Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • w85 1/10 s. 7-12
  • “Gizlide Gören” Tanrı’ya Sadık Ol!

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • “Gizlide Gören” Tanrı’ya Sadık Ol!
  • Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1985 (Dinsel Seri 48-60)
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • DIŞ GÖRÜNÜŞÜN ÖTESİNE BAKAN KİŞİ
  • KANLA İLGİLİ DENEME
  • Hayatı Kan ile Kurtarmak—Nasıl?
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1991
  • Kan Hayat İçin Çok Önemlidir
    Kan Hayatınızı Nasıl Kurtarabilir?
  • Yehova’nın Öğrettiği Yolda Yürümek
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1991
  • Hayat ve Kana Karşı Tanrısal Saygı
    Hayata Sevk Eden Hakikat
Daha Fazla
Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1985 (Dinsel Seri 48-60)
w85 1/10 s. 7-12

“Gizlide Gören” Tanrı’ya Sadık Ol!

“Gizlide gören Babana dua et; gizlide gören Baban sana ödiyecektir.”—Matta 6:6.

1, 2. Gizli sanılan hususi şeylerin başkaları tarafından bilinebileceğini nasıl bir örnekle gösterebiliriz? (I. Samuel 21:7; 22:9)

BİRKAÇ yıl önce Yehova’nın Şahitlerinden biri Long Island, New York’ta bulunan kardeşine telefon etti. Kardeşinin başka bir inancı olduğu için, hemşire, ona kötülüğün yeryüzünden kaldırılıp, cennet koşullarını ihya etmekle ilgili Tanrı’nın vaadinden söz etti. Sohbet bitip kardeşi telefonu kapatınca hemşire ahizeden şu sözleri söyleyen bir sesi şaşkınlıkla duydu: “Bir dakika, size bir soru sormak istiyorum.”

2 Bu, telefon santralındaki bayandı. Nezaket kurallarına ve telefon şirketinin yönetmeliğine aykırı olmasına rağmen o zamanlar kullanılan telefon santralındaki kişinin konuşmaları dinlemesi mümkün olduğundan dolayı, santraldaki bayan bu konuşma dinlemişti. Şahit ise, sözlerinin ilgi uyandırdığına sevindi ve tekrar görüşmek için de bazı düzenlemeler yaptı. Yine de konuşmasının gizli kalmadığına şaşmıştı. Evet, başkaları bazen gizli sandığımız şeyleri görebilir veya işitebilirler.—Vaiz 10:20.

3. İsa’nın takipçilerinin yaşayışları hangi anlamda daima başkalarının gözü önünde bulunmaktadır?

3 Bu, Tanrı’ya daima sadık kalmak için gayret eden İsa’nın gerçek takipçileri için önemli bir sorun olmalı. Resul Pavlus şöyle demişti: “Dünyaya, meleklere ve insanlara bir temaşa olduk.” (I. Korintoslular 4:9) O, gladyatörlerin arenasında görülen bir âdetten söz ediyordu. Romalılar kapanış sahnesinden önce dövüşecek ve herhalde ölecek olanları seyircilere çıplak olarak gösterirlerdi. İsa’nın takipçileri de bugün imansız akrabalar, iş arkadaşları, komşular ve okul arkadaşlarının gözleri önünde bulunmaktadırlar. Gözlemciler, bizde gördükleri şeylere göre dinimiz hakkında iyi veya kötü bir fikir edinebilirler.—I. Petrus 2:12.

4. Başkaları tarafından gözlendiğini fark eden kişi nasıl etkilenebilir?

4 Başkalarının bizi gözlediklerini bildiğimiz zaman, Pavlus’un şu arzusunu paylaşarak buna göre davranmağa eğilimli olabiliriz: “Hiç bir şeyde hiç bir tökez vermedik, ta ki hizmetimiz ayıplanmasın.” (II. Korintoslular 6:3) Başkalarının bizi gözlediklerini bilmek, doğru olanı yapmakla ilgili kararımızı kuvvetlendirebilir. Ya kimsenin bizi görmediği bir anda Mukaddes Kitap prensipleriyle ilgili bir denemeyle karşılaşırsak?

DIŞ GÖRÜNÜŞÜN ÖTESİNE BAKAN KİŞİ

5. Yahudi liderlerin aleni ile hususi yaşayışları arasında nasıl bir çelişki vardır?

5 İlk yüzyılda birçok Yahudi dinsel lider, dıştan başka, içten başka bir kişiliğe sahip idi. İsa, Dağdaki Vaazında şöyle uyarmıştı: “Sakının, insanlara salâhınızı [doğruluğunuzu] onların önünde gösteriş için yapmayın.” (Matta 6:1, 2) Bu dinsel liderler, dışı temiz, fakat “içi soygunculuk ve taşkınlıkla dolu” olan bardaklar ‘dıştan güzel görünen, fakat içten ölü kemikleri ve her tür murdarlık dolu olan badanalı kabirler’ gibiydiler.—Matta 23:25-28; Mezmur 26:4 ile karşılaştır.

6. Yehova hangi yönlerimizi görebilir?

6 Bu sözler, Yehova’nın, insanların görebileceklerinden daha fazlasıyla ilgilendiğini takdir etmemize yardımcı olmalıdır. İsa Mesih, şu öğüdü de verdi: “Sen dua ettiğin zaman, kendi iç odana gir, ve kapını kapıyarak gizlide olan Babana dua et; gizlide gören Baban sana ödiyecektir.” (Matta 6:6) Evet, Tanrı, başka insanlardan tecrit edilmiş olduğumuz zaman takdim ettiğimiz duaları işitebilir. Hiçbir şey Tanrı’nın dikkatinden kaçmaz. Birinin ilerdeki kişiliğini oluşturacak genetik yapısını okuyarak onun cenin iken gelişmesini izleyebilir. (Mezmur 139:15, 16; Tekvin 25:23) Hatta yüreklerimizin gizli eğilimlerini de okuyabilir. (I. Samuel 16:7; I. Kırallar 8:39; Yeremya 17:10; Resullerin İşleri 1:24) Bu gerçeklerin bizleri nasıl etkilemesi gerektiğine dikkat edelim.

7. İsa’nın bir takipçisinin hangi alanda gelişme göstermesi gerekebilir?

7 İsa’nın gerçek takipçileri olabilmek için, ilk Hıristiyanların yaptıkları gibi, ciddi hata ve günahlarımızı yenmeğe çalışmak zorunda kaldık. (I. Korintoslular 6:9-11; Resullerin İşleri 26:20; I. Petrus 4:1-4) Fakat başka insanların bilmedikleri hatalarımız hakkında ne diyebiliriz? Bunların herkes tarafından bilinmemesi, onları daha önemsiz kılmaz. Bu, Davud’un şu sözleriyle belirtilmiştir: “Dostunu gizlice çekiştiren adamı yok ederim; bakışları yüksek, yüreği mağrur olan adama dayanamam.” (Mezmur 101:5) İftira gizlide yapılmış, hatta bir tek dinleyiciye söylenmiş olsa bile, gene de yanlıştır. Bu nedenle Davud bu gizli ‘günahı’ mazur görmek istemezdi.

8. Gizli suçların Yehova’nın dikkatinden kaçmadığını nasıl biliyoruz?

8 Suç işleyen kişi, suçunun “gizlide gören” Tanrı’nın dikkatinden kaçacağını sanarak kendini aldatmasın. Aslında Tanrı hareketleri başkaları tarafından görülmemesine rağmen, Kendisine sadık kalan kişilerle ilgilenir. Akan’ın olayını hatırlayalım. İsrailliler Eriha şehriyle onun Kenanlı kötü halkını yok etmeliydiler. Tanrı’nın makdisinin hazinesine katılacağı için ancak gümüşü, altını ve bakırı esirgemeliydiler. (Yeşu 6:17-19) Oysa Akan iğvaya düşerek kendisi için pahalı bir kaftan, bir parça gümüş ve altın aldı. Belki kimsenin farkında olmayacağını sanarak, bunları çadırının tabanında gizledi. Fakat acaba “gizlide gören”i aldatabildi mi? Hayır, Tanrı, Akan’ın günahının alenen açıklanmasını temin etti ve bu, hem kendisini, hem de ailesini ölüme sürükledi.—Yeşu 7:1, 16-26.

9. Tanrı’nın tasvibini kazanmak ve onu korumak için ne yapmalıyız?

9 Elihu, hikmetli bir şekilde, Yehova hakkında şu açıklamayı yaptı: “Çünkü gözleri adamın yolları üzerindedir, ve onun bütün adımların görür. Karanlık yok, ve ölüm gölgesi yok ki, kötülük işliyenler orada saklansınlar.” (Eyub 34:21, 22) Öyle ise, biz, Yehova Tanrı’nın tasvibini kazanmak ve onu korumak istersek, hem başkalarının bizi izlediklerini bildiğimiz, hem de kimsenin bizi izlemediğini sandığımız zaman O’nun prensiplerine göre yaşamağa dikkat etmeliyiz. Çünkü daima O’nun “gözleri adamın yolları üzerindedir.”

10. (a) Gizli kalan davranış konusunda Pavlus hangi mükemmel örneği verdi? (b) Hangi alanlarda işlenebilen gizli günahlar dikkatimize değer?

10 İsa’nın bir takipçisi, iman kardeşlerinin haberi olmadan bir deneme geçirebilir. Hapisteyken Pavlus’un başından böyle bir şey geçti. Yahudiler kendisini ‘fesatçılık yapan’ ve ‘mabedi murdar etmeğe kalkışan’ biri olarak suçladılar. (Resullerin İşleri 24:1-6) Pavlus, tarihçilerin gaddar ve ahlaksız biri olarak niteledikleri Romalı vali Felks’in önünde suçsuzluğunu ispat etmeye çalıştı. Feliks ise, “kendisine para verileceğini um”arak Pavlus’u hapiste tuttu. (Resullerin İşleri 24:10-21, 26) Resul hükmü etkilemek üzere hediye vermemek veya almamakla ilgili Mukaddes Kitabın öğüdünü bilmekle birlikte, rüşvet vermenin bir an önce serbest bırakılmak için en kolay yol olabileceğini aklından geçirmiş olabilirdi. Rüşvet, başkalarından gizli verilebileceğine göre, onları sürçtürmek bakımından endişe etmesine gerek duymayacaktı. (Çıkış 23:8; Mezmur 15:1, 5; Süleymanın Meselleri 17:23) Fakat Pavlus bu şekilde düşünmedi. Zamanımızda Yehova’nın kavmindeki birçok kişi, Tanrı’nın kan hakkındaki kanunu, masturbasyon veya kendi kendini tatmin ve aşırı alkol kullanımı gibi başka denemelerle karşılaştılar. Senin veya sevdiklerinin başına bu gibi denemelerin nasıl gelebileceğini araştıralım.

KANLA İLGİLİ DENEME

11. Kanın kullanışı hakkında Tanrı’nın bir hizmetçisinin tutumunun temeli nedir?

11 Tanrı’dan kanla ilgili kanunu kesinlikle ne yeridir ne de zor anlaşılırdır. Hepimizin atası olan Nuh vasıtasıyla Yehova insanlığa şu emri vermişti: “Eti onun canı olan kanı ile yemiyeceksin.” (Tekvin 9:4) Tanrı tarafından verilen hayatı temsil eden kanın kutsallığı, Musa’nın kanununda vurgulanmıştı. Kan, mezbahta kullanılabilirdi; onun dışında ‘su gibi yere dökülmeliydi.’ (Levililer 17:11-14; Tesniye 12:23-25) Musa Kanunu sona erdiği zaman, kan vasıtasıyla hayatı devam ettirmekle ilgili yasak yürürlükte kalmış mıydı? Kesinlikle evet. Bazılarının ilk Hıristiyan meclisi olarak adlandırdıkları toplantıda, yönetim kurulunun oluşturan resullerle ihtiyarlar, Hıristiyanların “putlar murdarlığından, zinadan, ve boğulmuş [kanı akıtılmamış] olandan ve kandan çekin”meleri gerektiği sonucuna vardılar. Kanın yanlış kullanılışı, gayrı meşru cinsel ilişkiler kadar ciddi bir ahlaksal suçtu.—Resullerin İşleri 15:20, 21, 28, 29.

12. İlk Hıristiyanlar kanla ilgili hangi duruşu aldılar?

12 İlk Hıristiyanlar, Tanrı’nın kan hakkındaki kanununa itaat ettiler. O zaman yaşayan bazı insanlar sara hastalığına karşı bir “tedavi” olacağı ümidiyle gladyatörlerin kanını içerlerdi, fakat hakiki Hıristiyanlar bunu yapmazlardı. Bunu reddetmek hem kendileri hem de çocukları için ölüm demek olsa bile, onlar, içinde kan bulunan yemekleri de yemediler. O zamandan beri, değişik teologlar ve diğer kişiler, Hıristiyanların kan kullanarak hayatlarını sürdürmekle ilgili Tanrı’nın kanununun yasağı altında bulunduklarını kabul ettiler.

13. (a) Yehova’nın Şahitleri neden bir gün kanla ilgili denemeye tabi tutulabilir? (b) İsa’nın takipçilerinin kan kabul etmemeleriyle ilgili hangi başlıca nedenler vardır?

13 Çağdaş zamanlarda kan nakli tıp tarafından çok kullanılan bir yöntem olmuştur. Kanla ilgili Mukaddes Kitap yasağına uymak isteyen İsa’nın bir takipçisi bu nedenle, böyle bir denemeyle karşılaşabilir. Doktorlar, hastabakıcılar ve hatta akrabalar kanı kabul etmeye ısrarla teşvik edebilirler. Bunun hakkında bilgileri olan kişiler, gayet tabii, kan naklinin ciddi tehlikeler doğuracağını iyi bilirler. Time dergisi (5 Kasım 1984) “her yıl Amerika’da 100.000 kişinin kan nakli vasıtasıyla sadece diğer virüsler elendikten sonra teşhis edilebilen esrarengiz bir virüsten sarılık hastalığına tutulduklarını” yazıyor. Time dergisi, aynı zamanda kan nakli yüzünden meydana gelen 6.500’den Fazla AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Noksanlığı Sendromu) olayını bildiriyor. Bu raporda şöyle deniliyor: “Hastaların hemen hemen yarısı öldü, nihai ölüm oranı %90 ve daha fazla olabilir.” Tabii, Yehova’nın Şahitleri, kötü bir tedavi olduğu için kanı reddetmiyorlar. Doktorlar, kan naklinin tamamen zararsız olduğuna dair teminat verebilseler bile, Tanrı’nı Sözü ‘kandan korunmayı’ emrediyor.—Resullerin İşleri 21:25.

14. Kanla ilgili hangi “gizli” denemeyle karşılaşılabilir?

14 Kendisine muhakkak kan alması gerektiği söylenen bir Şahidin aklına hemen Tanrı’nın kan hakkındaki kanunu gelir. Böyle bir durumda bulunan bir Şahidin yanında iman kardeşlerinin bulunması onu kuvvetlendirecektir. (Daniel 3:13-18 ile karşılaştır.) Bununla birlikte bazen yalnız başına bulunabilir, çevresindekiler kendisine baskı yapıp, bu konuda sorumluluğun kendilerine ait olduğunu söyleyebilirler.

15. Bazı doktorlar ve görevliler Şahitlerin kan almayı reddetmesiyle ilgili hangi hatalı görüşe sahiptirler?

15 Bazı ülkelerden gelen haberler, bazen doktor ve hastane görevlilerinin Yehova’nın Şahitlerini, açıkça kan nakline karşı olduklarını söyledikleri halde, içlerinden aynı şekilde düşünmediklerini zannettiklerini gösteriyor. Bir olayda “asıl sorunun (hastanın) dinsel inançlarından değil, kan nakli için önceden yazılı bir izin belgesi imza etmek istemediğinden ileri geldiğine” kanaat getirilmiştir. “Hasta kan naklinin yapmasına değil, ancak buna izin vermeye itiraz etmiştir” denilmiştir. Oysa Yehova’nın Şahitleri ‘kan nakline izin belgesini imzalamayı reddetmenin ötesinde, cesaretle hastane personelini kan naklinin reddinden doğabilecek tüm sorumluluklardan beri kılacak olan yasal belgeleri imzalamağa hazır olduklarını göstermekle tanınmaktadırlar.

16. Biri gizlice kan alınması için ısrar ederse neyi unutmamalı?

16 Bazıları da başka dinlerdeki kimselerin bazı tedavi şekillerini reddettiklerini, fakat sonra “kapalı kapılar ardında” bunu kabul ettiklerini gördüklerinden, Yehova’nın Şahitlerinin de yanı şeyi yapacaklarını zannetmektedirler. Hatta bazı görevliler, gizli olarak kan nakline razı olan Şahitleri tanıdıklarını dahi iddia ettiler. Her ne ise, Tanrı’ya gerçekten vefakâr hizmetçiler için böyle bir şey söz konusu değildir. Yehova’nın Şahitleri, Yehova’ya hizmet ettiklerini ve Yehova’nın gözünden de hiçbir şeyin kaçamayacağını çok iyi bilirler. Davud, Bat-şeba ve Uriya ile ilgili olarak suç işlediği zaman, Yehova her şeyi görmüş ve Natan ile kendisine şu mesajı göndermişti: “Sen [Davud] gizlice yaptın, fakat ben bu şeyi bütün İsrailin karşısında, ve güneşin karşısında yapacağım.”—II. Samuel 11:27–12:12; 16:21.

17. (a) Gizlice kan naklini kabul etmek, başkaları için nasıl zorluklar yaratabilir? (b) Yalnızken bile bir hemşirenin kan meselesinde nasıl sabit durduğunu ve bunun sonucunu açıkla.

17 Şahitlerin iman kardeşlerine karşı besledikleri sevgi, onların Tanrı’nın kanla ilgili kanunu ihlal etmek üzere gizlice anlaşmak için yapılan baskılara karşı koymalarına yardım eder. Acaba nasıl? Bir doktor veya herhangi bir görevli gizli de olsa kan almak için baskı yaparsa bunu kabul etmenin ileride başka bir şahidin başına getirebileceği zorluğu da düşünür. A.B.D.’nin bir eyaletinde geçen şu tecrübeye dikkat edelim:

Hemşire . . . . iltihaplı bir rahatsızlığı sebebiyle tedavi görüyordu. Hastalığı birdenbire çok ağırlaştı; doktoru bir iç kanama teşhis etti ve büyük bir hastahaneye gitmesini öğütledi. Hemşire . . . . ilk yardım kısmının personeline şunu söyledi: “Durum ne olursa olsun, ben kan naklini kabul edemem.” Hastabakıcılar başka Şahitlerin kan aldıklarını iddia ederek ona baskı yaptıkları halde hemşiremiz kan almayı reddetti. Hemşire kan kaybetmeğe ve zayıflamağa devam etti. Bunun üzerine yoğun bakımı alındı. Oradaki doktorlar eyalet Yüksek Mahkemesinden bir yargıç çağırdılar.

Birkaç ay sonra, hastahanenin konferans salonunda aynı yargıç, 150’den fazla doktorun oluşturduğu bir kalabalığa şöyle konuştu: “Ne olursa olsun bu hayat kimindir?” Önce kanı reddeden, fakat olaya bir yargıç karıştığı zaman onu kabul eden insanlarla karşılaştığını söyledi. Acaba hemşire . . . . hakkında ne söylenebilirdi? Yargıç, yalnız oldukları bir sırada hemşiremizi mahkeme emriyle kan nakli yapılmasına ve sorumluluğu kendisinin yüklenmesine izin vermek üzere ikna etmeye çalıştığını söyledi. Acaba hemşire ne yaptı? Yargıç, orada hazır bulunan doktorlara, Bayan . . . . . ’in, artakalan bütün kuvvetini toplayarak, katiyen kan kabul etmeyeceğini ve kendisini yalnız bırakıp odadan çıkmasını rica ettiğin söyledi. Sonuç olarak, hemşirenin kanı reddetmesi karşısında, yargıç kan alması için emir vermek üzere hiçbir kanuni temele sahip olmadığını söyledi.

18. Yehova’nın Şahitleri kan meselesi hakkında hangi kararlılıklarını açıkça belirtirler ve herhalde sonuç ne olacaktır?

18 Bu, kan almanın asla bir pazarlık konusu olamayacağını kesin ifadelerle açıklamanın önemini vurgular. Şu açıklamayı yaparken, resuller buna benzer kesin bir duruş almışlardı: “İnsanlardan ziyade Allaha itaat etmek gerektir” (Resullerin İşleri 5:29) Hemşire . . . . . ’in olayı aynı zamanda, bir Şahidin uzlaşması halinde bunun başkalarını nasıl etkileyebileceğini de göstermektedir. O, hasta ve bedenen zayıfken sırf başka birinin daha önce belki gizlice Tanrı’nın kanununu ihlal ettiği için daha fazla baskıyla karşılaştı. Tabii kanunun bu ihlali “dünyanın Hâkimi” için gizli olamaz. (Tekvin 18:25) Çok şükür hemşire . . . . , alenen olduğu gibi, gizlice de asla uzlaşmadı. Zamanla sağlığı düzeldiğinde doktorlar kuruluna Tanrı’ya sadık kalmakla ilgili aynı kararlılığını bildirdi.

19. Yehova’nın Şahitleri daima hangi gerçeğin bilincindedirler?

19 Alenen olsun veya olmasın, Yehova’nın Şahitleri Tanrı’ya sadık kalırlar. Yehova bu tür sadakatten hoşlanır ve bunu ödüllendirecektir; aleni veya gizli olsun, Kendi standartlarına karşı sadakatsizlik gösterenlerin, işlerine göre karşılık verecektir. (Mezmur 51:6; Eyub 34:24) Bundan sonra göreceğimiz gibi, O, bizde bulunabilen gizli kusurlarımızı yenmek üzere de, sevgi dolu şekilde kâmil öğütler verir.

NASIL CEVAP VERİRSİN?

Tanrı, hareketlerimizi etkilemesi gereken hangi yeteneğe sahiptir?

Akan’ın başına gelenler, bize hangi hayati dersi vermelidir?

İsa’nın bir takipçisinin, gizlice Tanrı’nın kan hakkındaki kanunu ihlal etmesi, hangi zararlarla sonuçlanabilir?

Yehova’nın Şahitleri, Tanrı’nın kan konusundaki görüşü hakkında ne yapmakta kararlıdırlar?

[Sayfa 10’daki çerçeve]

Tanrı’nın Kanla İlgili Kanunu Hâlâ Geçerlidir

JOSEPH PRİESTLEY (1733-1804) oksijeni keşfeden bilim adamı olarak tanınmaktadır, fakat kendisi bir din adamı da idi. O şöyle yazdı:

“Nuh’a verilen kan yeme yasağının tüm torunları için geçerli olduğu görülüyor.” İsa’nın takipçilerine verilen kan yasağının ancak geçici olduğu iddiasına gelince Priestley şunu söyledi: “Bunun geçici olduğunu gösteren veya ima eden hiçbir şey yok, yasağın ne zaman sona ereceğine ilişkin de hiçbir söz yok. . . . Resullerin koydukları bu yasağı, bunun mahiyetini ve kapsamını doğru anlamadıklarını sanmak herhalde mümkün değildir, ilk Hıristiyanların hareketlerini yorumlarsak, bunun mutlak ve kalıcı olduğu sonucuna varmamak mümkün değildir.”

1646 yılında A Blood Tenet Confuted or Blood Forbidden adlı eser yayımlandı. 8. sayfada şu sonuca varıldı: “Tüm İngiltere’de yapıldığı gibi, kutsal olmayan siyah [kan] pudingler şeklinde hayvanların kanlarını yemekle ilgili âdeti ortadan kaldıralım; o zaman kendimizi insanlık dışı değil, merhamet dolu insanlar olarak göstereceğiz; o zaman böyle kesin hükümlerde Tanrı’ya itaat etmeyenler değil, O’nun iradesine itaat edenler, ve O’nun gözünde doğru olanı yapanlar olarak Tanrı’nın lütfuna sahip olacağız, . . . . kendi kavmimizden kesilmeyeceğiz ve Tanrı’nın yüzü kötülük için devamlı olarak bize karşı olmayacaktır.”

Gaspard Bartholin, 17. yüzyılda Kopenhagen Üniversitesinde anatomi profesörü idi. ‘Kanın Kötüye Kullanılması’ üzerinde bir yazı yazarak şöyle dedi: ‘Hastalıkları içten tedavi etmek için insan kanının kullanılmasını başlatanlar onu kötüye kullanıp ağır günah işlediler. Yamyamlar mahkûm edilmiştir. Boğazlarını insan kanıyla lekeleyenlerden iğreniyor muyuz? Yabancı kanı, kesilmiş bir damardan, kan nakli vasıtasıyla ve ağız yoluyla almak da böyledir. Bunu yapanlar kan yemeği yasaklayan Tanrısal kanun tarafından dehşet altında tutuluyor’.

Revelation Examined with Candour (1745) adlı eserde de Tanrı’nın kan hakkındaki emri ele alınıyordu. Şu muhakeme tarzı sunuldu: “Bu emir Tanrı tarafından Nuh’a verildi, Musa’ya tekrarlandı ve İsa Mesih’in resulleri tarafından tasdik edildi; dünya sanki yeniden başladığı zaman Tufan’dan hemen sonra verildi; o büyük fırsatta verilen tek emir idi; Kendisine mukaddes olmak üzere Tanrı’nın diğer insanlardan ayırdığı kavme korku verici vakalarla tekrarlandı; onu ihlal etmeye kalkışan hem Yahudiye, hem de yabancıya Tanrısal intikamla ilgili dehşet verici uyarılarla tekrarlandı; ve yeryüzünde bir araya gelen en vakarlı ve kutsal meclis tarafından tasdik edildi; iki episkopos ve iki resulden daha az önemli olmayan habercilerin eliyle komşu milletlerin birçok kiliselerine o kutsal toplantıdan Tanrı’nın Ruhunun direkt etkisi altında hareket edilerek götürüldü. . . . Bundan sonra herhangi bir kişi bu emrin aleyhinde konuşmaya cesaret edecek mi? Aklı başında olan herhangi bir kişi böyle verilmiş, böyle tekrarlanmış ve bizzat Tanrı tarafından böyle tasdik edilmiş olan bir hükmü anlamsız ve önemsiz beyan edecek mi?”

    Türkçe Yayınlar (1974-2026)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş