Ekonominin İyileşmesi Dünyaya Barış Getirebilir mi?
BAZILARI NEDEN BÖYLE DÜŞÜNÜYOR?
Çünkü ne kadar çok ülke birbiriyle ticaret yaparsa o kadar az savaşın olacağına inanıyorlar. Örneğin Avrupa Birliğine üye ülkeler ekonomik olarak birleştiklerinde birbirlerine daha bağımlı hale geldiler. Bu birleşmenin amacı, savaşlarla dolu bir tarihi olan bu bölgede istikrarı ve barışı sağlamaktı.
Afrika’daki hükümetler de barışın ekonomik refaha bağlı olduğuna ve bu iki hedefe de ulaşabileceklerine inanıyorlar. Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa şöyle dedi: “Ticaret hacminde büyük bir artış olması ve altyapıya yatırım yapılması için büyük bir çaba harcıyoruz. Sürdürülebilir barış için ekonomik refah şarttır.”
Ülkelerin refah seviyelerinin yükseltilmesinin barışa katkı sağlayabileceğine inanıyorlar. Şirketlerin çatışma riski yüksek ülkelere yatırım yapmasının yeni iş alanları oluşturabileceğini ve kamu hizmetlerini iyileştirebileceğini düşünüyorlar. Bu çabalar sayesinde, çatışmaların kaynağı olduğu düşünülen yoksulluk, eşitsizlik ve gençlere yönelik fırsatların yetersizliği gibi sorunların çözülebileceğine inanıyorlar.
Şirketlerin barışın sağlanmasına yardım edecek programları destekleyebileceğine inanıyorlar. Örneğin bazıları gençleri yerel toplum projelerinde çalışmaya teşvik etmenin, onları terörizmden ve aşırılıkçılıktan uzak tutacağını düşünüyor. Afrika Kalkınma Bankası da finansal kuruluşların insani yardım yapan ve barış için uğraşan kuruluşlarla işbirliği yapmasını öneriyor.
NE DERSİNİZ?
Son yıllarda dünya çapında birçok ülke daha fakir ülkelerin ekonomik olarak kalkınması için çok büyük yatırımlar yaptı.
Eğer bunu yapmakla dünya barışı sağlanabilecek olsaydı, şu an dünya çapında bu kadar çok savaş olur muydu?
Ekonomik iyileşme milliyetçilik, dinsel aşırılıkçılık ya da siyasi bölünmelerin yol açtığı çatışmaları gerçekten engelleyebilir mi?
Alt: Kevin Frayer/Getty Images
Ekonomik iyileşme insanların açgözlülüğünü yok edemez
KUTSAL KİTAP NE DİYOR?
Bu ayet çok önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. Para sevgisi ya da açgözlülük zararlı davranışlara yol açabilir. İnsanları harekete geçiren başlıca güdü zengin olma arzusuysa, genellikle kendilerine ve başkalarına zarar verecek kararlar alırlar (Vaiz 5:10).
Birçok çatışmanın ardında yatan sebep açgözlülük. Ülkeler genellikle ekonomik olarak zenginlik getirebilecek su, petrol ya da toprak gibi kaynaklar için savaşıyorlar. Birçok şirket insanlardan çok, kâr etmeye önem veriyor. Ülkeler başka ülkelerle yaptıkları ticareti bencilce kendi çıkarlarına kullanıyorlar, bu da güvensizliği ve gerginliği artırıyor. Zengin ülkeler bile sahip oldukları gücü daha zayıf ülkeler üzerinde hâkimiyet kurmak için kullanıyor ve bu durum küresel barışı tehdit ediyor.
Ekonomik iyileşme insanların açgözlülüğünü yok edemez. Kutsal Kitap gerçek barışın, ticari anlaşmalarla ya da ekonomik reformlarla değil, insanlar Tanrı’yı tanıdıkları zaman gerçekleşeceğini söylüyor (Mika 4:2, 3). Tanrı tarafından eğitilmek isteyen kişiler artık savaşmayı öğrenmeyecek ve kökleşmiş düşünce tarzlarında değişiklikler yapacak. Savaştan ve şiddetten nefret edecekler. Savaşmayı öğrenmek yerine barışçı olmayı öğrenecekler (Romalılar 12:18).
DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN
Kutsal Kitap’ı ücretsiz olarak inceleyebilir veya bir Yehova’nın Şahidiyle görüşmek için talepte bulunabilirsiniz.