Dünyaya Bakış
Erken Yaşlanmayı Önleyin
Brezilya’daki São Paulo Üniversitesinde geriyatri uzmanı olan Wilson Jacob Filho “insanlar çocukları için evlerini değiştiriyorlar. Neden yaşlı kimseler için değiştirmiyorlar?” diye soruyor. Yaşlılar için daha güvenli evlerin yanı sıra, düşme riskini azaltmak amacıyla kaslarını kuvvetlendirecek egzersizler yapmalarını öneriyor. Uzun ömrün en büyük düşmanları nelerdir? Yine São Paulo Üniversitesinde plastik cerrahı olan Rogério Izar Neves’e göre düşmanlar, “hareketsiz bir yaşam, dengesiz beslenme (özellikle yağca zengin yemek türleri), sigara içmek, aşırı alkollü içki kullanımı, stres ve yetersiz uykudur.” Jornal da Tarde, aşırı stresin “çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasıyla ve sonuç olarak yaşlanmayla yakından ilgisi olan” bağışıklık sistemini zayıflattığını açıklıyor. Dr. Neves bundan başka şunu da iddia ediyor: “Yaşama karşı ilgisizlik, erken yaşlanmanın başlıca nedenidir.”
Şiddeti Teşvik Eden Oyuncaklar
Gençlerin, sanki büyüyle döğüş sporları savaşçılarına dönüştüğü bir TV programı, Amerika Birleşik Devletlerinde çocuklar arasında çılgın bir moda oldu. TV karakterleri, Kuvvetli Morfin ve Güç Komandoları olarak tanınıyor. Okul yetkilileri, Güç Komandolarının şiddet eylemlerini taklit eden küçük çocukların gösterdikleri davranış saplantılarından endişe duyuyorlar. The Wall Street Journal, yakınlarda yapılan bir araştırmada, “araştırmaya katılan öğretmenlerin” yüzde 96’sının “Morfin’in telkin ettiği bir saldırı eylemine tanık olduklarını söylediğini” bildiriyor. Bazı olaylarda, üç yaşındaki çocuklar bile söz konusudur. Journal “küçük çocuklar aniden çılgın ve dövüşken boksörlere dönüşebilir” diyor. Programın beğenilme oranı, Güç Komandosu oyuncaklarının bir yıl içindeki satışlarından elde edilecek tahmini 300 milyon dolardan bellidir.
Bebeklerinizi Gürültüden Koruyun
Radio France Internationale tarafından çıkarılan bir basın bülteni “çok fazla gürültü, doğmamış ve yeni doğmuş bebekler için zararlı olabilir” diyor. Özellikle anne rahmindeki bir bebek, annesinin maruz kaldığı her güçlü sesin yol açtığı sarsıntıdan kolayca etkilenir. Bir annenin karın duvarı ve amniyon sıvısı, dışarıdan gelen gürültülere karşı çok az bir koruma sağlayabildiğinden, çocuk doğmadan önce özürlü olabilir. Örneğin, anneleri rock konserlerinde ve diskoteklerde oldukça yaygın olan 85 ve 95 desibellik gürültü seviyelerine maruz kalan çocuklar arasında yüksek frekans işitme kaybı riski üç misli daha fazladır. Bazı araştırmacılar, özellikle hamileleğin son ayları boyunca, sık sık gürültüye maruz kalmanın, hem işitme yetisinin zarar görmesine neden olacağı, hem de doğmamış bebeğin kalp atış hızını artırabileceği konusunda uyarıyorlar.
‘Küresel Aciliyet’
Paris’te AIDS üzerine düzenlenen, yedinci yıllık Dünya AIDS Günü zirvesinde, Birleşmiş Milletler genel sekreteri Butros Butros-Gali, 42 ülke ve 5 kıtadan gelen devlet başkanları ve sağlık bakanlarından AIDS hastalığının alarm verici ilerleyişi konusunda “küresel bir aciliyet durumu ilan etmelerini” istedi. Dünya çapında, AIDS’in yayılışını kontrol altına alma çabalarına rağmen, Temmuz 1993 ile Temmuz 1994 arasında toplam AIDS vakası sayısı, yüzde 60 oranında artarak yaklaşık dört milyona ulaştı. Dünya Sağlık Örgütü, korkutucu bir raporda, AIDS hastalığı şimdiki büyüme hızıyla gerçekten “bazı toplumların bir bütün olarak geleceğini tehdit ediyor” diye uyardı ve 2000 yılına kadar erken bir tarihte 30-40 milyon insanın AIDS’e sebep olan öldürücü HIV virüsüne yakalanmış olacağını tahmin etti.
Savaşın Mirası
Müttefiklerinin 51 yıl önceki Avrupa çıkarmasında yer alan 7.000 asker Haziran 1994’te Normandiya sahillerine geri döndü. Fakat kutlamanın yol açtığı kaygıyla başa çıkmak üzere psikiyatrik yardım verilmesi gereken yüzlercesinin anıları canlıydı. Eski askerlere yardım eden bir hayır kurumu olan Combat Stress adına konuşan Dr. Graham Lucas, “bazı askerlerin Normandiya Çıkartması Gününden sonra, son derece üzgün olduğunu” açıkladı. “Başkaları ölmüşken onlar sağ kalmayı hak etmediklerini düşünüyorlardı; bu nedenle suçluluk duyuyorlar ve kâbuslar görüp uykusuz kalıyorlardı.” Londra’nın The Sunday Times gazetesi, yıllarca bastırılan bu tür duyguların ülsere, astıma ve cilt rahatsızlıklarına yol açtığını bildiriyor. Anıları hâlâ kâbuslar görmesine neden olan eski bir asker, bunu şöyle ifade etti: “Böyle kutlamaları abartabilirsiniz. Orada olmayan insanlar bunun nasıl bir şey olduğunu anlayamaz.”
Tüberküloz Savaşını Kaybetmek
Paris’teki La Pitié-Salpétrière Hastanesi’nin bakteriyoloji-viroloji bölümü başkanı Profesör Jacques Grosset’e göre, hastalıklara karşı savaşta, tüberkülozla mücadele “dünya çapında tam bir başarısızlığa uğramıştır.” Hastalar tedavi edilmediğinde, tüberküloz ölüm oranı yaklaşık yüzde 50’dir. Dünyadaki tüberküloz hastalarının hemen hemen yarısı için teşhis ve tedavi olanağı bulunmazken, Profesör Grosset asıl felaketin, antibiyotiklerin rahatça elde edilebildiği, teknik açıdan gelişmiş ülkelerde, hastalığa yakalananların sadece yarısının tamamen iyileşinceye kadar tedavilerine devam etmeleri olduğuna dikkat çekti. “Diğer yarısı ya tedavi olmaz ya da çok düzensiz tedavi olurlar; bu da çok daha yüksek ölüm oranına (tedavi olanların yüzde 25’i) ve antibiyotiklere karşı dirençli tüberküloz basili türünün gelişmesine neden olur.”
Venezuela ve AIDS
Caracas’ta (Venezuela) çıkan El Universal gazetesi Venezuela’nın, Latin Amerika’da, AIDS vakalarının görülme oranında Brezilya ve Meksika’dan sonra üçüncü ülke olduğunu söylüyor. Sağlık Bakanlığı sayının sadece 3.000 olduğunu belirtiyorsa da, ülkede 350.000 kişinin bu öldürücü virüsü aldığını tahmin ediyor. Dr. Arellano Médici, “toplumumuzda dikkat çekici boyutlardaki rasgele ilişkiler” sonucunda, hastalığa yakalanan her kişiye karşı, aynı durumda olup da bunun bilincinde olmayan yaklaşık 100 kişi var diyor. Médici, hastalığa yakalanan kişilerin sadece diğerlerine bulaştırma riski yüzünden değil, AIDS virüslerinin çeşitleri olduğundan da ahlaken temiz bir hayat yaşamaları gerektiğine dikkat çekiyor. Sağlık problemlerini daha da kötüleştirecek farklı bir virüsü de kolayca kapabilirler. Bir kaynak, 2000 yılına kadar dünyadaki her ailenin AIDS’li bir üyesi olacağını tahmin ediyor.
Faydalı Solucanlar
New Scientist dergisi şöyle bildiriyor: “Toprak solucanları, başka bir veba salgınının patlak vermesini önlemede Hindistan’ın gizli silahıdır.” Artıklar biriktiğinde, öldürücü hastalık barındıran fareler ve böcekler bollaşırlar. Toprağı derinden kazan Pheretima elongata adlı solucanın yerli türleri çöpleri yararlı gübreye dönüştürmek için kullanıldı. Çöp kutularının içine konulduklarında artıkların içinden ilerlerken yollarının üstündekileri yerler ve kolayca ufalanan ince bir gübre üretirler. Bu teknik, Bombay’da hergün dört ton mezbaha artığını işlemden geçirmek için epeydir kullanılmaktadır. Çöp yakma fırınlarına ve toprak doldurmaya güvenen yerel yetkililer şimdi bu yararlı solucanlara ilgiyle bakıyorlar.
Pazartesi Sabahı Sendromu
Jornal do Brasil şunu bildiriyor: “Pazartesi sabahları işe dönme stresi, kalp krizi riskini yüzde 33 oranında artırıyor.” Almanya’da yapılan bir araştırma 2.636 olayda “kalp yetmezliği riskinin haftanın günlerine ve saatlerine göre değiştiğini gösterdi.” Bununla birlikte, pazartesileri özellikle tehlikeli bulundu ve kalp krizlerinin, sabahları, günün geri kalan kısmından üç kat daha fazla olduğu görüldü. Fabrika işçileri, meslek sahiplerine ve memurlara göre pazartesi sabahı sendromundan daha çok etkileniyor. Araştırmayı yöneten Profesör Stefan Willich şöyle söylüyor: “Hafta sonu tatilinden hemen sonra çok daha yoğun bir tempoya dönmenin, krizlere [kalp krizi] neden olduğunu tahmin ediyoruz.” Kalp sorunları olan insanların haftaya sakin bir şekilde başlamaları tavsiye edildi.
Duygusal İlk Yardım
Bir kaza yerinde yapılan ilk yardım, fiziksel yaralanmalara dikkat etmekten daha fazlasını kapsamalıdır. Alman gazetesi Süddeutsche Zeitung, yaralı kişilerin duygusal yardıma da ihtiyaç duyduklarını bildiriyor. Bu ne tür bir yardım olmalı? Alman Psikologları Profesyonel Birliği “duygusal ilk yardım”da bulunmak için dört basit adım önerdi. Kaza kurbanları ve uzmanlarla yapılan görüşmelerin sonucu olan bu öneriler şunlardır: “Yanında olduğunuzu söyleyin. Yaralanan kişiyi, dikkati başka yere çeken şeylerden koruyun. Dokunarak temas kurun. Konuşun ve dinleyin.” Bu önlemlerin doktorlar ve sürücü okulları tarafından desteklenmesi ve onların da ilk yardım kurslarına katılması için çaba harcanıyor.