Watchtower ONLINE KÜTÜPHANE
Watchtower
ONLINE KÜTÜPHANE
Türkçe
  • KUTSAL KİTAP
  • YAYINLAR
  • İBADETLER
  • w97 1/9 s. 25-28
  • Yüreğim Minnettarlıkla Doluyor

Bu kısım için bir video yok.

Üzgünüz, video yüklenirken bir hata oluştu.

  • Yüreğim Minnettarlıkla Doluyor
  • Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1997
  • Altbaşlıklar
  • Benzer Malzeme
  • İyi Örnek Olanlara Minnettarım
  • Hakikat İçin Tavır Alışım
  • Hizmetim İçin Minnettarım
  • Sadık Bir Arkadaş Kazanmak
  • Birlikte Geçirdiğimiz Yaşam İçin Minnettarız
  • Bir Yahudi’nin Eteğine Yapışarak Geçirdiğim 70 Yıl
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—2012
  • Doğru Seçimler Ömür Boyu Nimetlere Yol Açtı
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—2007
  • Öğrenmeyi Hiç Bırakmadım
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur (İnceleme)—2024
  • 80 Yaşında Görev Değişikliği
    Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1998
Daha Fazla
Gözcü Kulesi Yehova’nın Gökteki Krallığını Duyurur—1997
w97 1/9 s. 25-28

Yüreğim Minnettarlıkla Doluyor

JOHN WYNN TARAFINDAN ANLATILMIŞTIR

Yehova’nın Şahitlerinin ibadetlerine gitmemek için ne çok direnirdim! Karın ağrısı, baş ağrısı numaraları; gitmemek için her şeyi yapardım. Fakat annemin her zamanki kesin tavrı karşısında bu rahatsızlıklar hemen geçerdi; sonunda kendimi, onun yanında İbadet Salonuna giden 3 kilometrelik yolu yürürken bulurdum; annemle yanındaki daha yaşlı arkadaşının Tanrı’nın Sözü hakkındaki sohbetlerini dinlerdim.

BU BANA değerli bir ders öğretti: Ana-babalar sevgiyle davranırken, Tanrı’nın gözünde doğru olan şeyler için kararlılığı asla elden bırakmamalılar. (Süleymanın Meselleri 29:15, 17) ‘Toplanmalarımızı terk etmemekle’ ilgili Tanrısal emri asla unutmamalılar. (İbraniler 10:24) Hayatıma geri dönüp şöyle bir bakınca, annemin beni kendim için en iyi olanı yapabilecek şekilde yetiştirmiş olmasına çok minnettarlık duyuyorum!

İyi Örnek Olanlara Minnettarım

Babam inancımızı paylaşmadığı halde, annem Mukaddes Kitap Tetkikçisi—Yehova’nın Şahitleri o zaman böyle biliniyordu—olduğunda, inançlarına hoşgörü gösterdi. Annem, 1913’te Teşkilatın ilk başkanı Charles T. Russell tarafından verilen “Beyond the Grave” (Mezarın Ötesi) başlıklı konuşmayı dinlemeye gitmiş. Fakat geç geldiğinden bütün yerler doluymuş. Bu nedenle, geç gelen diğer kişilerle birlikte kürsünün yanına, yani Pastor Russell’ın çok yakınında bir yere oturmaya davet edilmiş. Konuşma onu derinden etkilemiş. Bu konuşma ertesi gün yerel gazetede yayımlanmış ve annem onu saklayıp tekrar tekrar okumuş.

Toplantıdan sonra annem adını yazıp vermiş ve çok geçmeden Mukaddes Kitap Tetkikçilerinden biri kendisiyle irtibat kurmuş. Zamanla, memleketimiz Gloucester’da (İngiltere) kapı kapı dolaşıp Mukaddes Kitaba dayalı broşürler vermeye başlamış. İki ablam ve ben daha küçük yaşlardan itibaren annemle birlikte vaaz etme işine katıldık.

Gayretli bir Mukaddes Kitap tetkikçisi olan Harry Francis, Gloucester’a taşındığında, annem onu sıcak bir şekilde karşıladı. Çok geçmeden benimle kişisel olarak ilgilendi ve onun teşviki daha sonra öncü—dolgun vakitli vaizler böyle adlandırılır—olmamda büyük bir etken oldu. Birader Francis’in örneği bana önemli bir ders öğretti: Yaşça daha büyük olanlar daima gençleri teşvik etme yolları aramalılar.

Annem Mukaddes Kitap Tetkikçisi olunca, Gloucester’daki başkaları da aynını yaptılar. Bununla birlikte, cemaatteki bazı ihtiyarlar, kendilerine fazla önem vermeye başladılar ve sınıf—cemaat o zaman böyle adlandırılıyordu—mensupları bireylerin peşinden gitmeye başladı. Bir ibadette bazıları, ısrarla belirli ihtiyarları desteklemek üzere elini kaldırması için annemi arkadan dürtüp durdular. Fakat annem o ihtiyarların uygun bir örnek sergilemediğini biliyordu ve böyle bir zorlamayı kabul etmedi. O sıralarda, yani 1920’lerin sonlarında, birçok kişi cemaatten uzaklaştı ve artık hakikat yolunu bıraktılar. (II. Petrus 2:2) Fakat annem benim için iyi bir örnek sergileyerek teşkilatı vefayla desteklemeyi asla bırakmadı.

Hakikat İçin Tavır Alışım

Sonunda, Haziran 1939’da, 18 yaşında River Severn’da vaftiz edildim. O yıl ayrıca ses tesisatı hizmetçisi olarak tayin edildim. O günlerde, “Din Bir Tuzak ve Düzenbazlıktır” mesajını halka açık yerlerde bangır bangır bildiren büyük bir gramofon kullandık. O zamanlar, Hıristiyan âleminin ikiyüzlülüğünü ve sahte öğretilerini açığa vurmak üzerinde özellikle duruluyordu.

Bir keresinde kafile halinde yürüyen kardeşlerin önünde, bir yüzünde “Din Bir Tuzak ve Düzenbazlıktır” ve diğer yüzünde “Tanrı’ya ve Kral Mesih’e Hizmet Edin” mesajlarını ilan eden bir levha taşıyordum. Her iki tarafında, halka açık olarak yapılacak konuşmayı bildiren büyük afişler asılı bir midilli de bizimle birlikteydi. Çok dindar bir kent olan Gloucester’da bu ne etkili bir görüntü yaratmış olmalı!

Ailemizin parasal sıkıntılarına rağmen, annem beni öncü olmaya teşvik etti. Böylece, Eylül 1939’da II. Dünya Savaşının başlangıcında ilk öncülük hizmetime Warwickshire ilinde küçük bir kasaba olan Leamington’da başladım. Kasaba, birçok emekli din adamının memleketiydi.

Evden eve hizmetimizde, o zamanlar başkan olan Joseph F. Rutherford’un konuşmalarını çaldığımız hafif bir gramofon kullanıyorduk. Öte yandan, diğer gramofonumuzu (daha büyük dinleyici toplulukları için kullanılabilen) çok daha ağır olduğundan bebek arabasında taşıyorduk. Bazı zamanlar sahte dini açığa vuran mesajımıza kızan din adamları bizi evlerinin önünden kovdular. Fakat moralimiz bozulmadı. Yehova işimizi bereketledi ve bugün Leamington’da yüzden fazla Şahitten oluşan bir cemaat bulunuyor.

İkinci Dünya Savaşı sürerken, 1941’de Galler’e taşındım; burada Haverfordwest, Carmarthen ve Wrexham kasabalarında öncülük yaptım. Dolgun vakitle hizmet ettiğim için, zorunlu hizmetten muaf tutuldum, fakat insanlar tarafsızlığımıza değer vermedi. Bu nedenle, hizmet arkadaşım ve ben casus, yani beşinci kolcu olarak suçlandık. Bir gece, polis karavanımızın etrafını çevirdi. Çalıştığı kömür işinden henüz dönen hizmet arkadaşım, gelenin kim olduğunu anlamak için başını dışarı uzatmıştı. Yüzü kömür tozuyla kaplıydı ve polise göre, sanki bir komando saldırısına hazır gibi gözüküyordu. Tabii bu durum biraz açıklama gerektirdi!

Hizmet ettiğimiz yerlerde bol bol bereketlendik. Bir keresinde, Camarthen’dayken, Yehova’nın Şahitlerinin Londra’daki bürosundan John Barr (şimdi Yönetim Kurulunun bir üyesi) bize yüreklendirici bir ziyarette bulundu. O zaman Carmarthen’da sadece iki müjdeci vardı; şimdi ise yüzü geçti. Wrexham’da şimdi üç cemaat var ve geçenlerde Haverfordwest’te güzel bir İbadet Salonunu Tanrı’ya vakfetme ayrıcalığına sahip oldum.—I. Korintoslular 3:6.

Hizmetim İçin Minnettarım

Swansea’deyken (Güney Galler) hizmet arkadaşım Don Rendell’e zorunlu hizmet muafiyeti tanınmadı. Vicdani nedenle gösterdiği tarafsız tavır sonucunda hapse atıldı. (İşaya 2:2-4; Yuhanna 13:34, 35) Hem onu yüreklendirmek hem de komşulara şahitlikte bulunmak amacıyla gramofonu hapishanenin yakınlarına koyup Mukaddes Kitaba dayalı konuşmalar çaldım.

Fakat, yöredeki kadınlar bundan hoşlanmadılar; yanımdaki arkadaşımı ve beni askerlere dövdürmek üzere para topladılar. Tabana kuvvet kaçmaya başladık, ayrıca gramofonun olduğu bebek arabasını da itiyordum; korunmak için İbadet Salonuna koştuk. Fakat Salona geldiğimizde kapı kilitliydi! Zamanında gelen polisin araya girmesiyle sıkı bir dayak yemekten kurtulduk.

Belli ki bu olay herkes tarafından duyulmuştu. Bir zaman sonra Swansea yakınındaki kırsal bir yerde vaaz ederken, bir adam onaylar tarzda şunları söyledi: “İsa’nın takipçisi olmak işte budur; sizin savunduğunuz gibi, inancını cesurca ilan eden ve kurtulmak için kaçmak zorunda kalan Swansea’daki genç adam gibi.” O genç adamın ben olduğunu öğrenince çok şaşırdı.

O savaş yıllarında öncülük yapmak kolay değildi. Elimizde avucumuzda fazla bir şey yoktu, ama sahip olduklarımızı takdir edip onlardan sevinç duyuyorduk. Ruhi gıdamızı her zaman düzenli olarak aldık ve hasta olduğumuz zamanlar dışında ibadetleri hiç kaçırmadık. Eski bir bisiklet satın aldım; üzerine, Mukaddes Kitaba dayalı yayınları ve gramofonu taşımak için büyük sepetler koydurduk. Bazı zamanlar bisiklet üzerinde günde 80 kilometre yaptım! Yedi yıl kadar öncülük yaptım, şimdi o günleri sevgiyle anıyorum.

İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra, 1946’da Beytel’de çalışmak üzere davet edildim; Yehova’nın Şahitlerinin ülkelerindeki merkez binaları böyle adlandırılır. Beytelimiz o zamanlar London Tabernacle’ın bitişiğinde, Craven Terrace 34 numaradaydı. Orada, Alice Hart gibi ileri yaştaki kişilerle dostluklar kurmanın sevincini tattım; onun babası Tom Hart’ın İngiltere’deki ilk Şahit olduğu sanılıyor.

Sadık Bir Arkadaş Kazanmak

Etty ile evlenmek için 1956’da Beytel’den ayrıldım; Etty, Hollanda’dan, Londra’da yaşayan ablasını görmeye geldiğinde tanıştığım bir öncüydü. Savaşın sonuna doğru Etty, Tilburg’daki (güney Hollanda) bir ticaret lisesinde daktilo ve steno öğretiyormuş. Bir gün, başka bir öğretmen onun eve sağ salim vardığından emin olmak için eve bisikletle birlikte gitmeyi önermiş. O, bir Roma Katolikmiş. Eve vardıklarında Etty’nin Protestan ana-babasıyla sohbete başlamışlar. Aralarında bir dostluk gelişmiş ve öğretmen evlerine sık sık gelip gitmeye başlamış.

Savaşın bitmesinden kısa bir süre sonra, bu öğretmen “Hakikati buldum!” diye bağırarak Etty’lerin evine gelmiş.

Etty’nin babası, “Sanırım Katolikken de hakikate sahip olduğunu söylemiştin!” diye karşılık vermiş.

Heyecanla “Hayır!” demiş. “Hakikate sahip olanlar Yehova’nın Şahitleri!”

O akşam ve onu izleyen birçok akşam, yoğun Mukaddes Kitap görüşmeleriyle geçmiş. Bundan kısa bir süre sonra Etty öncü olmuş. Hizmeti sırasında sert muhalefetle karşılaşmış; Hollanda’da bu muhalefet Roma Katolik Kilisesinden geliyordu. Papazların kışkırttığı çocuklar, onun evden eve giderken yaptığı sohbetleri bölerlermiş; bir keresinde de bisikletini bozmuşlar. Bisikletini, daha önce kendisinden kitap almış bir tamirciye götürmüş. Ağlamaklı bir halde tamirciye “Bak, çocuklar ne yaptı!” demiş.

Adam nazik şekilde “vazgeçme” diye karşılık vermiş. “Sen iyi bir iş yapıyorsun. Hiçbir şey almadan bisikletini tamir edeceğim.” Ve yapmış da.

Etty, papazların, cemaatleriyle pek ilgilenmediğini görmüş. Ancak Etty onların cemaatinden biriyle Mukaddes Kitabı incelemeye başladığında durum değişmiş. O zaman papazlar ve rahibeler, insanların Mukaddes Kitaba ve Yehova’ya karşı imanlarını zayıflatmak için hemen harekete geçmişler. Bunlara rağmen o, olumlu sonuçlar veren birçok Mukaddes Kitap tetkiki idare etmiş.

Birlikte Geçirdiğimiz Yaşam İçin Minnettarız

Düğünümüzden sonra, Etty ve ben İngiltere’de seyahat etme işine tayin edildik ve kardeşleri ruhi yönden güçlendirmek için yaklaşık beş yıl cemaatleri ziyaret ettik. Sonra Yehova’nın Şahitlerinin Brooklyn’deki (New York) dünya merkez bürolarında Gilead Okulunun 36. sınıfına katılma daveti aldım. Kasım 1961’de biten on aylık kurs, özellikle, Yehova’nın Şahitlerinin bürolarındaki işi ele alacak erkekleri eğitmek amacıyla tasarlanmıştı. Ben oradayken, Etty İngiltere’de Londra Beyteli’nde kaldı. Mezuniyetimden sonra, birlikte oraya tayin edildik.

Sonra 16 yıl boyunca, hizmet departmanında çalıştım; cemaat faaliyetlerine ait meselelere baktım. 1978’de, Beytel Evi nazırı Pryce Hughes ölünce, onun yerine tayin edildim. Büyüyen Beytel ailemizin mensuplarının—şu anda 260 kişinin üzerinde—refahından sorumlu olmak, benim için bu yıllar boyunca değerli bir görev olmuştur.

Sevgili annem 1971’de 85 yaşında öldü. Etty ve ben cenazeye katılmak üzere Gloucester’a gittik; bir birader annemin sahip olduğu semavi ümidi güzel bir şekilde ele aldı. (Filipililer 3:14) Ablalarım Doris ve Grace’in anneme yaşlılığında gösterdikleri sevgi dolu özen için minnettarım; çünkü bu sayede Etty ve ben dolgun vakitli hizmete devam edebildik.

Etty ve ben sık sık ana-babalarımızı ve bizi nasıl sevgi dolu ve ödün vermez şekilde yetiştirdiklerini düşünüyoruz. Onlara olan borcumuz sonsuz! Annem, benim ve ablalarım için özellikle şahane bir örnek sergileyerek Yehova ve teşkilatına takdir geliştirmemize yardım etti.

Gerçekten, gökteki Babamız Yehova’ya hizmetle geçen her bir günü düşünürken yüreklerimiz minnettarlıkla doluyor. Ne harika, sevgi dolu bir Tanrımız var! Mezmur yazarı şu sözleri yazarken bizim duygularımızı ifade ediyordu: “Ey Allahım, ey Kıral, seni yükseltirim; ve senin ismini ebediyen ve daima takdis ederim. Seni her gün takdis eylerim; ve senin ismine daima ve ebediyen hamdeylerim.”—Mezmur 145:1, 2.

[Sayfa 26’daki resim]

Karım Etty ile birlikte

    Türkçe Yayınlar (1974-2026)
    Oturumu Kapat
    Oturum Aç
    • Türkçe
    • Paylaş
    • Tercihler
    • Copyright © 2026 Watch Tower Bible and Tract Society of PA
    • Kullanım Şartları
    • Gizlilik İlkesi
    • Gizlilik İlkesi
    • JW.ORG
    • Oturum Aç
    Paylaş