir süre önce keşfedilen roman, gelişmiş silahlar, elektrikli sandalye, kirlilik, trafik sıkışıklığı da dahil 20. yüzyıl yaşamını şaşırtıcı bir doğrulukla anlatıyor. Verne, geçmişteki klasik başarılara ve kültüre ilgisini yitirmiş, etrafını saran sorunlardan rahatsız olan bir insan topluluğunu ve ticari ilkelere köle edilmiş, teknoloji bağımlısı bir toplumu önceden gördü. Paris’te çıkan International Herald Tribune şunları belirtti: “Verne, sadece modern teknolojinin birçok işlerini tahmin etmekle kalmadı, ayrıca en korkutucu sonuçlarından bazılarının da farkına vardı.”

Kanada’nın Hızla Değişen Değerleri

The Toronto Star, “Kanadalıların—hem İngiliz hem de Fransız asıllı—bir nesilden az bir zaman dilimi içinde piyasa ve toplumda bir zamanlar refah ve düzeni sağlamış olan kilisenin, devletin, tekellerin ve oligopollerin otoritesini reddettiğini” bildiriyor. Neden? Çünkü onlar maddi zevkleri hemen tatmak istiyorlar. Şu anda, “her şeye sahip olma” çabası var. Star şunları ekliyor: “Yahudi-Hıristiyan ahlak standardının yerini dindışı hümanizm, gelenekçi Katolikliğin yerini maddi hazcılık aldı. Zevki, ölümden sonra yaşandığı varsayılan hayata ertelemek şöyle dursun, ileri bir yaşa bile bırakmaya istekli kişilerin sayısı çok az.” Tanrı artık doğaüstü bir varlık olarak görülmüyor. Bu nedenle, ne korku ne de suçluluk duygusu var. Tüm çabalar maddi dünyanın sunduklarından azami derecede yararlanmaya yöneltildikçe ruhi konulara ilgi azalıyor.

Japonya’daki Suç Dalgası

Son zamanlara kadar suçlardan nispeten uzak olduğu düşünülen Japonya’da bir suç dalgası yayılıyor; polis bundan ekonomik durgunluğu, artan silah kaçakçılığını ve örgütlü suçun giderek azalan gücünü sorumlu tutuyor. Polis memuru Takaji Kunimatsu’ya göre, silahla işlenen suçlar rekor düzeylere ulaştı ve eğer kontrol edilmezse Japonya’da “kamu düzeninin temelini sarsacak.” Mainichi Daily News’a göre, “sıradan insanlar” tarafından işlenen suçlar da artıyor; buna kısmen “kalabalık şehir yaşamından kaynaklanan bitmeyen stres” neden oluyor. Kent sakinlerinin hayatta kalmalarına yardım etmek üzere, sosyoloji profesörü Susumu Oda şunları önerdi: Selamlaşma, gerektiğinde ‘özür dileme’ ve oluşabilecek “herhangi bir düşmanlık havasını dağıtmak için” gülümseme gibi temel nezaket kurallarını sürdürün. Nazikçe geri çevirme sanatını öğrenin. Kapılara emniyet zinciri takma alışkanlığı edinin. Polisi dostunuz olarak görün. Ve “dövüş sporlarını kendinizi suçlardan koruma aracı olarak görmeyin—bunun sonucu olarak birinin kötü bir şekilde yaralanması daha büyük olasılıktır.”

    Türkçe Yayınlar (1974-2027)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş