En Kötü Zaman Olduğu Halde En İyi Zaman
CHARLES DİCKENS, İki Şehrin Öyküsü adlı tarihsel romanında Fransız ihtilalini şu sözler tarif etti: “Zamanların hem en kötüsü hem de en iyisiydi.” Böylece yazar, hem o devrenin huzursuzluğunu, hem de tarihte önemli değişikliklerin meydana gelmekte olduğuna dair duyulan iyimserliği anlatmaya çalışmıştı.
Fakat zamanımızın, önceki makalede belirtilen bilginin ışığı altında birçok hususlardan dolayı daha yerinde olarak “zamanların en kötüsü” olduğu söylenebilir. Ağır güçlüklerle dolu olan bir dönem aynı zamanda sevinmeğe bir neden olabilir mi? Gerçekten “zamanların en iyisi” olabilir mi? Eğer daha iyi günlerin geleceğine dair garantili bir güvencemiz varsa, evet.
Görmüş olduğumuz gibi, dünya şimdi birçok yönden korkunç bir dönem yaşamaktadır. Fakat insanlık için bir kurtuluş, yani suçlardan, savaştan, açlıktan ve hastalıktan kurtuluşun yakın olduğuna inanmak için gerekli nedenler vardır. Mukaddes Kitap buna dair bir ümit veriyor. Bu ümide sahip olmamız için yaşadığımız zamanı tanımağa ve hangi yolu takip etmemiz gerektiğini Mukaddes Kitaptan öğrenmeğe ihtiyacımız vardır.
Günlerimiz—İşaretlenen Bir Nesil
Birinci yüzyılda resulleri, İsa’nın vaat edilen Mesih olarak İsrail’de iktidarı ele geçirmesini bekliyorlardı. Fakat onlar, İsa’nın kendilerinden ayrılma vaktinin yakın olduğunu ve bekledikleri şeyin gerçekleşmediğini gördükleri zaman, dönüşü hakkında ona şöyle sordular: “Senin huzurunun ve şeyler sisteminin sona erişinin alameti ne olacak?” (Mat. 24:3, YD) İsa’nın cevap olarak vermiş olduğu peygamberlik, birinci yüzyılda tamamen gerçekleşmedi. Daha sonra kaleme alınan ilham edilmiş yazılar, bu peygamberliğin daha sonraki günlerde geniş çapta bir gerçekleşmesi olacağına işaret etti. (Vah. 6:2-8) Acaba bu peygamberlik zamanımızda gerçekleşti mi?
İsa, büyük çoğunluğun cereyan eden önemli olayların anlamını kavramayacağına dair resullerini uyardığından dolayı, önceden bildirilen bu zaman dönemini fark etmek için, bir oranda anlayışa gerek olacağını göstermişti. Bir paraleli olarak Nuh’un günlerindeki küresel tufana değinen İsa, şöyle demişti: “Nuh’un günleri nasıl idi ise, İnsanoğlunun huzuru (YD) da öyle olacaktır . . . . ve tufan gelip hepsini alıncaya kadar nasıl bilmedilerse, İnsanoğlunun huzuru da (YD) öyle olacaktır.”—Mat. 24:37, 39.
İnsanlar onun “huzuru”nu nasıl fark edecekler ve Nuh’un günlerinde helak olan çoğunluk gibi yok olmaktan sakınmak için gereken adımları nasıl atacaklardı? İsa, İncillerde kayıtlı olan çok yönlü peygamberane bir “alâmet” verdi. Bu “alâmet”in bugün belli olup olmadığına ve eğer belli ise, önceden nelere değindiğine bir göz atalım.
ULUSLARARASI SAVAŞLAR—KANUNSUZLUĞUN ÇOĞALMASI: “Millet millete ülke ülkeye karşı kalkacak.” (Luka 21:10) “Kanunsuzluk (YD) çoğalacak” (Mat. 24:12)
1914 yılından beri, iki dünya savaşıyla birlikte birçok savaş oldu. New Zealand Herald’a göre, şimdi bile yaklaşık olarak bir milyon asker ve gerilla faal haldedir ve her gün 100 kişiden fazla genç öldürülmektedir. Herhalde üzülerek fark ettiğiniz gibi, suçlar da artmaktadır. Bir gazeteci olan Anthony Lewis, geçenlerde şöyle yazdı: “Büyük Britanya . . . . ve Sovyetler Birliği kadar farklı ülkelerden gelen raporlar, şiddetin ve suçların arttığını ve resmi makamların bu durumla başa çıkamadıklarını bildiriyor.”
DEPREMLER: “Yer yer . . . . zelzeleler.”—Mat. 24:7.
Yüzyıllar boyunca büyük depremler olduğu halde, günlerimiz bu bakımdan özellikle işaretlenmiştir. Geçen yıllarda pek çok sayıda deprem oldu. 1970 yılından 1979 yılına kadar, her yıl ortalama 80.000 kişi depremlerde öldü. Bu sayının içinde 1975 yılındaki Çin’in Liaoning bölgesindeki deprem felaketinin sonuçları yoktur. Bazı kaynaklara göre, orada 800.000 kişi ölmüştür.
KITLIKLAR—Salgın Hastalıklar: “Yer yer kıtlıklar ve vebalar.”—Luka 21:11.
Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Acil Yardım Fonuna (UNİCEF) göre, 1979 yılı boyunca, bütün dünyada açlıktan 12 milyon çocuk öldü. Afrika’da hemen hemen üç çocuktan biri açlıktan ölüyor. Hastalıklar da dünya çapında ölüm saçmağa devam ediyor. Her yıl, beş yüz bin çocuk kızamıktan ölüyor ve bir milyar kişi tropikal hastalıklara tutuluyor. Sanayileşmiş ülkelerdeki insanlar da, milyonlarca kişi kanser ve zührevi hastalıklara yakalandıkları için kendilerini güvenlikte hissedemiyorlar.
DÜNYA ÇAPINDA ŞAHADET: “Krallığın bu iyi haberi bütün milletlere bir şahadet maksadıyla bütün meskûn yerde va’zedilecektir.”—Mat. 24:14, YD.
Yehova’nın Şahitleri, 1981 yılının Ağustos ayından 1982 yılının Ağustos ayına kadar geçen 12 ay içinde dünyada iyi haberi ilan etmek ve insanlara Mukaddes Kitabın hakikatlerini öğretmek için 384 milyondan fazla saat harcamışlardır. İki milyonu aşan Tanrı hizmetçisi, 205 ülkede ve adada iyi haberi va’zetmiştir.
Bütün Bunların Anlamı
Mesih, bu farklı olayları önceden bildirdikten sonra, onların ne anlam taşıdıklarını da açıkladı:
“İncir ağacına, ve bütün ağaçlara bakın. Onlar filiz sürdükleri zaman, siz bunu görürsünüz ve kendiliğinizden bilirsiniz ki, yaz artık yakındır. Böylece, siz de bu şeylerin vaki olduklarını gördüğünüz zaman, bilin ki, Tanrı’nın krallığı (YD) yakındır. Doğrusu size derim: Bütün bu şeyler yerine gelinceye kadar, bu nesil geçmiyecektir.”—Luka 21:29-32.
İsa’nın değindiği bütün bu olayların gerçekleşmesi, tıpkı zaten tomurcuklanan ağaçların yanılmaz bir şekilde yazın yaklaştığını haber verdikleri gibi, Tanrı’nın Krallığının yakınlığını belirten bileşik bir “alâmet”i oluşturacaktı. Fakat bu şeyler ne zaman olmağa başladı?
Dünya durumunu değiştiren bir olay hakkında yorum yapan Fransız ekonomi uzmanı Alfred Fabre – Luce şöyle dedi: “1914 savaşı, bizi hâlâ üzen sarsıntıların ilkiydi.” Birçok başka tarihçi ve devlet adamı da, I. Dünya savaşının patlak verdiği 1914 yılında tamamıyla farklı bir çağın başladığını kabul etmiştir. İlginç olarak 1922’den 1939’a kadar Papalık mevkiinde olan XI. Pius, 1914 yılından başlayarak cereyan eden olayların “Rabbimiz tarafından bildirilmiş olduğu gibi, son günlerin işaretleri” olduğunu fark etti. Görmüş olduğumuz gibi bu peygamberlikte önceden bildirilen farklı olaylar bugüne kadar devam etmektedir. Bundan dolayı 1914 yılındaki ilk sarsıntıya şahit olan ve bazı üyeleri hâlâ hayatta bulunan neslin, bu peygamberliğin günlerindekigünlerimizdeki gerçekleşmesine de şahit olması gerektiğine inanmak için sağlam bir nedenimiz vardır.
O halde, bu “nesil” yaşlandıkça tutumumuz ne olmalıdır? Cesaretsizliğe veya umursamazlığa kapılmamalıyız. Bunun yerine, “alâmet”in farklı özelliklerini sıraladıktan sonra İsa’nın vermiş olduğu öğüde dikkat etmemiz gerekir. İsa şöyle demişti: “Bu şeyler olmağa başlayınca yukarı bakın, ve başınızı kaldırın, zira kurtuluşunuz yaklaşıyor.” (Luka 21:28) Ancak yakın geleceğin, yani Tanrı’nın Krallığının bize neler getireceğini bildiğimiz zaman, böyle bir tutumu benimseyebiliriz.
Tanrı’nın Vaatleri
Birçok kimse, daha hoş bir ortamda ve güvenle çalışabildiği takdirde, şimdiki kaygılarının azalacağını düşünür. Mukaddes Yazılar böyle bir düşünüşü kenara atmaz. İşaya gibi pek çok peygamber, insanın hayattan zevk alabileceği daha iyi durumların geleceğini önceden bildirdi. Örneğin, İşaya şöyle yazdı: “Ve evler yapacaklar, ve oturacaklar; ve bağlar dikecekler, ve meyvasını yiyecekler . . . . Boş yere emek vermiyecekler, ve felâket için doğurmıyacaklar.”—İş. 65:21, 23.
Bununla beraber, Mukaddes Yazılar, Yehova’dan gelecek bereketler arasında, özellikle ruhi nimetlerin de bulunacağı gerçeğine dikkati çekiyor. İnsanlar sadece maddi refah ile yetinmezler. Sevgi ve adalet prensiplerine saygılı olmamız ve onlara saygı gösterenlerle birlikte yaşamamız gerekir. Tanrı’nın Krallığı yeryüzünde dürüst yürekli kimselerin gönüllerince yaşamalarını mümkün kılan böyle uygun bir ortamı oluşturacaktır. Yukarıda adı geçen peygamber şunları ekliyor: “Senin hükümlerin yeryüzünde oldukça, dünyada oturanlar doğruluk öğrenirler.”—İş. 26:7-9.
Bundan başka, Tanrı’nın Krallığı hiç bir insan hükümetinin yapamayacağı şeyi başaracak yani tüm insanlığı üzüntüye, hastalığa ve ölüme neden olan günahtan kurtaracaktır. Yehova, bunu İsa Mesih vasıtasıyle yaptığı zaman, adaleti seven ve ona göre yaşayan kişiler ebedi hayat alacaklar.—Yuh. 3:16.
Şimdi Bile Sağlanan Yararlar
Şimdi bile Tanrı’nın maksadıyla uyum içinde yaşamakla büyük mutluluk elde edebileceğiz, bu gerçeği unutmamalıyız. Dünyada yapılan kötü şeyleri herkes biliyor; bunlar aslında bize sevinç vermiyor. Oysa bunların ne anlam taşıdığını anlar ve böylece “alâmet”i fark edersek, bir bakıma neden zamanların en iyisinin bir örneğinde yaşadığımızı anlayabiliriz; zira Tanrı’nın insanın sorunlarına daimi bir çözüm getirmek üzere yapacağı işlere şahit olacağız.
Yehova’nın Şahitleri her ne kadar bu sıkıntılı dünyanın ortasında yaşıyorlarsa da, sizin de elde edebileceğiniz pek çok yararları elde ediyorlar. Tanrı’nın kanunlarının bilgisi onlara ahlaksal bir korunma sağlıyor ve dengeli bir yaşam sürdürmelerini mümkün kılıyor. Onlar, Tanrısal vaatlerin ümidinden gelen ve Tanrısal bağlılıkla yaşamaktan elde edilen iç huzurunu tadıyorlar. (Mezm. 119:165; I. Tim. 4:8) Ayrıca yakında Mesih, Tanrı’nın düşmanlarını yok ettiği ve böylece Tanrı’nın sürekli bereketlerinin alınmasına fırsat açıldığı zaman gerçek bir kurtuluş olacaktır.—Tsef. 2:2, 3; Mezm. 29:11.