Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • w88 1/3 s. 3-4
  • Din İyi Ahlaka Sevk Eden Bir Güç mü?

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Din İyi Ahlaka Sevk Eden Bir Güç mü?
  • Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1988 (Dinsel Seri 85-96)
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • Olumsuz Yönü
  • Yıkılan Ahlaksal Siper
  • Dünya Dinleri Doğru Örnek Oluyor Mu?
    Gerçek Barış Ve Güvenlik
  • Dinin Ne Yararı Var?
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—2006
  • Dünyanın Dinleri Doğru Örneği Veriyorlar mı?
    Hakiki Sulh ve Güvenlik—Hangi Kaynaktan?
  • Bu Dünyanın Dinleri Neden Yok Olacak?
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1996
Daha Fazla
Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1988 (Dinsel Seri 85-96)
w88 1/3 s. 3-4

Din İyi Ahlaka Sevk Eden Bir Güç mü?

MİLYONLARCA insan bu soruya George Bernard Shaw gibi şöyle cevap verecektir: “Din, büyük bir güçtür, dünyada insanı harekete geçiren tek gerçek güçtür.” Karşıt olarak dürüstlüğün temeli konusundaki yazısında, 19. yüzyılın bir İngiliz yazarı John Ruskin, dini şöyle yerdi: “Bir düzenbazın bozuk tarafı, daima onun dinidir.” Acaba hangi görüş, gerçeğe daha yakındır dersiniz?

Bir kimse, dinin ahlaksal gücüne delil olarak ‘hayatını İsa Mesih’e vakfettiğinde değişen bir insanı’ gösterebilir. Uluslararası bir dergi, Watergate skandalına karışan Charles Colos’un “din değiştirmesi”ni bu tarzda tanımlamıştır. Başka biri mensubu oldukları dinlerin onları fuhuş ve alkolizmden kurtardığını ileri süren kişileri gösterebilir. Hıristiyan olmayan ülkelerde dağıtılan milyonlarca Mukaddes Kitap, birçok insana yaşamlarını ahlaksal yönden düzeltmeye şüphesiz yardım etti. Tabii, din bu gibi kişiler üzerinde iyi ahlaksal bir etki yaptı.

Olumsuz Yönü

Öte yandan Hitler’in mensubu olduğu din, onun davranışlarına engel olmadı. Hitler’i aforoz etme çağrısına Papa XII. Pius’un hiç cevap vermemesi dürüst yürekli kişileri hayrette bıraktı. “Papaya çekilen telgraf—Katolik olarak eğitim gördü, fakat imanına göre hareket etmedi” başlığını taşıyan Ohio’nun Cincinnati şehrindeki The Catholic Telegraph-Register gazetesi şunları yazdı: “Papa XII. Pius’a (Führer) Adolf Hitler’i aforoz etme çağrısı yapıldı.” Acaba papa bunu yapsaydı, savaşın sonucu etkilenecek ve insanlık bu derece acıdan korunmuş olacak mıydı? Bunu söylemek üzücüdür ama, Papa hiçbir zaman bu çağrıya cevap vermedi.

Güney Amerika’nın birçok Katolik ülkesinde nikâhsız karı-koca hayatı yaşamak yaygındır. Kuzey Amerika’da bir papaz bir başmakalede şunları yazdı: “Fuhşu Yasalaştırmak—Kutsal Çözümdür.” (Philadelphia Daily News) Bazı Protestan ülkelerde hüküm süren durumlara bir göz atalım; oradaki evli çiftlerin eşlerinin değiş tokuşu, evlilik öncesi cinsel ilişki ve nikâhsız cinsel ilişkiler oldukça yaygındır. “Papazlar Evlilik Öncesi Cinsel İlişkiye Karşı Susuyorlar” başlığını taşıyan bir gazete yazısında bunun nedenini bulmaktayız. Makale şöyle demektedir: “Amerika’daki papazlar, evlilik öncesi cinsel ilişkiyle ilgili vaazlarında suçlu olarak sustular . . . . Onlar, kiliselerinin bazı üyelerini kaybedeceklerinden korkuyorlar.” (Telegraph, North Platte, Nebraska) Öyle ise tüm dinler, kişileri iyi ahlaka sevk eden birer güç müdür?

Hıristiyan âlemindeki dinin ahlaksal gücündeki eksiklik, savaş dönemlerinde daha da belirginleşir. Şu ilgi uyandıran iddialar hakkında siz ne düşünürsünüz? 1934 yılında Amerika’daki Mesih Kiliselerinin Federal Konseyi şubesinin sekreteri olan Walter W. Van Kirk şunları yazdı: “Papazlar ve kilise üyeleri savaşa karşı kesin bir duruş aldılar . . . . Kilisenin bu hararetli barış kampanyası, savaşın, İsa’nın vaaz ve davranışlarına kesinlikle karşı olduğu kanaatinden kaynaklanmaktadır.” Religion Renounces War (Din Savaşa Karşıdır) adlı kitapta, muhtelif kilise ve kilise adamlarından söz edildikten sonra şu sonuca varıldı: “Kiliselerin çoğu, artık adam öldürme ve insanları sakatlama sanatının müttefiği sayılmak istemediklerini açıkça belirttiler. Papazlar . . . . hemcinslerinin kanından beri olarak Din-Hükümet ilişkisini kesiyorlar.”

Bununla birlikte ne yazık ki, bu iyimser kehanet gerçekleşmedi. II. Dünya Savaşı patlak verdiği zaman, Hıristiyan âleminin başlıca dinlerinden hiçbiri ‘savaşa karşı olmak’ için kesin duruş almadı. Acaba sizin bölgenizdeki kiliseler ne yaptı?

Yıkılan Ahlaksal Siper

Birkaç delilin iki yönünü de dikkatle inceledikten sonra, dünyanın en büyük dinlerinin her zaman iyi ahlaka sevk eden kuvvetli birer güç olmadıklarını kabul etmeyecek miydiniz? Look dergisi şunu belirtti: “Kiliseler . . . . ahlaksal liderlikte gerekeni vermekte eksik bulundular ve onların başarısızlıkları ne kadar büyükse sorumlulukları da o oranda büyüktür.” Brisbane (Avustralya) The Courier-Mail gazetesinde Hıristiyan âleminin dinlerinin cinsel ahlaksızlığı engellemekteki başarısızlığıyla ilgili şu yorum yapıldı: “Piskopos ve yüksek rütbeli papazlar . . . . evlilik dışı ilişkilerin Tanrı’nın izzetini yansıtan bir yardımseverlik olduğunu . . . . fuhşun bizatihi kötü olmadığı ve zinanın muhakkak suç sayılması gerekmediğini yazmakla sıradan erkek ve kadınların ve özellikle erinlik çağındaki genç erkek ve kızların doğru ve yanlış konusunda zihinlerini karıştırıyorlar. Yeni ahlakın lehinde yapılan bütün bu propagandaların sonucu, ahlaksal siperler yıkılacaktır.”

Dünyanın büyük dinleri, her zaman iyi ahlaka sevk eden birer güç değildir. Bununla birlikte, madem ki din “Allah’a ibadet, maneviyata inanma hususunda insanların tuttuğu yol”(a) olarak tarif ediliyor, acaba din çoğu kişinin dindar olduğu ülkelerde iyiye sevk eden bir güç olmamalı mıydı? Acaba eksik olan nedir? Bugün sizin dininiz acaba böyle bir gücü nasıl yansıtabilir?

[Dipnot]

a Hayat Büyük Türk Sözlüğü, s. 282.

    Türkçe Yayınlar (1974-2026)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş